ABD ile Rusya arasında varılan dizel anlaşmasının küresel arz ve fiyatlar üzerindeki etkisinin sınırlı kalabileceği değerlendiriliyor. Sevkiyatların sürekliliği ise Rus rafinerilerinin üretim kapasitesine, Rusya'nın iç piyasa ihtiyacına ve enerji altyapısına yönelik saldırılara bağlı. Anlaşma, ABD'nin Rusya'ya yönelik yaptırım politikası açısından da tartışma konusu oldu.
ABD ile Rusya dizel konusunda ne konusunda anlaştı?
ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim'de küresel akaryakıt fiyatlarını düşürmek amacıyla Rusya ile yüz binlerce ton dizel tedariki konusunda anlaştıklarını, karşılığında yaptırımları geçici olarak askıya aldıklarını açıkladı. Trump'a göre Rusya, ABD ve küresel piyasalara ilk aşamada 300 bin tondan fazla, kasım boyunca ilave 500 bin ton, ardından da 1 milyon ton dizel tedarik edecek.
Rusya dizel ihracat yasağını kaldırdı mı?
Rus hükümeti 10 Ekim'de ihracat yasağını kısmen kaldırdığını duyurdu. Karar kapsamında ilk aşamada 500 bin ton dizelin dünya piyasalarına sevk edilmesi hedefleniyor. Aynı gün ABD Hazine Bakanlığı da Rusya menşeli dizelin satışı, teslimi, gemiden boşaltılması ve ithalatı dahil ilgili işlemlere 7 Nisan 2027'ye kadar izin verdi.
İlk dizel sevkiyatı ABD'ye ne zaman yapıldı?
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 21 Ekim'de ABD'ye ilk sevkiyatın 40 bin tonluk bir tankerle yapılacağını duyurdu. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ise 23 Ekim'de ilk tankerin yola çıktığını ve sevkiyatların düzenli devam edeceğini bildirdi.
Rusya dizel ihracatını eski seviyesine döndürebilecek mi?
Novak, Rusya'nın dizel ihracatını yıl sonuna kadar yeniden eski seviyesine çıkarabileceğini söyledi. Artışın rafinerilerin üretim kapasitesine göre kademeli olacağını belirten Novak, ihracat tamamen toparlanırsa diğer ülkelere de önceki miktarlarda sevkiyat yapılabileceğini ifade etti.
Anlaşma küresel dizel fiyatlarını düşürür mü?
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS) araştırmacısı Masha Kotkin'e göre düşürmesi zor. Kotkin, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede küresel dizel talebinin günlük yaklaşık 29 milyon varil olduğunu hatırlattı. İlk aşamada taahhüt edilen 300 bin metrik ton ise yaklaşık 2,25 milyon varile karşılık geliyor. Bu miktar, günlük küresel talebin kabaca yüzde 8'i düzeyinde.
Kotkin, bu hacmin mevcut arz sıkışıklığını anlamlı ölçüde hafifletemeyeceğini ve fiyatları düşüremeyeceğini söyledi. İlk 300 bin tondan sonraki teslimatların Rusya'daki rafinerilerin durumuna bağlı olmasının da taahhüdün güvenilirliğini zayıflattığını belirtti.
Rus rafinerilerindeki hasar sevkiyatları nasıl etkiliyor?
Kotkin, Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) dayanarak Rusya'nın rafineri kapasitesinin yaklaşık üçte birinin hasar gördüğünü, bunun da rafinaj kapasitesini kısıtladığını söyledi. İç piyasadaki kıtlık nedeniyle Rusya'nın 31 Ocak'tan bu yana rafine petrol ürünlerinde kısmi ihracat yasağı uyguladığını da anımsattı.
Bir diğer etken mevsimsel. Kotkin'e göre Rusya her yıl sonbaharın sonlarında yazlık dizel stoklarını elden çıkararak, çok düşük sıcaklıklarda jelleşmeyen kışlık ve Arktik dizel için depolama alanı açıyor.
Ukrayna'nın saldırıları teslimatları tehdit ediyor mu?
Kotkin'e göre evet. Ukrayna'nın Karadeniz'de Rus petrol tankerlerine ve LNG taşıyıcılarına, yakın zamanda da St. Petersburg petrol ihracat terminaline saldırdığını belirten Kotkin, dizel sevkiyatlarının da benzer bir riskle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Anlaşma ABD'de yaptırım tartışmasını nasıl etkiledi?
Kotkin, Rusya'ya yönelik enerji yaptırımlarının hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar tarafından desteklendiğini hatırlattı. Trump'ın imzaladığı son muafiyetin Kongre'de iki partiden de güçlü tepki aldığını belirten Kotkin, Kongre ile Trump yönetimi arasında yaptırım politikası konusundaki görüş ayrılıklarının süreceğini bekliyor. Geçici muafiyetlerin arz sıkışıklığını çok sınırlı ölçüde hafifleteceğini, hatta hiç rahatlama sağlamayabileceğini de sözlerine ekledi.




