2026 Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen eski Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) yargıcı Navanethem Navi Pillay, ABD'nin UCM'yi hedef alan yaptırımlarının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve kabul edilemeyeceğini söyledi. Pillay, Cenevre'de Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin sorularını yanıtlarken Gazze'deki durumu, BM raporunu ve kendisine yöneltilen eleştirileri de değerlendirdi.

Pillay, "UCM'ye karşı uygulanan bu yaptırımlar kabul edilemez. Bunlar uluslararası hukuka aykırıdır" dedi. Güney Afrikalı hukukçu, bir mahkeme salonunda hukuka uygun kararlar alan yargıçları hedef almanın bağımsız bir mahkemenin işleyişine ağır bir müdahale olduğunu vurguladı.

Pillay ABD'nin UCM'ye yönelik yaptırımları hakkında ne söyledi?

Pillay, yaptırımları "son derece acımasız" olarak niteledi ve en sert şekilde kınanması gerektiğini söyledi. ABD yönetiminin attığı adımlar arasında ortak vicdanı sarsması gereken, "böyle bir şey asla yaşanmamalı" dedirten pek çok uygulama bulunduğunu belirtti. UCM'de görev yapan herkesle tam bir dayanışma içinde olduğunu da ekledi.

Yaptırımlar UCM'yi ve çalışanlarını nasıl etkiliyor?

Pillay'a göre yaptırımlar mahkemenin işleyişini, çalışanların hayatlarını ve ailelerini olumsuz yönde etkiliyor. Sıradan insanları etkileyen yaptırımların insan hakları ihlali olduğunun da altını çizdi.

Avrupa ülkeleri yaptırımlara nasıl yaklaştı?

Pillay, Avrupa ülkelerinin İsrail'e karşı yaptırımları desteklediğine dair bir bilgisi olmadığını söyledi. Buna karşın İspanya ve Fransa gibi ülkelerin, ABD'nin yaptırımlarından kendilerini ayrıştıran açıklamalar yapmasından büyük memnuniyet duyduğunu ifade etti. Avrupa'nın hukuka aykırı yaptırımların uygulanmaması yönündeki kendi standartlarına sahip çıkacağı umudunun güçlü olduğunu kaydetti.

Pillay Nobel Barış Ödülü'nü neden aldı?

Norveç Nobel Komitesi, ödülü 9 Ekim'de barışı ve uluslararası hukuku geliştirme çabaları nedeniyle Pillay'a verdiğini açıkladı. Pillay, eski BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri ve eski UCM yargıcı olarak biliniyor. Ödül töreni, 10 Aralık'ta Oslo'da yapılacak.

Pillay, aday gösterildiğini bilmediğini ve ödül karşısında şaşırdığını söyledi. Buna layık görülmenin kuşkusuz büyük bir onur olduğunu ifade etti.

Pillay Gazze'deki durumu nasıl değerlendiriyor?

Pillay, Gazze'de soykırımın hâlâ devam ettiğini savundu ve geleceğin çok karanlık göründüğünü söyledi. En acil meselenin, insan haklarını ve insani yardımı destekleyen tüm ülkelerin uluslararası standartların ihlalini önlemek için harekete geçmesi olduğunu belirtti.

Pillay, görüştüğü doktorların anlattıklarından derinden etkilendiğini söyledi. İlaçların kasıtlı olarak esirgenmesini ve çocukların kol ve bacaklarının anestezi uygulanmadan kesildiğini dile getirdi. İhlallerin geçmişte kalmadığını, bu nedenle komisyonu devralan ekibin rapor hazırlamayı sürdürdüğünü ekledi.

BM Soruşturma Komisyonu'nun raporu neyi tespit etti?

Pillay, geçen yıl BM İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu Başkanı olduğu dönemde Gazze'ye ilişkin bir rapor yayımladıklarını anlattı. Yaklaşık altı yıl görev yaptığı komisyondan bu raporun ardından ayrıldı.

