Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’e buradan açık çağrımdır: Bu platformlar artık ciddi şekilde mercek altına alınmalı. Suçun, fuhşa yönlendirmenin, uyuşturucunun, dolandırıcılığın, şiddetin ve organize suç yapılanmalarının dijital vitrine dönüştüğü alanlar için gereken neyse yapılmalıdır. Gerekirse TikTok’un Türkiye’deki faaliyetleri dahi yeniden değerlendirilmelidir.

Artık gerçekten yeter!

Whatsapp Image 2026 08 18 At 13.35.17

Bir toplumun geleceğiyle bu kadar pervasızca oynanamaz.

Çocuklarımızın, gençlerimizin gözünün önünde her türlü rezaletin sergilendiği; insanların canlı yayınlarda birbirlerine küfürler savurduğu, hakaret ettiği, tehdit ettiği, şiddeti özendirdiği, uyuşturucuyu normalleştirdiği, dolandırıcılık yöntemlerinin konuşulduğu, genç insanların çeşitli tehlikeli ortamlara çekilmeye çalışıldığı bir dijital düzeni “sosyal medya” diyerek geçiştiremeyiz.

Whatsapp Image 2026 08 18 At 13.35.18

Burada artık özgürlük tartışması yapılacak nokta çoktan aşılmıştır.

Özgürlük, başkasının hayatını mahvetme özgürlüğü değildir.

Özgürlük, çocuğu kandırma özgürlüğü değildir.

Özgürlük, gençleri suça sürükleme özgürlüğü değildir.

Özgürlük, fuhşa aracılık etme veya teşvik etme özgürlüğü değildir.

Özgürlük, uyuşturucuyu özendirme özgürlüğü değildir.

Özgürlük, suç örgütlerinin propagandasını yapma özgürlüğü değildir.

Özgürlük, insanları dolandırmanın yolunu öğretme özgürlüğü değildir.

Özgürlük, canlı yayında insanlara tehdit ve küfürler savurma özgürlüğü değildir.

Bunların adı özgürlük değil, suçsa suçtur; ahlaki çöküşse ahlaki çöküştür.

Ve devlet, vatandaşını korumak zorundadır.

Whatsapp Image 2026 08 18 At 13.35.18 (1)

---

BİR TELEFON EKRANINDA BİR NESLİN GELECEĞİYLE OYNANIYOR

Bugün elimizde küçücük bir telefon var.

Ama o telefonun içerisinde kocaman bir dünya var.

Çocuklarımız odalarında tek başlarına.

Anne-baba işte.

Çocuk telefonu eline alıyor.

Bir videodan diğerine geçiyor.

Bir canlı yayına giriyor.

Karşısında binlerce kişinin izlediği bir yayıncı…

Bir başka canlı yayın…

Bir başka rezalet…

Bir başka küfür…

Bir başka kavga…

Bir başka tehdit…

Bir başka “kolay para” hikâyesi…

Bir başka uyuşturucu görüntüsü…

Bir başka ahlaksız teklif…

Ve bütün bunlar birkaç saniye içerisinde çocuğun karşısına çıkabiliyor.

Sonra biz şaşırıyoruz: “Bu çocuk bunu nereden öğrendi?”

Nereden öğrenecek?

Ekrandan!

Bizim kontrol edemediğimiz, denetleyemediğimiz, hatta çoğu zaman ne olduğunu bile bilmediğimiz dijital dünyadan öğreniyor.

---

BİR ÇOCUĞUN KARŞISINA ÇIKAN “ROL MODEL” KİM?

Burada anne ve babalara da çok açık konuşmak gerekiyor.

Çocuklarımızı yalnızca okula göndererek yetiştiremeyiz.

Çocuklarımızın eline telefon verip bütün sorumluluğu devlete de atamayız.

Çünkü çocuk, gördüğünü öğreniyor.

Bir yayıncı milyonlarca izleniyorsa çocuk onu başarılı zannediyor.

Bir insan küfür ederek para kazanıyorsa çocuk bunu normalleştirebiliyor.

Bir başkası lüks hayatını sergileyerek takipçi topluyorsa çocuk “Ben de böyle yaşamalıyım” diye düşünüyor.

Bir başkası suçla iç içe görüntüler yayınlıyor ve binlerce kişi alkışlıyorsa çocuk suçun bile “havalı” gösterilebildiğini görebiliyor.

