1914-1918 arasında yaşananları, savaşı başlatıp bitiren etkenleri yüz yıl sonrasında karikatürlerle izlemek farklı bir deneyim olarak karşımıza çıkıyor. Sergide koleksiyonun nasıl günümüze geldiği de aktarıldı.

Karikatür sanatı 20. yüzyılda önemli değişiklikler yaşadı, gazete ve magazin dergilerinde sıkça yer alır oldu. Birinci Dünya Savaşı yıllarında dönüşen karikatür anlayışı, bu yüzyıldaki önemli siyasal propaganda araçlarındandı.

İLK KÜRESEL VAKA BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI

Günümüzde Birinci Dünya Savaşı olarak anılan dönem yaşanırken ismi “Büyük Harp”ti. Ardından Türkçe’de “Harb-i Umumi” diye adlandırıldı. Savaşın “umumi” sıfatını alma sebebi sadece Avrupa’da yaşanmamasıydı. Taraflar o dönemde birçok kişinin nerede olduğunu bilmediği Afrika topraklarında, Okyanusya’da, Güney Amerika’da karşı karşıya geldi.

Harbin çıkış sebebi olarak üç kişi gösterilir: Avrupa’nın çeşitli ülkelerini yüzyıllarca yöneten Hasburg hanedanının Avusturya-Macaristan İmparatorluğu veliahtı Arşidük Fransız Ferdinand eşi Arşidüşes Sophie ile Saraybosnalı genç bir Sırp milliyetçisi olan Gavrilo Princip. Princip üç arkadaşıyla bu asıl çifte Saraybosna’da bir suikast planlandı. İlk girişiminde olmasa da ikincigirişiminde ikisini, hatta hamile kadını da düşünürsek üçünü birden öldürdü. Bu yüzden dünya birbirine girmezdi fakat siyaseten çıkışan emperyalist çıkarlar ve gizli ittifaklar zaten sadece bir kıvılcım bekliyordu.

Tarihin ilk küresel vakasında, asıl güçler çatışması savunma teknolojileri, okyanus aşırı ticaret yolları ve doğal kaynaklarda oldu. Japon İmparatorunun Avusturya’ya savaş ilan etmesi, İngiltere ve Fransa’nın Togo’yu, Yeni Zelanda kuvvetlerinin Soma’yı, Avusturya’nın Yeni Gine’yi işgali gibi hareketler harbin genel göstergesi olarak sayılabilir. Savaş Verdun kadar, Falkland adalarında, Sarıkamış kadar Darüsselam’da, Avlonya kadar Windhoek’te de yaşandı. Kamerunlular Almanla karşılaştı, Almanlar Yeni Zelandalılarla karşılaştı, Nepalliler Türklerle karşılaştı. Küba Avusturya Macaristan İmparatorluğuna savaş ilan etti. Farklı kültürler, zihniyetler ve hukuklar birbirini gördü. İnsan bedeni kimyasal silahlarla tanıştı. Hastane gemileri hedef olarak görüldü. Avrupa başkentleri bombardıman altında kaldı. Osmanlı askeri Çanakkale’de yedi düveli karşısında gördüğünde “bunların burada ne işi var?” diye sormuştu. Ama dünya üzerinde aynı soruyu soran çok millet vardı. Avrupa ölçeğinde iki büyük cephe vardı. Biri Batı diğeri Doğu cephesiydi. Çanakkale ise şark cephesinin önemli bir noktasıydı: İtilaf Devletleri için ekonomik bir kısa yol.

SAVAŞIN BİLANÇOSU AĞIR!

Büyük harbin sonu bazı ilkleri de yanında getirdi. Emperyal uzantısı olan olmayanbirçok dünya ülkesi, ittifak ülkeleriyle ilişkisini kesti. 1918’deJaponya ve ABD küresel konjonktüre dahil oldu ve Avrupa’nın dört köklü imparatorluğu da son bulmuş oldu. Savaşın en çok 19-40 yaş aralığındaki erkek nüfusu etkiledi. Geride kalan dul ve yetimleri zor bir hayat bekliyordu. Dört yılın sonunda, savaşın aldığı can sayısı dokuz milyonu geçti. En çok can kaybı yaşayanlar iki milyonun üzerinde can kaybı yaşayan Almanya ve 1.8 milyonla Rusya oldu.

