Türkiye'de fen, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarındaki eğitimlerde teorik kalıpları kırarak öğrencilere erken yaşta pratik mühendislik becerisi kazandırmayı hedefleyen yerli robotik projeleri hız kazandı.
Mekanik tasarımdan elektronik kontrol kartlarına, gömülü yazılımlardan simülasyon platformlarına kadar tüm süreçleri yerli imkanlarla geliştirilen robotik platformlar, ilkokul seviyesinden üniversite düzeyine kadar geniş bir yelpazede eğitim altyapısı sunuyor.
Söz konusu yerli projeler sayesinde öğrenciler, kapalı sistem hazır yabancı kitlere bağımlı kalmadan otonom sistemlerin çalışma mantığını ve algoritmik düşünme becerisini doğrudan yerli altyapıyla kavrıyor.
BiGG Programı kapsamında desteklenen AEMrobot Robotik Sistemler AŞ de AR-GE odaklı projeleriyle eğitimde dijital dönüşüme katkı sağlamayı hedeflerken, "geleceğin Türk mühendislerinin milli teknolojilerle yetişmesi" vizyonuyla çalışmalarını sürdürüyor.
Bu kapsamda geliştirilen dört tekerlekten çekişli araç kitleri ve yüksek sensör entegrasyon kapasitesine sahip sistemler, öğrencilere kapalı sistem hazır yabancı kitlerin ötesinde özgürce prototip geliştirme esnekliği tanıyor.
Ayrıca yaş gruplarına özel olarak tasarlanan dört bacaklı robotik platformlar da geleceğin mühendislerini yetiştirme vizyonunun temelini oluşturuyor.
İlkokul ve ortaokul öğrencilerine algoritmik düşünme becerisi kazandırmayı amaçlayan ORION, lise seviyesindeki gençleri ileri düzey kodlamaya hazırlayan VEGA ve üniversite düzeyindeki akademik araştırmalara hitap eden otonom SIRIUS modelleri, Türk gençlerinin erken yaşta otonom sistem teknolojileriyle pratik yapmasını sağlıyor.
"En büyük kazanımımız yetişen insan kaynağı olacak"
Yerli robotik sistem projelerinin detaylarına ilişkin AA muhabirine açıklama yapan AEMrobot Robotik Sistemler AŞ Kurucu Ortağı Ali Emir Özen, Türkiye'deki mühendislik eğitimlerinde teorik bilgilerin ağırlıkta olduğunu, deneysel ve pratik tarafın ise kısıtlı kaldığını söyledi.
Eğitim teknolojilerinde dışa bağımlılığı azaltacak yerli çözümlerle gençlerin problem çözebilen bireyler haline gelmesini amaçladıklarını belirten Özen, şunları ifade etti:
"Üniversite sıralarında başlayan bir AR-GE çalışmasının bugün milli eğitime katkı sunacak bir projeye dönüşmesi çok önemli bir dönüm noktası. Bizim asıl odağımız, ortaya çıkan teknolojik ürünlerden ziyade bu ürünler vasıtasıyla Türkiye'de yetişecek nitelikli insan kaynağıdır. Bir ürünü veya teknolojiyi zamanla değiştirebilir ya da geliştirebilirsiniz ancak merak eden, üreten ve henüz genç yaşta problem çözme yeteneği kazanan bir bireyin ülkeye kazandırılması çok daha büyük ve kalıcı bir etki yaratır."
Mekanik, elektronik ve yazılım sistemlerinin bir arada çalıştığı otonom sistemlerin STEM eğitimine entegre edilmesinin uzun vadede küresel ölçekte rekabetçi Türk mühendislerinin yetişmesini sağlayacağını dile getiren Özen, "Geliştirilen yerli teknolojiyle erkenden tanışan bir gencin, 'Ben de yapabilirim' diyerek bu öz güveni kazanması ve ileride bu teknolojiyi üretecek kadrolara katılması bizim en büyük motivasyonumuzdur." dedi.
