Mezara gireceğini söylediği halde girmeyen ip cambazı, sirkin prestijini sarsmış, müşterisini azaltmıştı. Bunu önlemek, seyirciyi yeniden sirke çekmek için sirk sahibi, mezar numarasından çok daha ilginç bir gösteri sunulacağını duyurdu. Atasözünün aksine iki cambaz bir ipte oynayacaktı ve bizler de bu gösteriye hayran kalacak, heyecanla izleyecektik.
Evimize yakın kurulan ve o güne dek şehre gelen en büyük sirkin ikinci haftası da bu gösterinin kulaktan kulağa yayılmasıyla geçti. Bu defa her yerde konuşulan en önemli konu buydu.
Sirkin daha bir haftası vardı ve seyirci de sirki izlememeye niyetliydi. Ta ki yeni gösteri anonsuna kadar. Tellalın ballandıra ballandıra anlatmasına göre, tarihte ilk kez hem ipin altına ağ gerilmeyecek hem de bir ipte iki cambaz oynayacaktı. Babama göre politikacılar bunu hep yapıyordu ama “neyse” dedi, “sirki de siyasete alet etmeyelim.”
Gösterinin yapılacağı son gün yine sirk ve çevresi ana baba gününe dönmüştü. Gösteriyi izlemeye Belediye Başkanı da gelmişti. Sık parti değiştirmekle ünlü olan Başkan tam yanımızdaydı. Başkanın adamları da etrafını çevirmişti.
Olayı bir panayıra çeviren halk, çayırlara çimenlere oturdu, piknik malzemeleri getirildi, mangallar yakıldı, çaylar içildi, kebaplar pişirildi, dumanlarla birlikte şehri bir koku sardı ve derken beklenen an geldi.
Tellalın anlatmasına göre mezar gösterisinden dolayı çıkan kavga önlenmiş, sirk çalışanlarının araya girmesiyle anlaşmazlık tatlıya bağlanmış ve cambaz yeniden işinin başındaymış. Ama bu defa hiç denenmemiş bir gösteriyle karşımızda olacakmış.
Sirkin en becerikli iki cambazı bir halat yardımıyla direğin tepesine kadar çıktı. Her iki cambazın da bir ayağı direğin, bir ayağı da ipin üzerindeydi. Cambazlara aşağıdan iki uzun sopa fırlatıldı. İpin bir başında mezara girmeyen cambaz, diğer başında ise ikinci cambaz vardı.
Nefesler tutulmuş, cambazların direğin başında karşılıklı duruşu izleniyordu. Gözler bir o direğe bir bu direğe bakarken başlar oynuyor, gözler fıldır fıldır dönüyor, gösteriye dair varsayımlar da birbirini izliyordu.
Mezar gösterisinde olduğu gibi bahse girenler oldu. İki cambaz bir ipte oynayabilirdi ama ipin ortasına doğru her ikisi de düşer, düşmezse bile karşılaştıkları anda, aşağıya atlamaktan başka yapacak bir şey kalmazdı.
Her iki cambaz da aynı anda adım atıyor, ellerindeki uzun sopalarla dengede kalmaya çalışıyordu. O sopanın ipin üzerinde önemli bir işlevi olduğu belliydi ki, hassas bir terazi gibi sopayı bir sağa bir sola bir de ortaya doğru getirerek dengelerini sağlamaya çalışıyorlardı.
Böylece iki adım atıldı.
Her iki direkle aralarına da ikişer adım mesafe girmiş oldu. Geri dönmeleri halinde direğe ulaşmaları kolaydı. Adım atıldıkça bir uğultu ve ardından derin bir sessizlik çöküyordu. Kalabalık gösteriyi nefesler tutulmuş bir şekilde izliyordu. Derken bir adım daha ve bir adım daha. İkinci cambaz beşinci adımda sendeledi, tam düşecekken dengesini yeniden sağlayarak bir adım daha attı. Her adımda seyircilerin hayretini gizleyemediği çeşit çeşit sesler çıkarıyorlardı; “oooo”, “vayyy”, “aman dikkat”, “şimdi düşecek” ve derken onuncu adım geldi.
