Efendim, diyorlar ki “Reis niçin susuyor?”

Bak bak bak!

Akıllarınca Reis’i gaza getirecekler…

Diplomatik kriz meydana getirecekler…

Yahu Reis sizin dolduruşunuza gelecek bir lider mi?

Ne istiyorsunuz?

Orta Doğu’nun tepesine akbabalar üşüşmüşken, birilerinin muradı olsun diye Azerbaycan’la köprüleri mi atalım?

“Gardaş Azerbaycan’ı” düşman mı ilan edelim?

Topla, tüfekle, İHA’yla, SİHA’yla Azerbaycan’ın kapısına mı dayanalım?

Kardeş katili mi olalım?

Bir deyin bakalım derdiniz ne sizin, derdiniz ne?

Ve neden şimdi… Ne oldu da düğmeye basılmış gibi her bir taraftan savaş tamtamları çalmaya başladınız?

Azerbaycan’da bir dönem hoparlörle ezan da okunmuyordu mesela. Kimseden bir tepki gelmemişti.

Evet, tekrar sorayım neden şimdi?

Amacınız diplomatik bir kriz yaratarak Netanyahu “şeytanının” ekmeğine yağ sürmek mi?

Amerikan emperyalizminin tek kullanımlık aparatı olmak mı?

Hadi amaaaa…

Herkese “lo lo” bize de mi “lo lo” kardeşim?

Bunun yine bir CIA-MOSSAD istihbarat projesi olduğunu göremeyecek kadar geri zekalı olamazsınız!

Yakın tarihte “Rus uçağını düşürme” emri kimden gelmişti mesela?

Hımm? Duyamadım?

“Azarbaycan’da başörtü krizi” diye bir kısım CIA’k CIA’k ciyaklayanlara soruyorum!

Suriye’yle köprüleri atmak ki-min i-şi-ne ya-ra-dı?

Sınırı olan olmayan binbir çeşit ülkeler akbabalar gibi Suriye’nin tepesine çökmedi mi?

Yağmalamadı mı?

Hah şimdi Azerbaycan’la aramızı açmak kimin işine yarar, bir düşünün hele?

Aman ha Türkiye’nin dostu kalmasın!

Herkesle arası açılsın!

Etrafında bir tek Amerika kalsın ki CIA, Türkiye’yi parmağında oynatsın, öyle mi?

Efendim, Azerbaycan’da bir kız çocuğu okula alınmamış da üzülmüşler de protesto ediyorlarmış da…

Başörtülülere yapılan onca zulüm karşısında kılını kıpırdatmayan sizler mi “Azerbaycan’daki başörtü kısıtlamasını” protesto ediyor?

Hadi oradan!

Samimi olanları tenzih ederek söylüyorum…

Bu ülkede bir kısım başörtü savunucularının ciğerini bilirim ben, ciğerini!

İşte tam da bu yüzden Azerbaycan’daki başörtü kısıtlamasına ilişkin söylediklerine, yazdıklarına, çizdiklerine iğrentiyle bakıyorum!

Tüm samimiyetimle bilgi ve tecrübelerimle söylüyorum!

Hem vallahi hem billahi!

Bizim ülkede bir kısım başörtü savunucularından değil adam, değil Müslüman bir cacık olmaz.

Bunların rol icabı ağlamaları da “Tırışkadan teyyare, selam söyle o yâre” nevinden…

Neymiş? “Azerbaycan, başörtülü küçük kızı ağlatınca” bu “zulme” yürekleri dayanmamış!

Pekiii…

“Önce bir aynaya bak demezler mi adama?”

Bakın kendimi tutamıyorum.

Söylemezsem öleceğim! Net…

İlla ayna tutacağım!

İlla içimizdeki bir kısım sözde “muhafazakarların” samimiyetsizliklerini, haysiyetsizliklerini sözcük sözcük alınlarının ortasına çakacağım!

Ding-dongggg…

Vakit geldiii…

Kaçacak yeriniz yok!

Bir kere o yavrucakların gözyaşlarına biz yani başörtülüler ağlayabiliriz ama siz asla!

Zira eşlerinizin başörtülü, çarşaflı, boneli vb… olması sizi hakikaten başörtü kısıtlamasını dert eden kimseler yapmaz!

Şimdi örnek vereyim mi, vermeyeyim mi?

Eh valla kendiniz kaşındınız.

Büyük hassasiyetlerimden birine, Azerbaycan’a dokundunuz.

Mesela…

Bir kısım başörtü savunucuları var ya…

Başörtüyü savunurlar ama CIA aparatı bir vatan haini için başörtülü gazeteciyi işten kovarlar.

Başörtülü öğrenci Azerbaycan’da okula alınmayınca sürmanşet yaparlar ama kovdukları başörtülü yazar aylarca sosyal medyada küfür ve hakaretlerle linç edilirken üç maymunu oynarlar.

Sözde başörtü savunuculuğu yaparlar ama mesele iş vermeye gelince başörtülülere “Siyasal İslamcı” veya “yandaş” denen gazetelerde kapılar duvar olur. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’la veya bir bakanla arat” başka türlü işe alamayız derler.

Yani… Birbirimizi kandırmayalım! Buz gibi tutarsız ve çelişkilisiniz işte!

Millet de sizi aynen böyle tanıyor.

Hülasa… Azerbaycan ve Türkiye arasındaki kardeşliğe zarar veren her protestoda, her eylemde, her söylemde, Orta Doğu’yu savaş meydanı haline getiren emperyalist devletlerin parmağı vardır.

Size de kuşkuyla yaklaşmanızı öneririm!

“Neden şimdi?” diye sormanızı tavsiye ederim mesela. Tepkilerimizde sakın ha aşırılığa kaçmayalım. Zira Türkiye ve Azerbaycan arasında meydana gelecek en küçük bir diplomatik türbülans sadece ABD-İsrail’in işine yarar.

Erdoğan ve Aliyev iki dost, iki kardeş!

Yani… Konuşarak çözemeyecekleri, uzlaşamayacakları bir husus yok!

Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan ise yıllarca MİT Başkanlığı yapmış olan tecrübeli bir istihbaratçı, bir bürokrat! Yani içimizdeki bir kısım “barkodlu beslemenin” gazına gelmeyecek kadar donanımlı bir devlet adamı! Bu puslu havada görebileceğinden kuşkunuz olmasın!

Başörtü yasağının her evresini derin yaralar alarak yaşamış biri olarak, Azarbaycan’daki kızlarımızın eğitim hakkı için elbette ki barışçıl yollarla hep birlikte elimizden geleni yapacağız!

Başta ne dedim?

Amerika ve İsrail’in ekmeğine yağ sürmeden! Kardeşçe…

Azerbaycanlı siyasetçi kardeşlerimizden de aynı duyarlılığı bekleyerek…

Kışkırtıcılara fırsat vermeyerek…