Nüfusuna oranla en fazla kayıp veren iki ülke ise Fransa ve Sırbistan oldu. Onları 750 ve 650 binlik kayıplarla İngiltere ve İtalya izledi. Türkiye’de başta Çanakkale ve Sarıkamış olmak üzere Balkan Savaşı’nın yaralarını kapatamadan 325 bin askerini kaybetti. Savaşa katılan ülkeler içinde yarım milyona yakın kişi de gerek savaşta aldığı yaralardan gerekse savaşta bulaşan hastalıklardan hayatlarını kaybetti. Kaybedilen sadece can değildi.

Yaralılar sakat kalanlar yaşamını engelli olarak sürdürenler, organ kaybına uğrayanlar hayatlarını bu şekilde sürdürmek zorunda kalanlarda can kayıpları kadar fazlaydı. Bunların birçoğu normal bir hayat geçiremedi. Can kayıplarının yarattığı demografik sonuçlar arsında demografik sonuçlar arasında cinsiyet dengesizliği, nüfus yaşlanması, doğum sayısında azalma da görüldü. Savaş sonrası toparlanma süresi uzun sürdü.

SONRAKİ SAVAŞA KADAR BARIŞ

Ateşkes ve barış süreci her ülkede aynı ilerlemedi. Yeni devletler kurulurken çeşitli isyanlar, göçler ve ulusal bağımsızlık mücadeleleri ve yeni savaşlar yaşandı. Savaşa fiilen katılan her ülkede fiziki ve ekonomik yıkım yaşandı. Üretim tesislerinde sanayi alanlarında kentsel altyapılarda, toplulukların yaşadıkları toplumsal ilişkilerde, ulaşım alt yapılarında büyük sorunlar yaşanması hayatın normale dönme sürecini uzatan etkenlerden oldu. 1920’li yıllarda barışı korumak amacıyla yapılandırılan Milletler Cemiyeti, Lacorno Antlaşması, Kellog Paktı gibi oluşumlar da yeterli olmadı. Barışın üzerinden yirmi yıl bile geçmeden dünya yeni bir küresel savaşa doğru savrulmaya başladı.

KOLEKSİYONUN ORTAYA ÇIKIŞI

Serginin görsel malzemesini oluşturan kartpostal ve karikatürlerin büyük çoğunluğu, 1980’li yıllarda Paris’te faaliyet gösteren SIPA Press’e satılmak istenen bir koleksiyonun arşivlenmek üzere düzenlendiği sırada ajansın fotoğraf editörü olan Mesut Tufan tarafından diaları(pozitif film) çekilerek kopyalandı. O dönemde koleksiyonda bulunan Türkiye’yle ilgili parçaların T.C. Kültür Bakanlığı tarafından satın alınması için girişimde bulunan SIPA Press bir sonuç alamadı.

Türkiye tarihi ile ilgili bine yakın dianın taranması ve sınıflandırılmasıyla elde edilen görsel malzemenin tarihlendirilmesi, maddi bilginin eksik olduğu durumlarda, içerik ve çizim tekniklerinden yola çıkarak saptandı. Koleksiyonun Birinci Dünya Savaşı’na dair parçalarından oluşan eserler Başar Eryöner koleksiyonundan elemelerde yapıldı ve kitaplaştırılarak 2015 yılında Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından Yüzyıl Sonra Savaşan Çizgiler adı altında yayınladı. Savaşın kronolojisini de içeriyor. Dokuz ayrı dilden yapılan çeviriler Mark Deichmann, Deniz Şenocak, İlda Mara, Sinan Morgan Tufan ve Nadir Tekecik’in destek vermesiyle savaşın taraflarından olabildiğince çok örnek bir araya getirildi.

Kitabı yayına hazırlayan sanatçılar İzzeddin Çalışlar ve Mesut Tufan’ın hazırladığı bu sergi de aynı içerikten yola çıkılarak derlendi. Gerek sergi gerek kitap için çalıştıkları süre boyunca savaşın acımasız ve yıkıcı yüzünün mizahi yaklaşımla bile gülmeye olanak tanımadığı görüşünü paylaşan Çalışlar ve Tufan, savaş karşıtlığının günümüz mizahına hakim olması umudu beslemekte hem fikirler. Koleksiyon 26 Aralık’a kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak.

Muhabir: Haber Merkezi