Üniversitelerde ders sayısının ve kredi yükünün azaltılması tartışmasında akademisyenlerden ve öğrencilerden destek geldi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, lisans programlarındaki ders sayısının ve müfredatların yeniden değerlendirilmesini istemişti. YÖK'ün 25 Ekim'deki açıklamasına göre bu çağrı kampüslerde karşılık buldu. Eğitim bilimciler, ders sayısının tek başına niteliği göstermediğini söylüyor. Öğrenciler ise yoğun programlar yüzünden araştırmaya ve projelere zaman ayıramadıklarını anlatıyor.

Üniversitelerde ders sayısı azalacak mı?
Şu an için ders sayısını azaltan bağlayıcı bir düzenleme yok. YÖK Başkanı Özvar, üniversitelerden müfredatlarını kendilerinin sadeleştirmesini istiyor. Özvar'ın önerileri şöyle sıralanıyor:

- Lisans programlarındaki ders sayısı ve kredi yükü yeniden değerlendirilmeli.
- Farklı derslerde tekrar eden içerikler gözden geçirilmeli.
- Uygulamalı eğitime daha fazla zaman ayrılmalı.

Ekim ayında Pamukkale Üniversitesinin 2026-2027 akademik yılı açılış töreninde konuşan Özvar, üniversitelere "Lütfen bu dersleri sadeleştirin. Bize bırakmayın." diye seslenmişti.

YÖK Başkanı Özvar ders sayıları hakkında ne dedi?
Özvar, Türkiye'deki lisans öğrencilerinin Avrupa'daki akranlarından çok daha fazla ders aldığını söylüyor. Türkiye'nin Avrupa Yükseköğretim Alanı (AYA) standartlarına uymak zorunda olduğunu hatırlatan Özvar, şunları söyledi: "Buradaki ortalama bir lisans öğrencisinin aldığı ders sayısının iki katını veriyorsak bunu tekrar düşünmek durumundayız."

Pamukkale Üniversitesindeki konuşmasında da somut rakamlar vermişti. Özvar'a göre bazı lisans programlarında öğrenciler dört yılda 60-70 ders alıyor. Avrupa'nın önde gelen üniversitelerinde ise mühendislik eğitimi yaklaşık 25-30 dersle yürütülüyor.

Avrupa Yükseköğretim Alanı nedir?
Avrupa Yükseköğretim Alanı, Bologna Süreci çerçevesinde oluşturulan ortak yükseköğretim alanıdır. Türkiye bu sürece 2001'de katıldı. Sistemde derslerin yükü Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS) ile ölçülür. Bu kredi, yalnızca derste geçen süreyi değil öğrencinin toplam çalışma yükünü de hesaba katar. Dört yıllık bir lisans programı genellikle 240 AKTS'lik iş yüküne denk gelir.

Bu nedenle aynı kredi yükü daha az sayıda ama daha kapsamlı derslerle de tamamlanabiliyor. YÖK'ün ders sayısındaki farka dikkat çekmesinin nedeni de bu.

Akademisyenler müfredat sadeleştirmesine ne diyor?
Eğitim programları alanındaki akademisyenler, sadeleştirmenin niteliği artıracağı görüşünde. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcü Koç, ders sayısının öğrenmenin niteliğini tek başına göstermediğini vurguladı.

Prof. Dr. Koç bu konuda şöyle konuştu: "Yükseköğretimin niteliğini artırmak, öğrenciye çok fazla bilgi vermek anlamına gelmiyor." Koç'a göre asıl hedef öğrencilerin kalıcı öğrenme, kavramlar arasında ilişki kurma ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmek olmalı.

Sadeleştirme nasıl yapılmalı?
Prof. Dr. Koç, sadeleştirmenin rastgele değil, bilimsel ölçütlere göre yapılması gerektiğini söyledi. Hangi dersin çıkarılacağına, hangilerinin birleştirileceğine karar verirken programın öğrenme çıktıları esas alınmalı.

Özvar da daha önce ders sayısını azaltmanın eğitim kalitesinden ya da mesleki yeterlilikten ödün vermek anlamına gelmediğini belirtmişti.

Yapay Zeka Algoritmaları Kimin Diliyle Düşünüyor?
Yapay Zeka Algoritmaları Kimin Diliyle Düşünüyor?
İçeriği Görüntüle

Ders sayısının azalması öğrenmeyi nasıl etkiler?
Akademisyenlere göre daha az ama daha nitelikli ders, anlamlı ve kalıcı öğrenmeyi destekler. Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Gürlen, sadeleştirmenin bu yönde katkı sağlayacağını belirtti.

Gürlen, öğrencilerden de benzer geri bildirimler aldıklarını anlattı. Öğrenciler, ders yoğunluğu nedeniyle farklı alanlarda kendilerini geliştirmeye zaman bulamadıklarını söylüyor. Gürlen'e göre öncelik ders sayısı değil, derslerin niteliği olmalı.

Öğrenciler yoğun ders programından neden şikâyetçi?
Öğrenciler, yoğun programlar yüzünden araştırma, proje ve sosyal faaliyetlere yeterince zaman ayıramadıklarını belirtiyor. Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencisi İsmail Erdem, haftada 13 ders aldığını anlattı. Erdem'e göre bu yoğunluk bilimsel çalışmalarını zorlaştırıyor.

Erdem, bazı derslerde aynı konuların tekrarlandığını da söyledi. Bu durum, Özvar'ın tekrar eden içeriklerin gözden geçirilmesi çağrısıyla örtüşüyor.

Öğretmenlik uygulaması daha erken başlayacak mı?
Bu konuda alınmış bir karar yok, ancak öğrenciler bunu talep ediyor. İsmail Erdem, öğretmenlik uygulamalarının daha erken sınıflarda başlamasını istedi. Öğrencilerin uygulamayla ilk sınıflardan itibaren tanışmasının mesleğe hazırlığı güçlendireceğini düşünüyor.

YÖK uygulamalı eğitim için ne planlıyor?
YÖK, sadeleşmeyle açılacak zamanın uygulamalı eğitime ayrılmasını hedefliyor. Özvar'ın açıklamalarına göre önlisans öğrencileri dört yarıyılın en az birini iş yerinde geçirmeli. Lisans programlarında da imkân olan yerlerde bir ya da iki yarıyıl uygulamalı eğitime ayrılmalı.

Özvar ayrıca kampüs dışında kazanılan becerilerin, YÖK'ün mikro yeterlilik usullerine göre yüzde 10'a kadar transkripte yansıtılabileceğini belirtmişti.

Kaynak: AA