Pillay, ayrılığın nedeninin iş yükü ve ilerleyen yaşı olduğunu açıkladığını, buna rağmen Donald Trump'ın olası yaptırımlarından korktuğu için istifa ettiğine dair spekülasyonlar yapıldığını söyledi. Bunları asılsız propaganda olarak niteledi. Komisyonun şu anda özellikle çocuklara yönelik kötü muameleyi ele alan bir çalışma yürüttüğünü ve işgal altındaki Batı Şeria'daki ihlalleri incelediğini de aktardı.

Rapor "taraflı" mı? Pillay eleştirilere ne yanıt verdi?

Raporun "son derece taraflı" olduğu yönündeki iddialara karşılık Pillay, raporunun arkasında durduğunu ve BM'nin de aynı şekilde sahip çıktığını söyledi. Ruanda mahkemesinde Tutsi etnik grubuna karşı soykırım işlendiğine hükmeden ilk kararın bir parçası olduğunu hatırlatarak soykırım davalarında delil değerlendirme deneyimi bulunduğunu belirtti.

Pillay, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu gibi isimlerin raporu yerden yere vurduğunu ve kendisini şeytanlaştırdığını söyledi. Yaklaşık 80 sayfalık raporun çevrim içi erişime açık olduğunu belirterek herkesi okumaya çağırdı. Hazırlığın iki yıl sürdüğünü, metodolojinin ve delillerin nasıl doğrulandığının raporda açıklandığını vurguladı. Siyasi ve askeri liderlerin ifadelerinin soykırıma teşvik niteliği taşıdığını savundu.

Komisyonun Gazze ve Batı Şeria'ya girişine izin verilmediğini, buna rağmen İsrail'den çok sayıda bilgi geldiğini söyledi. Komisyonun insanları Cenevre'ye getirerek sözlü duruşmalar düzenlediğini anlattı. Pillay'a göre eleştirenler hangi bilginin yanlış olduğunu tek tek belirtmiyor.

Mamdani: Demokratların önceliği İran ve Filistin olmalı
Mamdani: Demokratların önceliği İran ve Filistin olmalı
İçeriği Görüntüle

Pillay apartheid suçlamasına ilişkin ne söyledi?

Pillay, çatışmanın kök nedeninin İsrail'in Filistin topraklarını hukuka aykırı biçimde işgali olduğunu ve bu işgalin sona ermesi gerektiğini söyledi. Komisyonun BM Genel Kurulu'na, Uluslararası Adalet Divanı'ndan (UAD) görüş alınmasını önerdiğini, üye devletlerin çoğunluğunun bu talebi desteklediğini ve Divan'ın istişari görüşünü açıkladığını hatırlattı.

Apartheidı bu genel kök neden altındaki eylemlerden yalnızca biri olarak gördüğünü belirten Pillay, ırk ve cinsiyet temelli ayrımcılık ile cinsel şiddete dair yeterli kanıt bulduklarını söyledi. İsrailli yetkililerin Roma Statüsü'nde suç olarak tanımlanan apartheid kapsamında yargılanması yönünde talepler bulunduğunu, Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnes Callamard'ın da bu yönde çaba gösterdiğini bildiğini ifade etti.

Raporun UCM ve UAD gibi uluslararası mahkemeler ile Filistin'deki durumu soruşturmaya başlayan bazı ulusal mahkemelerce inceleneceğini söyledi.

BM İsrail'e yaptırım çağrısı yaptı mı?

Pillay, BM'nin Güney Afrika örneğinde olduğu gibi İsrail'e karşı yaptırım çağrısında bulunmadığını söyledi. Güney Afrika'daki apartheid rejiminin sona ermesinde yaptırımların büyük etkisi olduğunu hatırlattı. BM yaptırımlarında ülkelerin bunlara uyma yükümlülüğü bulunduğunu, İsrail konusunda henüz bu aşamaya gelinmediğini ancak hükümetler ve sivil toplum nezdinde bu yönde talep eden seslerin arttığını belirtti.

Kaynak: AA