Danimarka'nın Ankara Büyükelçisi Ole Toft, Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026'da Antalya'da yapılacak BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'ndan (COP31) yeni hedefler değil, uygulamaya dönük somut adımlar beklediklerini söyledi. Toft, AA'ya yaptığı değerlendirmede, iklim finansmanında yaşanan sorunların bu zirvede aşılmasını umduklarını belirtti. Büyükelçi ayrıca Türkiye ile Danimarka arasında denizüstü rüzgar enerjisinde iş birliği fırsatı gördüğünü dile getirdi.

Danimarka COP31'den ne bekliyor?
Danimarka, COP31'de daha önce verilen taahhütlerin hayata geçirilmesini ve finansman konusunda ilerleme sağlanmasını bekliyor. Büyükelçi Toft, bu beklentiyi "COP31'de hem taahhütlerin hayata geçirilmesi hem de finansman konusunda ilerleme sağlanmasını bekliyoruz." sözleriyle aktardı.

Toft, iklim değişikliğinin küresel bir sorun olduğunu vurguladı. Gerekli adımlar atılmazsa sorunların büyüyeceğini, gelecek nesillerin de bu sorunlarla başa çıkmakta giderek daha fazla zorlanacağını söyledi.

Danimarka, Türkiye'nin COP31 yaklaşımını nasıl değerlendiriyor?
Danimarka, Türkiye'nin COP31'i bir "uygulama konferansı" olarak kurgulamasını olumlu karşılıyor. Toft, "Türkiye'nin COP31'i yalnızca hedeflerin belirlendiği değil, somut adımların atıldığı ve sonuçların elde edildiği bir uygulama konferansına dönüştürmeye odaklanmasını son derece olumlu buluyoruz." dedi.

Büyükelçi, iklim hedeflerine ulaşmak ve enerji dönüşümünü hızlandırmak için gereken yatırımlarda özel sektörün öncü rol oynadığına dikkati çekti. Toft'a göre özel sermayenin harekete geçirilmesi bu süreçte büyük önem taşıyor.

COP31 ne zaman ve nerede yapılacak?
COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya'da düzenlenecek. UNFCCC'nin katılımcı bilgilerinde konferansın ana mekânı Aksu'daki Antalya EXPO Center olarak gösteriliyor.

Dünya Liderleri İklim Eylemi Zirvesi ise 11-12 Kasım'da yapılacak. Türkiye konferansa ev sahipliği yapıp COP başkanlığını yürütürken, resmî müzakere sürecine Avustralya öncülük edecek.

COP31'e Danimarka'dan kimler katılacak?
Büyükelçi Toft'un verdiği bilgiye göre COP31'e Danimarka adına geniş bir heyet katılacak. Heyette Danimarka Kraliçesi Mary'nin yanı sıra kamu temsilcileri, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından isimler bulunacak.

Kraliçe Mary, geçen yıl Brezilya'nın Belem kentinde yapılan COP30'a da katılmıştı.

Danimarka'nın enerji dönüşümü nasıl başladı?
Danimarka'nın enerji politikası, 1970'lerdeki petrol krizinin ardından köklü biçimde değişti. Toft, o dönemde ülkenin enerji ihtiyacının büyük ölçüde Orta Doğu'dan ithal edilen petrolle karşılandığını hatırlattı.

Krizin ardından Danimarka bir yandan Kuzey Denizi'nde petrol ve doğal gaz üretimine başladı, bir yandan da fosil yakıtlara alternatif kaynaklar geliştirmeye ve enerji verimliliğine yatırım yapmaya yöneldi. Toft, ülkenin enerji şokunu atlatmak için yerli kaynakları tercih etmeye başladığını anlattı.

Türkiye, Danimarka'nın deneyiminden ne öğrenebilir?
Toft'a göre Danimarka deneyiminden çıkarılacak en önemli ders, enerji dönüşümünün uzun soluklu bir süreç olduğudur. Büyükelçi, Türkiye'nin de enerji arz güvenliğini güçlendirmek ve kaynaklarını çeşitlendirmek için benzer bir süreçten geçtiğini söyledi.

"Yatırımcılar için öngörülebilir mevzuat ve uzun vadeli planlama, enerji dönüşümünün başarısı için önemli." diyen Toft, dönüşümün 5-10 yıl içinde tamamlanamayacağının altını çizdi. Büyükelçi, kamu ve özel sektörün yanında üniversiteler ve araştırma kurumları arasındaki iş birliğinin de geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Türkiye ile Danimarka hangi alanlarda iş birliği yapabilir?
Toft, iki ülke arasında en önemli iş birliği alanı olarak yenilenebilir enerjiyi, özellikle de denizüstü rüzgar enerjisini gösterdi. Büyükelçi, Danimarkalı proje geliştiricilerin Türkiye'deki denizüstü rüzgar enerjisi ihalelerine ilişkin gelişmeleri ilgiyle takip ettiğini söyledi.

Toft'a göre Danimarkalı şirketler, Türk firmalarıyla birlikte Afrika ve Orta Asya'da ortak yatırım fırsatlarını da değerlendirebilir. Enerji verimliliği ve su yönetimi de ortak proje geliştirilebilecek alanlar arasında yer alıyor.

COP31 Bike Ride ekibi İstanbul’da: Bisikletli ulaşım için 10 maddelik talep listesi
COP31 Bike Ride ekibi İstanbul’da: Bisikletli ulaşım için 10 maddelik talep listesi
İçeriği Görüntüle

Karasal rüzgar santralleri için Danimarka ne öneriyor?
Danimarka, Türkiye'deki mevcut karasal rüzgar santrallerinin yenilenmesi ve modernizasyonunda teknoloji desteği verebileceğini belirtiyor. Toft, "Türkiye, karasal rüzgar enerjisinde önemli bir kapasite geliştirdi. Mevcut santrallerin yenilenmesi ve modernizasyonunda da Danimarka'nın ileri teknolojilerinden faydalanabilir. İki ülke bu konuda iş birliği yapabilir." dedi.

Rüzgar yatırımları istihdamı nasıl etkiliyor?
Toft, rüzgar enerjisi yatırımlarının yerel istihdam açısından da önemli olduğunu vurguladı. Büyükelçiye göre türbinlerin büyüklüğü nedeniyle üretim ve tedarik süreçleri yerelde yürütülüyor, bu da yeni iş imkânları doğuruyor.

Su kaynakları konusunda nasıl bir katkı öngörülüyor?
Toft, iklim değişikliği nedeniyle su kaynakları üzerindeki baskının arttığına dikkati çekti. Büyükelçi, yer altı sularının kullanımı konusunda Danimarkalı şirketlerin Türkiye'ye katkı sağlayabileceğini söyledi.

Kaynak: AA