Birleşmiş Milletler Somali Geçiş Yardım Misyonu (UNTMIS), 31 Ekim 2026 itibarıyla faaliyetlerini sonlandırdı. Böylece BM'nin 1992'de başlayan ve otuz yılı aşkın süren siyasi misyon varlığı Somali'de kapanmış oldu. Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yunus Turhan, Anadolu Ajansı için kaleme aldığı analizde bu sürecin Somali'nin egemenliği, güvenliği ve bölgesel güç dengeleri açısından anlamını değerlendirdi.

Aşağıdaki değerlendirmeler Turhan'a aittir ve yazarın görüşünü yansıtır.

Somali'deki BM misyonu ne zaman ve nasıl sona erdi?

UNTMIS, 31 Ekim 2026'da faaliyetlerini resmen tamamladı. Misyon, BM Güvenlik Konseyinin 2753 sayılı kararıyla 1 Kasım 2024'te UNSOM'un yerine kurulmuştu. Güvenlik Konseyinin Aralık 2025'te kabul ettiği 2809 sayılı karar da misyonun 31 Ekim 2026'da tüm operasyonlarını bitirmesini öngörüyordu.

BM'nin geçiş sayfasına göre görevler Somali federal hükümetine ve BM ülke ekibine devrediliyor. Turhan, sürecin Mogadişu'nun kendi talebiyle başlamasına dikkat çekiyor. Ona göre bu, federal hükümetin dış denetimden kurtulup egemenlik vurgusunu güçlendirme arayışını yansıtıyor.

Somali neden "başarısız devlet" olarak anılıyordu?

Eski ABD Dışişleri yetkilisi Gerald Helman ile Steven Ratner, Foreign Policy dergisinin 1992-1993 kış sayısındaki "Saving Failed States" makalesinde Somali'yi kendi kendini sürdürmekten aciz devletler arasında saymıştı. Bir yıl dolmadan Mogadişu'da "Black Hawk Down" olarak bilinen çatışma yaşandı. Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, 1993'te "Somali toplumunu yeniden inşa etmek bizim işimiz değil" diyerek Washington'ın politikasını ortaya koydu.

Turhan'a göre bu tablo, Somali'ye uzun yıllar yapışan etiketin ve uluslararası toplumun ilgisizliğinin başlangıç noktasıydı.

Türkiye'nin Somali'deki rolü nedir?

Turhan, Türkiye'nin Somali açılımının kuraklık ve kıtlığın ülkeyi derinden etkilediği 2011'de başladığını hatırlatıyor. 2017'de Mogadişu'da açılan TURKSOM, Türkiye'nin yurt dışındaki en büyük askerî eğitim üssü olarak tanımlanıyor. Analize göre üs, Somali'nin Eş-Şebab'a karşı savunma kapasitesinin bel kemiğini oluşturuyor.

Yazara göre TBMM'nin Temmuz 2026'da Somali tezkeresini iki yıl daha uzatması, desteğin eğitim ve donanımdan sahaya taşındığını gösteriyor. Turhan, UNTMIS'in çekilişinin Türkiye'nin on beş yıldır üstlendiği güvenlik rolünden bağımsız okunamayacağını savunuyor.

AB Karadeniz operasyonu Montrö hükümlerini nasıl etkiler?
AB Karadeniz operasyonu Montrö hükümlerini nasıl etkiler?
İçeriği Görüntüle

Afrika Birliği misyonu AUSSOM'un geleceği ne olacak?

AUSSOM'un yetkisi 31 Aralık 2026'da sona erecek. Güvenlik Konseyi 2809 sayılı kararla misyonun yetkisini 2026 sonuna kadar uzatmıştı. Konsey üyeleri o toplantıda misyonun finansman açığına ilişkin endişelerini dile getirmişti. Yetkinin uzatılması ya da değiştirilmesi için yeni bir Güvenlik Konseyi kararı gerekecek.

