Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu (BTTADK), Yunanistan'ın Gümülcine ve İskeçe müftülüklerine yaptığı atamalara 25 Ekim 2026'da yazılı bir açıklamayla tepki gösterdi. Kurul, atamaların azınlığın iradesini yok saydığını belirtti. Atina yönetimini, 1985'ten bu yana çözülemeyen müftülük sorunu için azınlık kurumları ve temsilcileriyle diyalog kurmaya çağırdı.
Danışma Kurulu atamalara neden tepki gösterdi?
Kurula göre son atamalar, azınlığın talep ve beklentilerinin bir kez daha dikkate alınmadığını gösteriyor. Açıklamada müftülük meselesinin yalnızca idari bir konu olmadığı vurgulandı. Kurul, konunun azınlığın kimliğiyle ve kendi dini liderlerini belirleme hakkıyla doğrudan bağlantılı olduğunu kaydetti.
Kurul ayrıca Yunanistan yönetiminin azınlık temsilcileriyle samimi bir diyalog yürütmemesinin sorunun çözümsüz kalmasında belirleyici olduğunu savundu. Açıklamaya göre mevcut yaklaşım, devlet ile azınlık arasındaki güven ilişkisine zarar veriyor.
Azınlık hangi müftüleri tanıyor?
Batı Trakya Türk azınlığı, Gümülcine'de İbrahim Şerif'i, İskeçe'de ise Mustafa Trampa'yı seçilmiş müftüleri olarak kabul ediyor. Danışma Kurulu, devletin yaptığı atamaların azınlığın bu tercihini yansıtmadığını hatırlattı.
Mustafa Trampa, 2022'de İskeçe Müftüsü Ahmet Mete'nin vefatının ardından azınlığın düzenlediği seçimde müftü seçilmişti. Yunan makamları ise azınlığın seçtiği müftüleri resmen tanımıyor.
Seçici kurula yönelik itiraz ne?
Danışma Kurulu, müftü atamaları için oluşturulan seçici kurula da karşı çıktı. Açıklamada, azınlıkla istişare edilmeden kurulan bu yapının atama sürecine meşruiyet kazandıramayacağı belirtildi.
Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'nın 9 Nisan 2026 tarihli açıklamasına göre, yeni yasal düzenleme kapsamında önce Dimetoka müftüsü atanmış, ardından Gümülcine ve İskeçe müftülükleri için boşluk ilanları yayımlanmıştı. Danışma Kurulu, Ocak 2026'daki Dimetoka atamasına da azınlığa danışılmadığı gerekçesiyle tepki göstermişti.
Batı Trakya'da müftülük sorunu nasıl başladı?
Sorun, 1985'te Gümülcine Müftüsü Hüseyin Mustafa Efendi'nin vefatının ardından ortaya çıktı. Yunanistan yönetimi bu tarihten sonra müftüleri atama yoluyla belirlemeye başladı.
Yunanistan, 1991'de yaptığı yasal düzenlemeyle müftülerin seçimle belirlenmesine ilişkin hükümleri yürürlükten kaldırdı ve atama sistemini kalıcı hâle getirdi. Böylece bölgede devletin atadığı müftüler ile azınlığın seçtiği müftülerin bir arada bulunduğu ikili bir yapı oluştu.
Türk azınlık müftü seçme hakkını neye dayandırıyor?
Azınlık temsilcileri, müftü seçme hakkının hukuki dayanakları olarak üç metni gösteriyor:
- 1913 Atina Antlaşması
- 1920 tarihli 2345 sayılı Yunan yasası
- 1923 Lozan Barış Antlaşması
Temsilciler bu belgelere dayanarak devletin atama uygulamasına son vermesini ve azınlığın seçtiği müftülerin resmen tanınmasını talep ediyor.
Yunanistan'ın tutumu ne?
Yunanistan yönetimi müftüleri kamu görevlisi statüsünde değerlendiriyor ve bu gerekçeyle atama sistemini sürdürüyor. Müftülerin yalnızca dini değil, aile ve miras hukukuna ilişkin bazı konularda yargısal yetkilere de sahip olması, Atina'nın atamada ısrar etmesinin başlıca gerekçeleri arasında gösteriliyor.
Atina, Nisan 2026'daki açıklamasında yeni düzenlemenin din özgürlüğüne ve eşitliğe saygılı olduğunu savunmuştu.
Türkiye konuya nasıl yaklaşıyor?
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, 8 Nisan 2026'da yayımladığı açıklamada Yunanistan'ın Batı Trakya Türk azınlığının seçtiği müftüleri tanımadığını eleştirmişti. Ankara, Dimetoka'da uygulanan sürecin Rodop ve İskeçe'de de hayata geçirilmeye çalışıldığını belirtmişti. Müftülük meselesi, Türkiye ile Yunanistan arasındaki azınlık hakları gündeminin en eski başlıklarından biri olmayı sürdürüyor.
Danışma Kurulu ne talep ediyor?
Kurulun temel talebi, Yunanistan'ın müftülük sorununu tek taraflı adımlarla değil, azınlığın meşru kurumları ve temsilcileriyle yürütülecek diyalogla çözmesi. Kurul, azınlığın iradesine saygı gösterilmeden atılacak adımların sorunu çözmeyeceğini, yalnızca derinleştireceğini vurguladı.




