Bugün yazacaklarım ne bir magazin haberi...

Ne de günü kurtarmaya yönelik sıradan bir siyasi tartışma...

Whatsapp Image 2026 07 31 At 02.45.33

Bugün konuşulan mesele; enkaz altında can veren insanların ardından gözyaşı döken milyonların vicdanıdır.

Bugün konuşulan mesele; "Depremzede üşümesin." diyerek cebindeki son parayı bağışlayan emeklinin, işçinin, memurun, öğrencinin ve bu milletin güvenidir.

Çünkü güven bir günde kazanılmaz...

Ama bir günde yerle bir olabilir.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği'ne yönelik yürütülen soruşturma her geçen gün yeni iddialarla genişliyor.

Dördüncü dalga operasyon...

Yeni gözaltılar...

Tutuklamalar...

Adli kontroller...

Ve kamuoyunun önüne gelen yeni ifadeler...

Ortada artık görmezden gelinemeyecek büyüklükte bir soruşturma dosyası bulunuyor.

Bu nedenle bugün kimsenin fanatikçe taraf olma lüksü yoktur.

Kimsenin, "Ben inanıyorum, o halde sorgulamam." deme hakkı da yoktur.

Çünkü burada söz konusu olan herhangi bir şirketin ticari anlaşmazlığı değildir.

Burada konuşulan para; milletin depremzedeye emanet ettiği bağışlardır.

İşte bu yüzden bu dosya yalnızca hukukun değil, aynı zamanda kamu vicdanının da sınavıdır.

Hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edilemez.

Whatsapp Image 2026 07 31 At 02.45.33 (1)

Ama hiç kimse de "yardım" kavramının arkasına sığınarak kamuoyunun cevap bekleyen sorularını görmezden gelemez.

Şöhret...

Popülerlik...

Sosyal medya desteği...

Alkışlar...

Bunların hiçbiri hukukun yerine geçemez.

Çünkü adalet alkışla değil, delille hüküm verir.

Bugün milyonlarca insanın sorduğu soru çok nettir:

Depremzedeler adına toplanan bağışlar, verilen sözler ve yürütülen projelerle ilgili ortaya atılan iddiaların tamamı şeffaf biçimde açıklığa kavuşacak mı?

İşte bu yazının konusu da budur.

İsimler gelip geçer.

Makamlar değişir.

Şöhret biter.

Ama milletin vicdanında açılan güven yarası kolay kolay kapanmaz.