İşte tehlike tam burada başlıyor.

Anne ve babalar!

Lütfen artık çocuklarımızın telefonunu sadece “ders çalışıyor mu?” diye kontrol etmeyin.

Kimleri izliyor?

Kimleri takip ediyor?

Hangi canlı yayınlara giriyor?

Kimlerle konuşuyor?

Karşısına ne tür içerikler çıkıyor?

Bunları bilin.

Çünkü çocuklarımızı yalnızca sokaktaki tehlikelerden korumaya çalışıp telefonun içindeki tehlikeleri görmezden gelirsek büyük bir hata yapmış oluruz.

---

BUGÜN KARŞIMA ÇIKAN BİR HABER, TEHLİKENİN BOYUTUNU GÖSTERİYOR

Tam da bu nedenle bugün karşıma çıkan bir olayı özellikle paylaşmak istiyorum.

Yalova’da bir sosyal medya uygulamasının canlı yayın özelliğini kullandığı belirtilen ve “Reşo” takma adını kullandığı bildirilen Tevfik Beyhan hakkında, genç kadınları gazinoda çalışmaya davet ettiği gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı ve şüphelinin daha sonra tutuklandığı haberleri kamuoyuna yansıdı.

Haberlere göre Beyhan, gazinoda bulunduğu sırada canlı yayın açarak kendisine ulaşan bazı genç kadınlara iş imkânı sunduğunu belirten ifadeler kullandı.

Soruşturma sonrasında hakkında “fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntülü, yazılı ve sözleri içeren ürünleri vermek, dağıtmak ve yaymak” suçlamasıyla işlem yapıldığı ve tutuklandığı bildirildi.

Ancak olayın ayrıntıları daha da düşündürücü.

Haberlere göre Tevfik Beyhan, kız arkadaşı D.P. ile birlikte Yalova’da bir gazinoya gitti. Gece saat 01.00 sıralarında gazinoda bulunan Beyhan, bir sosyal medya uygulamasının canlı yayın özelliğini kullanarak “Reşo” takma adıyla yayın yaptı.

Kendisini gazinonun müdürü olarak tanıttığı belirtilen Beyhan’ın, yayını izleyen ve kendisine mesaj göndererek soru soran genç kızları bu iş yerlerinde çalışmaya davet ettiği aktarıldı.

Yayında genç kızlara yönelik olarak, “Biz ulaşacağız sana. Bir sıkıntın varsa yardımcı olacağız, problemin varsa yardımcı olacağız, rahat ol. Kimseye eyvallahımız olmaz, yanımıza geldiğin sürece bir sıkıntın olmayacak. Yemen, içmen, konaklaman olacak. Paranı kazanacaksın. Kralına eyvallahın olmayacak, rahat ol kardeşim benim. Abilik yapacağız, dostluk yapacağız, babalık yapacağız, rahat olun, sıkıntı yok” şeklindeki sözleri kullandığı haberlerde yer aldı.

Bununla da kalmadı.

Canlı yayında kendisine yöneltilen sorular üzerine gazinonun bulunduğu yerle ilgili de konuştuğu ve başka bir paylaşımında, “Mekan sahile sıfır, yüzebilirsiniz, girebilirsiniz. Bahçemiz var, mangal, okey mokey oynayabilirsiniz burada kendinize. Yani yeme içme konaklama servis zaten bana ait, mekanımız güzel bizim yani” ifadelerini kullandığı bildirildi.

Şimdi durup düşünelim.

Ya o yayını izleyen genç kızlardan biri bu sözlere inanmış olsaydı?

Ya ailesinden habersiz bir şekilde o kişiye ulaşsaydı?

Ya “sana yemek, içmek, konaklama sağlarız, paranı kazanırsın” gibi vaatlerin peşinden gitseydi?

Ya karşısındaki kişinin gerçek niyetini bilmeden kendisini bir anda bambaşka bir dünyanın içerisinde bulsaydı?

Kim bunun hesabını verecekti?

Bir anne mi?

Bir baba mı?

O genç kız mı?

Yoksa yayın açıp binlerce kişinin karşısında konuşan kişi mi?

İşte sosyal medyanın en tehlikeli taraflarından biri budur.

Çünkü ekranın arkasında kim olduğunu bilmiyorsunuz.