Turhan, BM'nin çekilmesi ve AUSSOM'un geleceğinin belirsizleşmesiyle Somali'nin güvenlik denkleminin çok taraflı kurumlardan ikili ortaklıklara kayacağını belirtiyor. Bu durumda Türkiye ile Somali arasındaki anlaşmaların ağırlığı artıyor. Bunlar arasında 2010 tarihli Askerî Alanda Eğitim, Teknik ve Bilimsel İşbirliği Çerçeve Anlaşması, 2012 tarihli Askerî Eğitim İşbirliği Anlaşması ve 2015 tarihli Savunma Sanayii İşbirliği Anlaşması yer alıyor.

Yeni dönemde Somali'yi hangi riskler bekliyor?

Turhan'ın başlıca endişesi, BM'nin çekilmesiyle oluşabilecek güç boşluğunun bölgesel aktörlerce kullanılması. Yazar bu bağlamda İsrail'in Somaliland ile tanıma, liman ve askerî işbirliği girişimlerini, Berbera Limanı'nı ve Babulmendeb'e yakınlığı nedeniyle hattın artan jeostratejik ağırlığını anıyor. İsrail'in 2025'teki Somaliland'ı tanımasını büyük ölçüde sembolik bir adım olarak niteliyor.

Etiyopya'nın dış ticaretinin yaklaşık yüzde 90'ını Cibuti üzerinden yürüttüğünü hatırlatan Turhan, Addis Ababa'nın Somaliland üzerinden deniz erişimi arayışından kolay vazgeçmeyeceğini düşünüyor. Mısır'ın Somali ile derinleşen askerî işbirliği de eklenince Nil havzasındaki rekabetin Kızıldeniz'deki nüfuz mücadelesiyle birleşerek Somali'ye taşınma riski belirginleşiyor.

Türkiye'nin bölgedeki diplomatik kozu ne?

Turhan, Ankara'nın elindeki diplomatik sermayeye dikkat çekiyor. Türkiye'nin Aralık 2024'te Etiyopya ile Somali arasındaki Ankara Deklarasyonu'na aracılık etmesi, Somali'nin toprak bütünlüğünü savunurken Addis Ababa ile diyaloğun sürdürülebildiğini gösterdi. Kahire ve Abu Dabi ile onarılan ilişkiler de Ankara'ya birbirine rakip taraflarla aynı anda konuşma imkânı veriyor.

Yazara göre bu konum, Türkiye'nin bütünleştirici stratejisini ikili bir ortaklıktan bölgesel bir denge unsuruna dönüştürebilir.

Türkiye'nin önündeki zorluklar neler?

Turhan'a göre Türkiye, bölerek nüfuz kazanmayı tercih eden aktörlerin aksine Somali'de bütünleştirici bir politika izliyor. İnsani yardım, askerî eğitim, bütçe desteği, ekonomik anlaşmalar ve arabuluculuk bu politikanın araçları. Ancak dış aktörlerin merkezi aşarak ilişki kurduğu bir ortamda fiilî egemenliği inşa etmek daha maliyetli ve uzun soluklu bir süreç anlamına geliyor.

Yazar, Awdal gibi bölgelerdeki hareketliliğin ayrılıkçı projenin iç bütünlüğünü zayıflattığını, aynı zamanda siyasi coğrafyanın daha da parçalanma riskini taşıdığını belirtiyor. Ankara'nın başarısı da parçalı bir siyasi coğrafyayı ortak bir devlet çatısı altında uzlaştırabilme kapasitesine bağlı olacak.

Somali için yeni dönemin asıl sınavı ne?

Turhan'a göre Somali'nin otuz yılı aşkın tecrübesi, devletlerin dışarıdan inşa edilemeyeceğini ancak dışarıdan desteklenebileceğini gösteriyor. Yazar, Türkiye'nin desteğinin de Somali'nin kendi gücüyle ayağa kalkabileceği koşulları hazırlamayı hedeflediğini savunuyor.

Yeni dönemin en önemli imtihanı ise Somali'nin stratejik konumunu bir rekabet yükü olmaktan çıkarıp pazarlık gücüne dönüştürebilmesi. Turhan bunun ancak kendi kurumlarına güvenen bir devletle mümkün olacağını belirtiyor.

Kaynak: AA