BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31), 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da yapılacak. COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Kıdemli Danışmanı ve UN-Habitat Siyasi İşler ve Üst Düzey İlişkiler Özel Danışmanı Christian Mensah'a göre zirveyi öne çıkaran başlıklar elektrifikasyon, sıfır atık ve döngüsellik alanındaki hedefler. Mensah, AA muhabirinin sorularını zirve öncesinde yanıtladı.
COP31'i önceki zirvelerden ayıran ne?
Mensah'a göre iklim diplomasisi bir süreç ve her COP, öncekilerin belirlediği yön ve ilerleme üzerine kuruluyor. COP28'in fosil yakıtlardan uzaklaşmayı, COP30'un ise uygulamaya odaklanmayı pekiştirdiğini belirten Mensah, COP31'in bu ivmeyi daha büyük ölçekte ve daha güçlü bir aciliyetle eyleme dönüştürmesi gerektiğini söyledi.
Mensah, bu zirveyi farklı kılan unsurun elektrifikasyonun hızlandırılmasına verilen önem olduğunu ifade etti. Bu önemin bir göstergesi olarak da Başkanlığın küresel elektrifikasyon oranını 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarma hedefini gösterdi.
Elektrifikasyon hedefi neyi öngörüyor?
Başkanlığın hedefi, küresel elektrifikasyon oranının 2035'e kadar yüzde 35'e yükseltilmesi. Mensah, vurgunun uygulamanın kendisinden uygulamanın yoğunluğuna, ölçeğine ve hızına kayması gerektiğini belirtti.
Mensah'ın ifadesine göre bunun için daha fazla projenin hayata geçmesi, daha güçlü ortaklıklar kurulması, finansmanın sahaya ulaşması ve kanıtlanmış çözümlerin ülkeler ve sektörler arasında çoğaltılması gerekiyor. Kapsamda binalarda enerji verimliliği, şehirlerde iklim direnci, gıda sistemleri, metan azaltımı ve döngüsellik de yer alıyor.
Küresel İklim Eylem Gündemi'nde neler var?
Mensah, Küresel İklim Eylem Gündemi'nin yaklaşık 500 girişim ve 120'den fazla Çözümleri Hızlandırma Planı içeren bir çerçeve sunduğunu anlattı. Ona göre asıl zorluk, bu çalışmayı daha da ileriye taşımak.
Başarının ölçüsünün ise çabaların insanların hayatında somut sonuç doğurup doğurmaması olacağını söyledi. Mensah, iklim değişikliği, biyoçeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunun ayrı sorunlar olarak ele alınmaması gerektiğini de belirtti. Üç Rio Sözleşmesi'nin bu gündemleri birleştiren önemli bir çerçeve sunduğunu, COP31'in Rio sinerjilerine odaklanmasının da daha bütüncül politikalar için fırsat olduğunu ifade etti.
İklim krizinde dirençli kentler neden önemli?
Mensah'a göre hızlı kentleşme şehirler, altyapı ve temel hizmetler üzerinde büyük baskı yaratıyor. Bu durum, sellerden aşırı sıcaklara ve deniz seviyesinin yükselmesine kadar iklim risklerine giderek daha fazla maruz kalan kıyı şehirleri için özellikle önem taşıyor.
Mensah, iklim krizinin zorluklarına ilk olarak maruz kalan toplulukların örgütlenme kapasitelerinin desteklenmesi ve yerel dirençlilik planlamasına dahil edilmesi gerektiğini söyledi. İnşaat ve yapı sektörünün de sürdürülebilir altyapı, kaynak verimliliği, malzemelerin yeniden kullanımı ve yeşil altyapıda daha hızlı ilerlemesini istedi. Enerji verimli binalar, doğa temelli çözümler ve entegre atık sistemlerinin kentleri hem daha sağlıklı hem daha dirençli kılabileceğini ekledi.
Sıfır Atık prensibi COP31 için neden önemli?
Mensah, Sıfır Atık prensibinin iklim eylemini daha kapsayıcı, pratik ve erişilebilir kıldığını söyledi. Gıda israfını önlemek, malzemeleri dolaşımda tutmak, metan emisyonlarını azaltmak ve kaynakları verimli kullanmanın hükümetlerden hanelere kadar herkesin katılabileceği eylemler olduğunu belirtti.
Sıfır atığı; kaynak verimliliği, gıda sistemleri, metan azaltımı, kirliliğin önlenmesi ve kentsel dirençliliği birbirine bağlayan bir mekanizma olarak gördüğünü anlatan Mensah, bu yaklaşımın küresel iklim sorununu insanların anlayıp katılabileceği bir şeye dönüştürdüğünü kaydetti.
Türkiye'nin Sıfır Atık Hareketi küresel gündeme nasıl taşınacak?
Mensah, Türkiye'nin Sıfır Atık Hareketi'ndeki deneyimini uluslararası iklim gündemine taşıma fırsatı bulunduğunu söyledi. Önemli olanın bu deneyimin, diğer ülke ve şehirlerin kendi koşullarına uyarlayabileceği ortaklıklara ve pratik modellere dönüştürülmesi olduğunu vurguladı.
Mensah, Sıfır Atık Vakfı aracılığıyla ilerlettikleri girişimleri şöyle sıraladı:
- Sıfır Atık İklim Eylemi için İstanbul Platformu: Hükümetleri, şehirleri, işletmeleri, yatırımcıları ve sivil toplumu bir araya getirerek sıfır atık ve döngüsel ekonomi çözümlerini hızlandırıyor.
- Sıfır Atık Mahalleleri Girişimi: Yaklaşımı yerel düzeye taşıyarak şehirlerin taahhütlerini ölçülebilir eyleme dönüştürmelerine yardımcı oluyor.
- Sıfır Atık Forumu: Diyalog ve işbirliği için uluslararası bir platform sunuyor.
- #OneBillion Challenge: Gıda kayıplarının ve israfının önlenmesi yönünde eylemi harekete geçiriyor.
Mensah'a göre bu çabalar daha geniş Küresel İklim Eylem Gündemi ile bağlantılı.
Türkiye'nin COP31 Başkanlığından beklentiler neler?
Mensah, Türkiye'nin COP31 Başkanlığını uluslararası işbirliğini güçlendirmek, mevcut taahhütlerin uygulanmasını hızlandırmak ve çözümlerin sektörler ile coğrafyalar genelinde nasıl ölçeklendirilebileceğini göstermek için kullanmasını beklediğini söyledi.
Antalya'nın iklim sürecinde yalnızca bir kilometre taşı olarak değil, ortaklıkların sahada somut ilerlemeye dönüştüğü bir an olarak hatırlanması gerektiğini de sözlerine ekledi.




