Fransa'da eylülde öğrenci protestolarıyla başlayan huzursuzluk, 5 Kasım Perşembe günü yapılan ülke çapındaki grevle yeni bir boyuta ulaştı. Artan yaşam maliyeti, yetersiz ücretler ve kötüleşen kamu hizmetlerine karşı öğrenciler, sendikacılar, kamu çalışanları ve "Sarı Yelekliler" sokağa çıktı. Fransız gazeteci Alexander Seale'in AA Analiz için kaleme aldığı değerlendirmeye göre süreç, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron için ciddi bir sınava dönüştü.

ABD İran anlaşma taslağı nedir? Katar'ın iki günlük planı
ABD İran anlaşma taslağı nedir? Katar'ın iki günlük planı
İçeriği Görüntüle

Aşağıdaki bilgiler, yazarın analizindeki tespitlere ve analizde atıf yapılan resmî ve sendika verilerine dayanıyor. Yorum niteliğindeki değerlendirmeler yazara aittir.

Fransa'daki protestolar nasıl başladı?

Hareket, öğrencilerin kronik öğretmen eksikliği, aşırı kalabalık sınıflar ve kötüleşen okul binalarına karşı eylem yaptığı eylülde başladı. Öğrencilerin talepleri, artan yaşam maliyetiyle boğuşan işçilerin ve kamu harcamalarındaki kesintilere karşı çıkan sendikaların desteğini aldı. Böylece eğitimle sınırlı kalan tepki, ücretler ve kamu hizmetlerini kapsayan geniş bir toplumsal itiraza dönüştü.

5 Kasım grevine kaç kişi katıldı?

Fransız İçişleri Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde yaklaşık 600 bin kişi gösteri yaptı. Fransa'nın büyük sendika konfederasyonlarından Genel İş Konfederasyonu (CGT) ise katılımcı sayısını 1,6 milyon olarak tahmin ediyor. Aradaki fark, benzer şekilde 17 Ekim'deki gösterilerde de görülmüştü. O gün Bakanlık yaklaşık 550 bin, CGT ise 800 bin kişiden söz etmişti.

Grev günü Fransa'da neler yaşandı?

Paris'te binlerce kişi Cumhuriyet Meydanı'nda toplanıp Millet Meydanı'na yürüdü. Yürüyüşün ilk saatlerinde atmosfer şenlikliydi. Daha sonra bazı göstericilerle polis arasında çatışmalar çıktı. Grev nedeniyle Eyfel Kulesi kapatıldı, okullarda ve ulaşımda aksamalar yaşandı, nükleer enerji üretimi azaltıldı. Ekim ayındaki olayların tekrarlanmaması için ülke genelinde yaklaşık 70 bin polis ve jandarma görevlendirildi.

17 Ekim'de neler oldu?

Analize göre gösterilerin çoğunluğu barışçıl geçti. Ancak maskeli küçük gruplar polislere saldırdı, iş yerlerini yağmaladı ve kamu binalarına zarar verdi. Limoges'te tarihi belediye binası ateşe verildi, çatı çöktü ve 19. yüzyıldan kalma yapının büyük bölümü harap oldu. Marsilya'da belediye binasına zorla girilerek odalar tahrip edildi. Lyon'da ise turizm ofisi ateşe verildi. Olayların ardından 1800'den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Gözaltına alınanlar hakkındaki süreç yargıda sürüyor.

Hükümet hangi adımları attı?

Hükümet, eğitimde planlanan 836 kişilik istihdam kesintisini iptal edeceğini, 500 yeni öğretmenlik pozisyonu oluşturacağını ve okul yenileme çalışmaları için finansman ayıracağını duyurdu. Buna rağmen protestolar sürdü. Güvenlik tarafında ise yerel sokağa çıkma yasakları, gösteri güzergâhlarına kısıtlamalar ve daha geniş polis konuşlandırmaları uygulandı. İçişleri Bakanı Laurent Nunez, daha fazla yıkımı önlemek için güçlü güvenlik önlemlerinin gerekli olduğunu savundu.

Güvenlik yaklaşımına yönelik eleştiriler neler?

Limoges Belediye Başkanı Guillaume Guerin, tarihi belediye binasını korumak için yeterli polis gücü bulunmadığını söyledi. Marsilya Belediye Başkanı Benoit Payan da güvenlik güçlerinin konuşlandırılma biçimini sorguladı. Macron devletin şiddet olaylarına yanıtındaki başarısızlıkları kabul etti. Nunez de bir parlamento soruşturması sırasında eksiklikleri kabul etti.

Le Monde gazetesi, protestocular ve olay yerindekiler arasında uzuv kaybı ve ciddi göz yaralanmaları gibi kalıcı yaralanmaları belgeledi. İçişleri Bakanlığı, polisin olası görevi kötüye kullanmasına ilişkin 83 soruşturmanın sürdüğünü doğruladı.

Fransa'nın mali durumu krizi nasıl etkiliyor?

Analize göre kamu borcu ekonomik üretimin yüzde 120'sine yaklaşıyor. Bu ortamda Macron hükümeti harcamaları kontrol altına alma baskısı altında. Sendikalar ise daha yüksek ücret ve daha iyi kamu hizmeti istiyor. Birçok protestocu, hükümetin ekonomik politikasını "kemer sıkma" olarak nitelendiriyor.

2027 cumhurbaşkanlığı seçimine etkisi ne olacak?

Fransa'da cumhurbaşkanlığı seçimi Nisan 2027'de yapılacak. Macron art arda üçüncü kez aday olamıyor. Marine Le Pen'in aşırı sağcı Ulusal Birlik (RN) partisi güvenlik, kamu düzeni ve iktidarın krizi ele alış biçimine yönelik eleştirilere odaklanıyor. Jean-Luc Melenchon'un sol görüşlü Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) hareketi ise sosyal eşitsizlik, kamu hizmetleri ve polisin sert müdahalesine karşı çıkıyor.

Seale'e göre her iki partinin seçimlerdeki başarısı belirsiz. Protestocular da henüz siyasi bir birlik oluşturabilmiş değil. Yazar, Fransa'nın kurumlarının çökmediğini, demokratik sistemin işlemeye devam ettiğini vurguluyor. Asıl sınavın, hükümetin otoritesini kullanırken aldığı kararlara kamu güvenini sağlayabilmesi olduğunu belirtiyor.

Kaynak: AA