7 Haziran 2014’te temeli atılan, 76.5 milyon metrekarelik devasa alana inşa edilen, yıllık 200 milyon yolcu kapasitesi, günlük 3 bin 500 seferiyle dünyanın 350 noktasına direkt yolcu taşıyacak, dünyanın en büyük havalimanı olma özelliğine sahip İstanbul 3. Havalimanı 29 Ekim’de hizmete açılacak inşallah.

Türkiye’nin kaderini değiştirecek bu devasa projenin tamamlanması için 40 bine yakın işçi 4 yılı aşkın bir zamandan bu yana durmaksızın çalışmaya devam ediyor. Bu süre zarfında işçilerden herhangi bir şikâyet çıkmazken ne oldu da bitimine 40 gün kala bazı emekçiler seslerini yükseltmeye başladılar?

Önce kısa bir hatırlatma… Gezi olaylarına katılan göstericileri temsil eden Taksim Platformu’nun protestoları bitirmek için dayattığı isteklerden biri de 3. Havalimanı projesinin durdurulmasıydı. Ağaç bahanesiyle başlayan sözde çevreci eylemin gerçek sebebi ise Türkiye’yi güçlü kılacak devasa projelerin önüne geçerek dışa olan bağımlılığını sürdürmekti.

O gün bu sebeple Gezi Olaylarının arkasında duran Almanya’da bugün,Köln yakınlarında bulunan ve dünyanın en yaşlı ormanı olarak bilinen 7 bin hektar büyüklüğündeki Hambach Ormanı’ndaki ağaçların linyit madeni için kesilmesini engellemeye çalışan yüzlerce çevreci gözünün yaşına bakılmadan3 bin 500 polis tarafından yaka paça ormanın dışına atıldı. Ağaçların 12 bin yaşında olmasına bakmaksızın Almanya, ormanın yüzde doksanını linyit madenleri için yok etti. Gezi olaylarını bayraklaştıran, çevrecilik adına Türkiye’nin dev projelerinin durdurulması için elinden gelen provokasyonu yapmaktan geri durmayan ve nihayetinde ipini elinde tutan Almanya’ya kaçan Can Dündar ise bu ağaçların kesilmesini büyük ihtimalle elindeki viski bardağıyla keyifle izlemiştir.

Hafızaları tazelediğimize göre tekrar 3. Havalimanı işçilerinin protestolarına dönebiliriz. 4 yıl boyunca tek bir protesto yapılmadan çalışmaya devam eden işçiler yüzde 98’i tamamlanan bir projenin bitimine günler kala neden ayaklanır?  Güvenlik sebebiyle tek bir yabancının yaklaştırılmadığı çalışma alanına HDP’li vekiller nasıl girebilir?

HDP vb. oluşumlar, mağdurların sorunlarını ve çözümünü hiçbir zaman dert edinmemişlerdir. Onlar yaşanan acıya merhem olmak yerine o acıyı kaşıyarak ülkeyi nasıl kaosa sürükleyeceklerinin hesabına düşmüşlerdir. Aynen Gezi ve Cumartesi Anneleri olaylarında olduğu gibi 3. Havalimanı işçilerinin taleplerini de suiistimal etmek için bu fırsatı da kaçırmamışlardır.

Burada esas olan bağışıklık sistemini güçlü tutmaktır. Her zaman var olan mikroplar, bağışıklık sistemi zayıflamaya başladığı anda vücuda tesir etmeye başlar, hastalanmaya sebebiyet verir. Mağdur olan işçilerin haklı taleplerine kulak verdiğinizde, sorunlarını ivedilikle çözdüğünüzde ortada kaşıyacak bir yara kalmayacağından suiistimale imkân da kalmayacaktır.

Her eleştiri ve itirazı kulak ardı edip, sahibine “hain” dediğimizde ise kendi elimizle mağduriyet kıvılcımlarının şer odakları tarafından yangın yerine dönüştürülmesine fırsat vermiş oluyoruz.

Derdi üzüm yemek olanları sonuna kadar dinleyeceğiz, gereğini yapacağız. Bağcıyı dövmeye yeltenenlere ise anladıkları dilden konuşmaya devam edeceğiz.