ÇKP Merkez Komitesi toplantısı
ÇKP Merkez Komitesi toplantısı
İçeriği Görüntüle

İngiltere'nin Avrupa Birliği'ne (AB) yeniden üye olup olmayacağı, Brexit referandumunun 10. yılında yeniden tartışılıyor. Başbakan Andy Burnham'ın Brexit'in ekonomik bilançosuna ilişkin açıklamaları ve AB ile ilişkilerin geleceği için seçenekler sunacağını duyurması tartışmayı canlandırdı. Anadolu Ajansına konuşan üç uzman ise yakın dönemde tam üyelikten çok güvenlik, savunma, ticaret ve gençlerin hareketliliği gibi alanlarda yakınlaşma öngörüyor.

Başbakan Burnham ne söyledi?

Temmuzda başbakanlık görevini devralan Burnham, 29 Eylül'deki İşçi Partisi konferansında "Brexit'in faydasından çok zararı oldu." dedi. Avrupa ile uzun vadeli ilişki seçeneklerini kamuoyuna sunacağını ve bunlardan biri etrafında uzlaşı arayacağını söyledi.

Ertesi gün gümrük birliğinden tek pazara katılıma, hatta yeniden üyeliğe uzanan seçeneklere işaret etti. Burnham, 12 Ekim'de de Rusya'nın 2016'daki referanduma müdahale ettiğini belirtti.

Burnham yeniden üyelik referandumuna sıcak bakıyor mu?

Hayır, en azından bu parlamento dönemi için. Burnham, hemen bir referandum yapılmasını uygun görmediğini açıkladı. 28 Ekim'deki Başbakana Sorular oturumunda Brexit anlaşmasının ekonomik büyüme ve göç kontrolü beklentilerini karşılamadığını söyledi. Buna karşın AB'ye, gümrük birliğine ve serbest dolaşıma dönüşü dışlayan İşçi Partisi manifestosunu hatırlattı.

Burnham, "Manifestodaki kırmızı çizgilerimiz, seyahat özgürlüğü de dahil olmak üzere bu parlamentonun görev süresi boyunca güçlü şekilde yerini koruyacak." dedi. Hükümetin önceliği, yeniden üyelik değil, AB ile ilişkilerin iyileştirilmesi olarak öne çıkıyor.

İngiltere AB'den nasıl ayrıldı?

İngiltere, 1 Ocak 1973'te Avrupa Ekonomik Topluluğuna katılmış, 1975 referandumunda seçmenlerin yüzde 67,2'si toplulukta kalmaktan yana oy kullanmıştı. Dönemin Başbakanı David Cameron'un 2013'te verdiği söz üzerine 23 Haziran 2016'da yapılan referandumda ise seçmenlerin yüzde 51,9'u ayrılığı, yüzde 48,1'i kalmayı tercih etti.

Londra, 29 Mart 2017'de ayrılma niyetini resmen bildirdi ve ülke 31 Ocak 2020'de AB'den ayrıldı.

Ayrılık sonrası ilişkiler nasıl şekillendi?

Taraflar, Aralık 2020'de Ticaret ve İşbirliği Anlaşması üzerinde uzlaştı. Anlaşma, Ocak 2021'de geçici olarak uygulanmaya başladı. 2024'te göreve gelen İşçi Partisi hükümeti ilişkileri yeniden canlandırma sürecini başlattı.

19 Mayıs 2025'te Londra'da yapılan ilk AB-İngiltere zirvesinde stratejik ortaklık ile güvenlik ve savunma ortaklığı üzerinde uzlaşıldı. Aralık 2025'te ise İngiltere'nin Erasmus+ programına katılım koşullarında anlaşmaya varıldığı duyuruldu.

İkinci AB-İngiltere zirvesi ne zaman?

İkinci zirvenin 20 Kasım 2026'da Brüksel'de yapılacağı açıklandı. Burnham, bu zirve kapsamındaki müzakerelerle ülkesi için daha iyi bir anlaşma elde etmeyi hedeflediğini söyledi. Gıda ve tarım standartları, emisyon ticaret sistemlerinin bağlantılandırılması, enerji ve gençlerin hareketliliği gündemdeki başlıklar arasında.

Uzmanlar yeniden üyelik için ne diyor?

