Verilen sürenin dolmasına rağmen SDG’nin hiçbir somut adım atmaması üzerine Şam yönetimi örgütle temaslarını kesti. Bu karar, yalnızca Şam’ın değil, Ankara’nın da uzun süredir dile getirdiği sabrın tükendiğinin sahaya yansıması olarak yorumlanıyor.

ANKARA’NIN DOSYASI NET: OYALAMA DEĞİL, ENTEGRASYON

Türkiye açısından bu mutabakat, sadece bir siyasi belge değil; terörle mücadele, sınır güvenliği ve Suriye’nin toprak bütünlüğü başlıklarının kesiştiği stratejik bir eşikti. Ankara, SDG’nin entegrasyon yerine “ademi merkeziyetçilik” ve “federal yapı” taleplerini gündemde tutmasını, mutabakata açık ihlal olarak değerlendiriyor.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, sürenin dolduğu 31 Aralık’ta yaptığı açıklamada şu mesajı verdi:

“Hiçbir terör örgütüne bölgede faaliyetlerini sürdürme ya da oldu-bitti yaratma fırsatı tanınmayacaktır.”
Bu mesaj, sadece SDG’ye değil; örgüt üzerinden bölge dizaynı yapmak isteyen tüm aktörlere yönelik stratejik bir uyarı olarak okunuyor.

DEVLET AKLI AYNI NOKTADA BULUŞTU

Ankara’dan gelen mesajlar tek kanallı değil. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı, Aralık ayı boyunca art arda açıklamalarla mutabakatın uygulanmasının zorunluluğunu vurguladı. 22 Aralık’ta Suriye’ye gerçekleştirilen üst düzey temaslarda da ana gündem maddesinin SDG olduğu açıkça ifade edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatın hayata geçirilmesinin “şer odaklarının hesaplarını bozacağını” söylerken, Türkiye’nin bu süreci yalnızca izleyen değil, şekillendiren bir aktör olduğunu ortaya koydu.

BAHÇELİ’DEN NET ÇERÇEVE: YA DEVLET, YA TAŞERON

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yeni yıl mesajında SDG/YPG’nin İsrail’in vekil gücü olarak hareket etmekten vazgeçmesi gerektiğini vurguladı. Bahçeli’ye göre tek seçenek nettir:
10 Mart mutabakatına uymak ve Suriye’nin bir parçası olmak.

Buca’da vicdan krizi
Buca’da vicdan krizi
İçeriği Görüntüle

MHP Genel Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız ise meselenin en kritik noktasına işaret etti:
SDG’nin kontrol ettiği bölgeler, Suriye’nin petrol ve gaz kaynaklarının büyük bölümünü barındırıyor.Mutabakatın 4. ve 5. maddeleri tam da bu alanları kapsıyor. Bu başlık, Ankara açısından yalnızca Suriye meselesi değil, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar meselesi olarak görülüyor.

ABD CEPHESİNDE TON DEĞİŞİMİ

Dikkat çeken bir diğer gelişme ise ABD tarafında yaşanan söylem değişikliği. ABD Merkez Kuvvetler Komutanı Brad Cooper’ın son açıklamaları, Washington’un sahadaki gerçekliği daha net görmeye başladığı şeklinde yorumlanıyor. ABD’nin, Türkiye ve Suriye’nin mutabakat vurgusuna daha yakın bir dil kullanması, SDG üzerindeki uluslararası koruma algısını da zayıflatıyor.

SON TABLO NET

Süre doldu.
Şam masadan kalktı.
Ankara kırmızı çizgiyi çizdi.

Bundan sonraki süreçte gözler SDG’nin atacağı adımlarda. Ya mutabakatın gereği yerine getirilecek ya da bölgedeki dengeleri zorlayan tercihlerin sonuçlarıyla yüzleşilecek.

Türkiye, bu dosyada mesajını açık verdi:
Terörle müzakere yok, entegrasyon dışında seçenek yok.

3 Ocak

Muhabir: Dirilis Postasi