Beyhan’ın canlı yayınının ardından Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla soruşturma başlatıldığı, soruşturma kapsamında gazinoya giden güvenlik görevlilerinin Beyhan’ın gazinoda müdür veya çalışan olmadığını, yalnızca müşteri olarak geldiğini bildirdiği haberlerde yer aldı.

Beyhan’ın yanında bulunan ve kız arkadaşı olduğu belirtilen D.P.’nin de gözaltına alındığı, ifadesinde Beyhan ile yaklaşık iki ay önce tanışıp arkadaş olduklarını ve yayın yaptığı gece onun isteği üzerine gazinoya gittiğini söylediği, ardından serbest bırakıldığı bildirildi.

Hakkında yakalama kararı çıkarılan Tevfik Beyhan’ın daha sonra Bursa’daki evinde yakalandığı ve gözaltına alındığı, ifadesinin ardından “fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış görüntülü, yazılı ve sözleri içeren ürünleri vermek, dağıtmak ve yaymak” suçlamasıyla çıkarıldığı nöbetçi mahkemece tutuklandığı aktarıldı.

Haberlerde ayrıca “Reşo” takma adlı Beyhan’ın benzer suçlardan kayıtlarının bulunduğu ve cezaevine gönderildiği bilgisi yer aldı.

Şimdi soruyorum:

Bir insan canlı yayında genç kızlara bu şekilde ulaşabiliyor, onları çeşitli vaatlerle bir iş yerine çağırabiliyor ve binlerce insanın gözü önünde bunu yapabiliyorsa biz hâlâ “sosyal medya işte” deyip geçecek miyiz?

Hayır!

Geçemeyiz.

Çünkü burada mesele yalnızca bir kişinin yaptıkları değildir.

Mesele, aynı yöntemin başka insanlar tarafından da kullanılabilmesidir.

Mesele, genç kızlarımızın ve çocuklarımızın bu yayınlara ulaşabilmesidir.

Mesele, suçun artık sokakta değil, cebimizin içindeki telefonun ekranında da karşımıza çıkabilmesidir.

---

“BİR ŞEY OLMAZ” DİYEREK GEÇEMEYİZ

Bugün “Bir canlı yayın işte” diyerek geçiyoruz.

Yarın o yayının etkilediği bir genç kızın başına bir şey geldiğinde ise hepimiz “Neden müdahale edilmedi?” diye soruyoruz.

Ben bugünden soruyorum.

Neden müdahale edilmiyor?

Neden bu hesaplar daha hızlı incelenmiyor?

Neden suç şüphesi bulunan yayınlar konusunda platformlar daha hızlı hareket etmiyor?

Neden çocukların karşısına çıkan içeriklere ilişkin daha güçlü mekanizmalar yok?

Neden suçtan para kazanan insanların dijital dünyada kendilerine milyonlarca kişilik kitle oluşturmasına izin veriliyor?

---

TİKTOK ARTIK BİR EĞLENCE PLATFORMU TARTIŞMASINDAN İBARET DEĞİL

Burada özellikle TikTok meselesinin artık ciddi şekilde ele alınması gerektiğini düşünüyorum.

Elbette TikTok kullanan herkes suçlu değildir.

Elbette platformda faydalı, eğitici ve eğlenceli içerikler üreten insanlar da vardır.

Ama mesele şu:

Bir platformun içerisinde suçun bu kadar kolay yayılmasına, organize edilmesine veya normalleştirilmesine imkân veren boşluklar varsa devlet buna seyirci kalamaz.

Platformun büyüklüğü devleti ilgilendirmez mi?

İlgilendirir.

Çünkü milyonlarca insanın kullandığı bir alanın toplumsal etkisi vardır.

Çocuklarımızı etkiliyorsa vardır.

Gençlerimizi etkiliyorsa vardır.

Suçlular tarafından kullanılıyorsa vardır.

İnsan ticareti, fuhuş, uyuşturucu, dolandırıcılık ve şiddet gibi suçlara zemin hazırlanıyorsa vardır.

O zaman devletin burada söyleyecek sözü olmak zorundadır.

Gerekirse en ağır yaptırımlar masaya konulmalıdır.

Gerekirse platform yöneticilerinden çok daha sıkı sorumluluk istenmelidir.

Gerekirse belirli içerik türlerine karşı çok daha hızlı erişim engeli mekanizmaları uygulanmalıdır.

Ve bütün bunlar yetmiyorsa, TikTok’un Türkiye’deki faaliyetlerinin devam edip edemeyeceği dahi hukuk çerçevesinde tartışılmalıdır.

