Devletler arasındaki ilişkilerin gerçek değeri, zor meseleler karşısında gösterilen iradeyle anlaşılır. Dostluk açıklamaları, diplomatik temaslar ve ortaklık vurguları elbette kıymetlidir. Ancak güvenliği ve adaleti ilgilendiren konularda bunların karşılığını somut iş birliğinde görmek gerekir.

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Brüksel’de dile getirdiği hususları bu açıdan değerlendirmek gerekiyor. Gürlek’in Belçika’dan FETÖ’nün bu ülkedeki yapılanmasına karşı somut ve etkili tedbirler beklediklerini belirtmesi; terörle ve sınır aşan organize suçlarla mücadelede iade ve karşılıklı adli yardımlaşma mekanizmalarının daha etkin işletilmesini istemesi, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir çağrıdır.

Çünkü güvenlik, ülkelerin birbirinden bağımsız biçimde koruyabileceği bir alan olmaktan giderek uzaklaşıyor. Suç yapılanmaları sınırların ötesinde bağlantılar kurabiliyorsa bunlarla mücadele eden devletlerin de aynı ölçüde güçlü bir koordinasyon geliştirmesi gerekir. Bir ülkede yürütülen soruşturmanın ihtiyaç duyduğu bilgiye başka bir ülkede ulaşılamaması, geciken bir adli talep ya da sonuçsuz kalan temaslar, adalet arayışını doğrudan etkiler.

Türkiye’nin bu konuda muhataplarından etkili iş birliği beklemesi haklıdır. Müttefikliğin gereği, karşı tarafın güvenlik kaygılarını dikkatle dinlemek, sunduğu bilgi ve belgeleri ciddiyetle incelemek ve hukuki süreçleri sürüncemede bırakmamaktır.

Elbette her iade talebi kendi delilleri ve hukuki şartları içinde değerlendirilir. Tam da bu nedenle güçlü bir adli diyaloğa ihtiyaç vardır. Eksik görülen belgelerin açıkça bildirilmesi, taleplerin zamanında cevaplanması ve yetkili makamlar arasında düzenli temas kurulması, hem hukuki güvenceleri hem de suçla mücadeleyi güçlendirir. Hukuka bağlılık, iş birliğine işlerlik kazandırmalıdır.

Gürlek’in yaklaşımında desteklenmesi gereken yönlerden biri de sonuç alma vurgusudur. Bakan'ın Türkiye ile Belçika arasındaki adalet iş birliğinin somut neticeler üretmesini istemesi, diplomatik temasların başarısı için doğru bir ölçü ortaya koyuyor. Bir toplantının değeri, sonrasında hangi sorunların çözülebildiğinde görülür. Daha hızlı yürüyen adli süreçler, karşılık bulan talepler ve kesintisiz kurumsal iletişim, bu temasların gerçek kazanımları olacaktır.

Avrupa ile Türkiye arasındaki güvenin güçlenmesi de böyle bir karşılıklılığa bağlıdır. Türkiye’nin hassasiyetlerini anlamaya çalışan, dosyalarını özenle değerlendiren ve ortak tehditler karşısında sorumluluk üstlenen bir yaklaşım, ilişkilerin bütününe katkı sağlar. Güven, verilen sözlerin uygulamada karşılık bulmasıyla büyür.

Bu nedenle Akın Gürlek’in Brüksel’de ortaya koyduğu tutumu desteklemek, adaletin uluslararası alanda da etkili biçimde işlemesini savunmaktır. Türkiye’nin beklentisi açıktır: Ciddi meseleler ciddi biçimde ele alınmalı, iş birliği iradesi uygulanabilir adımlara dönüşmelidir.

Brüksel’de dile getirilen çağrının asıl gücü burada yatıyor. Ortak güvenlikten söz eden ülkeler, ortak sorumluluğun gereğini de yerine getirmelidir. Müttefikliğin inandırıcılığı, adalet için atılan somut adımlarla güçlenir.