Wilfried Martens Avrupa Araştırmaları Merkezi Kıdemli Araştırmacısı Eoin Drea, İngiltere'nin kısa ve orta vadede AB'ye katılacağını düşünmediğini, ancak belirli sektörlerde daha yakın ilişki arayışının mümkün olduğunu söyledi. Drea'ya göre güvenlik ve savunmada hemen ilerleme sağlanabilir.

Avrupa Politika Merkezi İcra Kurulu Başkanı Fabian Zuleeg ise yeniden üyeliği "tamamen gerçekçi" buldu, ancak hızlı gerçekleşmesinin beklenmemesi gerektiğini vurguladı. Zuleeg, sürecin yeniden başlaması için bir referandumun gerekeceğini, yakın zamanda böyle bir adım görünmediğini kaydetti.

Dublin City Üniversitesi'nden Niels Kirst, hızlı bir dönüşü gerçekçi bulmadığını belirterek önümüzdeki 5 yılda ihtimali kendi hesabıyla yüzde 1 gibi çok düşük bir düzeyde gördüğünü söyledi. Daha sonra fırsat doğabileceğini, ancak önce İngiltere'nin AB ile nasıl bir ilişki istediğine karar vermesi gerektiğini ifade etti.

"Ortak üyelik" diye bir statü var mı?

Zuleeg'e göre yok. Bunun, AB'ye üye olamayacak Kanada gibi ülkelerle daha bütünleşmiş bir ortaklık arzusunu anlatan bir tanım olduğunu söyledi. İngiltere için ara statünün anlamlı olmadığını, çünkü yeniden katılmanın temel gerekçesinin karar alma süreçlerinde yer almak olacağını belirtti.

Drea ise bu yakınlaşmanın her ülke için farklı içerik taşıyabileceğini, İngiltere ile güvenlik ve savunmanın, Avustralya ile ticaretin, Kanada ile ticaret ve doğal kaynakların öne çıkabileceğini kaydetti.

Üye ülkeler İngiltere'nin dönüşüne nasıl bakıyor?

Zuleeg, üye ülkelerin olası bir başvuruyu engellemesini beklemediğini, ancak dönüşün kalıcı olduğuna dair güvence isteyeceklerini söyledi. Kirst, Almanya ile Kuzey Avrupa ve İskandinav ülkelerinden olumlu tutum beklediğini belirtti. Fransa'nın ise tarihsel olarak temkinli olduğunu hatırlattı ve Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un dönüşe olumlu yaklaşan bir açıklaması bulunduğunu, ancak değerlendirme için erken olduğunu söyledi.

Drea, Fransa'nın ekonomi anlayışının İngiltere'nin serbest piyasa modelinden farklı olduğuna dikkat çekti. Avro üyeliği ve geçmişteki bütçe indirimi gibi konuların da tartışılacağını ekledi. İngiliz siyasetindeki belirsizliğin AB'yi uzun vadeli anlaşmalardan çekindirebileceğini de söyledi.

Brexit tartışması neden yeniden gündemde?

Drea'ya göre bunun nedeni, Burnham'ın Brexit konusundaki bütün başlıkları tartışmaya açık olması ve bir siyasi liderin ilk kez Brexit'in olumsuz ekonomik etkilerini açıkça kabul etmesi. Drea, bu farkındalığın büyük ölçüde iş dünyası örgütlerinin etkisiyle geliştiğini düşünüyor.

Kirst ise seçmen yapısındaki değişime, ekonominin zayıflığına ve kampanya vaatlerinin karşılanmadığı düşüncesine dikkat çekti. Ukrayna'daki savaş ile ABD-Çin ticaret savaşı gibi küresel sorunların da AB ile güçlü ilişki ihtiyacını artırdığını belirtti. Drea, kamuoyu yoklamalarındaki yeniden üyelik desteğinin tabloyu bütünüyle açıklamadığını, ciddi bir yakınlaşma tartışmasında bu desteğin korunup korunmayacağının belirsiz olduğunu söyledi.

Rusya'nın referanduma müdahalesi sonucu etkiledi mi?

Uzmanlar müdahalenin etkisi konusunda net bir sonuç ortaya koymuyor. Zuleeg müdahaleyi iddia değil, ortaya konmuş bir olgu olarak gördüğünü, ancak sonucu belirleyip belirlemediğinin bilinmediğini söyledi. Drea, belirli ölçüde Rus etkisi olduğunu kimsenin reddetmediğini, ancak bunun sonucu değiştirecek büyüklükte olmadığı kanaatinde olduğunu belirtti.

Kaynak: AA