---

SUÇ ÖRGÜTLERİNİN DİJİTAL MEYDANINA İZİN VERİLEMEZ

Daha da tehlikelisi var.

Bazı canlı yayınlarda suç dünyasına özenen bir dil kullanıldığını görüyoruz.

Meydan okumalar…

Tehditler…

“Benim arkamda şu kadar adam var” anlayışı…

Çeteleşme kültürünün romantikleştirilmesi…

Şiddetin güç göstergesi gibi sunulması…

Gençlerin bu dünyanın içerisine çekilmesine neden olabilecek söylemler…

Bunların hiçbiri masum değildir.

Bir çocuğa “güçlü olmak için şiddet gerekir” mesajı verirseniz, o çocuğun zihninde çok tehlikeli bir kapı açarsınız.

Bir gence “suç işleyerek para kazanılır” mesajı verirseniz, onun geleceğini zehirlersiniz.

Bir genç kıza “kolay para için şu yolu izle” derseniz, onu istismara açık hale getirirsiniz.

Bir başka gence uyuşturucuyu eğlence gibi gösterirseniz, onun hayatıyla oynarsınız.

Bunun adı içerik üreticiliği değildir.

Bunun adı, eğer suç unsuru taşıyorsa, suçtur.

---

“TAKİPÇİM ÇOK” DİYEREK KİMSE HUKUKUN ÜZERİNDE DEĞİL

Bir de sosyal medyada oluşan tehlikeli bir anlayış var:

“Benim milyon takipçim var.”

İyi de…

Ne olmuş yani?

Milyon takipçinin sana verdiği güç, sana hukuk karşısında dokunulmazlık mı sağlıyor?

Hayır!

Tam tersine…

Ne kadar geniş kitleye ulaşıyorsan sorumluluğun da o kadar büyük olmalıdır.

Çünkü senin söylediğin bir söz, bir insanın hayatına dokunabilir.

Senin yaptığın bir yayın, binlerce gencin karşısına çıkabilir.

Senin normalleştirdiğin bir davranış, bir başkası tarafından örnek alınabilir.

O yüzden sosyal medya fenomeni olmak ayrıcalık değil, sorumluluktur.

---

GENÇLERİMİZİ HEDER ETMEYELİM!

Bugün Türkiye'nin gençlerine ihtiyacı var.

Çalışan…

Üreten…

Okuyan…

Meslek sahibi olan…

Ailesine sahip çıkan…

Ülkesine katkı sağlayan…

Geleceğe umutla bakan gençlere ihtiyacımız var.

Ama biz gençlerimizin önüne sürekli “kolay para”, “şöhret”, “rezalet”, “kavga”, “şiddet”, “uyuşturucu”, “fuhuş”, “dolandırıcılık” ve “suç dünyasının gösterişli hayatı” gibi görüntüler koyarsak, sonra da gençlerimizin neden değiştiğini sorgularsak kendimizi kandırmış oluruz.

Gençlerimizi heder etmeyelim.

Onların zihnini kirleten her türlü içeriğe karşı mücadele edelim.

---

FUHUŞ OPERASYONLARI YAPILIYOR, AMA DİJİTAL KAPI DA KAPATILMALI

Son dönemlerde ülkemizin farklı bölgelerinde fuhuş ve benzeri suçlara yönelik operasyon haberlerini sık sık görüyoruz.

Güvenlik güçlerimiz operasyon yapıyor.

Şüpheliler yakalanıyor.

Soruşturmalar yürütülüyor.

Mahkemeler karar veriyor.

Bunlar elbette devam etmeli.

Ama bir taraftan operasyon yaparken diğer taraftan aynı insanların yeni kişilere ulaşabileceği dijital kanalları kontrolsüz bırakırsak mücadelede eksik kalırız.

Suçun sokağındaki kapıyı kapatırken internet üzerindeki kapısını açık bırakamayız.

Bu kadar basit.

---

ADALET BAKANIMIZ SAYIN AKIN GÜRLEK’E ÇAĞRIMDIR

Sayın Bakan…

Buradan bir vatandaş ve gazeteci olarak çağrıda bulunuyorum:

Lütfen sosyal medya platformlarındaki suç yapılanmalarına çok daha yakından bakın.

Özellikle canlı yayınlar konusunda kapsamlı bir çalışma yapılmalı.