On birinci adımda mezarcı cambazın sağ ayağı ipten kaydı, elindeki sopa düştü, dengede kalmak için çok uğraş verdi ama sonunda başardı. İzleyicilerin heyecanı cambazın heyecanını ona katlardı. Mezarcının sopası düşünce, diğer cambaz da dengeyi sağlamak için sopayı aşağıya attı, bir uğultu daha koptu.
Ve artık iki cambaz birbirine çok yakındı. Kalabalık kıpraştıkça benim görme şansım da azalıyordu. Sonunda babam beni omzuna alarak daha rahat izlememi sağladı. Yerde sürekli ayağını vurarak heyecanlanan ben, babamın omzunda sürekli oturup kalkıyor, babamdan sürekli azar işitiyordum.
Ve on dördüncü adımla birbirlerine çok daha fazla yaklaşmışlardı ki, direkten bir çatırtı sesi geldi. Herkes durdu, cambazlar her iki kolunu da açtı, kendileri dengede tutmaya çalışarak ne olduğunu anlamaya çalıştılar. Sirk sahibi yerinde duramıyor, çalışanlar bir sağa bir sola koşturarak iki direği de kontrol ediyorlardı. Tellal ise bütün maharetini kullanarak cazgırlık yapıyor, seyirciyi heyecanlandırmayı sürdürüyordu ama artık onun da sesi titriyordu. Direkten bir gıcırtı sesi daha geldi. Cambazlar yerine çakılmış gibi duruyordu ama direğin sallanması nedeniyle de kıpırdamadan durmak için bütün maharetlerini kullanıyorlardı. Sadece gösteri durmamış, bütün kalpler durmuş, bütün nefesler tutulmuş, bütün dikkatler ipin üzerine odaklanmıştı ve derken sirk sahibinin bağırtısı duyuldu; “Ağ çekin!”
Gösterinin en önemli vaadi ağ çekilmemesiydi. İlk kriz, ilk vaadi de alıp götürmüştü. Babam mırıldandı, “Bunlar da tam politikacı olmuş”.
Sirk çalışanları ipin altına ağ çekti, her bir yandan sıkı sıkı tutmaya başladılar. Cambazların düşmesi halinde acı bir durumla karşılaşmamak için tedbir aldılar.
Uzun bir sessizlikten sonra cambazlar aynı anda ama bir öncekilerden daha yumuşak adım atmaya başladı ve artık burun burunaydılar. İkisinin birbirini geçmesi, yoluna devam etmesi gerekiyordu ama bu mümkün değildi. En azından biz öyle biliyorduk ki, her iki cambazın zarif bir dansına şahitlik ettik. Mezarcı cambaz zarif bir parende attı, daha zarif bir başka hareketle de havada dönerek diğer cambazın gerisine düştü ve bunu o kadar ustaca yaptı ki, bir anda nasıl orada bittiği anlaşılamadı. Önce uzun bir sessizlik oldu. Herkes ne olduğunu, nasıl cambazın diğer yana geçtiğini hazmetmeye çalıştı ve sonunda kalabalık dalgalanmaya, uğultular yükselmeye, alkışlarla cambazlara destek vermeye başladılar. Heyecan doruktaydı, mezar gösterisi unutulmuş, zarif bir hareketle bir yerden bir yere atlamanın heyecanı, bütün korkuyu silip atmıştı. Hatta başkanın adamları bile heyecanlanmış, başkanı kutlamaya başlamışlardı. Güya başkan da iyi dans edermiş!
Ve cambazlar bu defa birbirlerine sırtı dönük şekilde yürümeye, kendi direklerine doğru yol almaya başladılar. İki direkten gıcırtı sesi yeniden geldi, bu defa direkler oynadı. Cambazlar yine durdu ve sonunda bir kaza olmadan her iki cambaz kendi yerine geçerek zaferlerini kutlamaya, seyircinin takdirini almanın hazzını yaşamaya başladılar. Çılgınca alkışlar, tezahüratlar birbirini izledi. Tellal bağırıyor, sirk sahibi yerinde duramıyor, çalışanlar adeta bir zafer havasıyla dans edip eğleniyordu.
Belediye Başkanı’nın yanındakiler ise cambazları kutlayacağına Başkanı kutlamaya başladılar. En büyük cambaz, bizim cambazdı!