Suç teşkil eden yayınların tespit edilmesi hızlandırılmalı.

Tekrarlayan suç içerikleri üreten hesaplar çok daha sıkı incelenmeli.

Çocukları ve gençleri hedef alan içeriklere karşı özel mekanizmalar kurulmalı.

Fuhşa yönlendirme ve insan ticareti şüphesi bulunan içerikler anında ilgili birimlere aktarılmalı.

Uyuşturucu kullanımını veya satışını özendiren içeriklere karşı çok daha sert mücadele edilmeli.

Dolandırıcılık ağlarının sosyal medya üzerinden kurulmasının önüne geçilmeli.

Suç örgütlerinin propaganda ve iletişim kanalı olarak kullandığı hesaplar hukuk çerçevesinde incelenmeli.

Ve platformların “Biz sadece sosyal medya şirketiyiz” diyerek sorumluluktan kaçmasına izin verilmemeli.

Çünkü burada söz konusu olan yalnızca teknoloji değildir.

Burada insan hayatı vardır.

Aile vardır.

Çocuk vardır.

Genç vardır.

Toplum vardır.

Türkiye'nin geleceği vardır.

---

SON SÖZÜM ANNE VE BABALARA

Anne ve babalar…

Lütfen çocuklarımızı yalnız bırakmayalım.

Telefonlarını tamamen yasaklamak belki çözüm değildir.

Ama tamamen başıboş bırakmak da çözüm değildir.

Onlarla konuşun.

Ne izlediklerini sorun.

Kimleri takip ettiklerini bilin.

Karşılarına çıkan içerikleri birlikte değerlendirin.

Onlara internetin gerçek hayat olmadığını anlatın.

Her takipçisi milyon olan insanın örnek alınacak insan olmadığını öğretin.

Her lüks hayat görüntüsünün gerçek olmadığını anlatın.

Her “kolay para” teklifinin fırsat olmadığını anlatın.

Ve en önemlisi:

Çocuklarınıza hayır demeyi öğretin.

Çünkü bazen bir çocuğun hayatını kurtaran şey, telefonuna konulan bir yasak değil; ailesinin ona kazandırdığı bilinçtir.

---

ARTIK SEYRETME ZAMANI DEĞİL!

Bu mesele birkaç sosyal medya fenomeninin meselesi değildir.

Bu mesele birkaç kötü yayının meselesi değildir.

Bu mesele birkaç TikTok hesabının meselesi değildir.

Bu mesele bir neslin meselesidir.

Bugün susarsak yarın çok daha büyük sorunlarla karşılaşabiliriz.

Bugün “Bana ne?” dersek yarın kendi çocuğumuzun başına geldiğinde çok geç olabilir.

Bugün “Sosyal medya işte” diyerek geçersek yarın sosyal medyanın karanlık tarafı çocuklarımızın hayatına girmiş olabilir.

O nedenle bir kez daha söylüyorum:

ARTIK YETER!

Suçun, istismarın, uyuşturucunun, fuhşa yönlendirmenin, dolandırıcılığın, şiddetin ve suç örgütlerinin propagandasının sosyal medya üzerinden normalleştirilmesine izin verilmemeli.

Kim yaparsa yapsın…

Kim yayınlarsa yayınlasın…

Kaç takipçisi olursa olsun…

Ne kadar para kazanıyor olursa olsun…

Hukukun karşısına çıkarılmalı.

Platformlar sorumluluklarını yerine getirmeli.

Devlet gereken denetimi yapmalı.

Aileler çocuklarının dijital hayatına sahip çıkmalı.

Ve eğer bir platform bütün bu tehlikelerin önüne geçmekte yetersiz kalıyorsa, hukukun verdiği bütün yetkiler masaya konulmalı; gerektiğinde o platformun Türkiye'deki faaliyetlerinin sonlandırılması dahi tartışılmalıdır.

Çünkü bizim kaybedecek bir neslimiz yok.

Çocuklarımız deneme tahtası değildir.

Gençlerimiz sosyal medya uğruna feda edilemez.

Aile yapımız birkaç tık uğruna parçalanamaz.

Ve hiç kimse sosyal medyanın arkasına saklanarak suç işleyebileceğini düşünmemelidir.

ARTIK SEYRETMEYELİM.

ARTIK MÜDAHALE EDELİM.

ARTIK GENÇLERİMİZİ KORUYALIM.