Ne yapsanız da adınız Mustafa kaldığı sürece Rumların gönlünü kazanamayacak, zulmünden hiçbir zaman emin olamayacaksınız.

Konya’da üniversite sınavına hazırlanan 19 yaşındaki Kadir Şeker, kütüphane çıkışı bir parkta bağrışma sesleri duyuyor. Çok acıkmış olmasına rağmen evinin yoluna değil vicdanının sesine kulak vererek “imdat” feryatlarının yükseldiği parka yöneliyor. Özgür Duran’ın bir kamelya içinde sevgilisi Ayşe D’yi dövdüğünü görüyor. Kayıtsız kalmıyor, durması için saldırganı uyarıyor. Buna karşılık 19 suçtan sabıkası olan Özgür küfürler ederek Kadir’e saldırıyor, boğazını sıkıyor. Nefes almakta zorluk çeken, ölümün eşiğine gelen Kadir, cebindeki çakıyı çıkarıyor. Çıkan arbedede bıçak kazara Özgür’ün kalbine saplanarak ölümüne sebebiyet veriyor.

Kadir bağrışmaları duymazdan gelip yoluna devam etse bunların hiçbiri yaşanmayacaktı. Ama büyük ihtimalle ertesi gün gazetelerin manşetlerine “sevgilisi tarafından öldürülen kadın” haberlerine bir yenisi daha eklenmiş olacaktı.

Abisi ODTÜ Kimya’da okuyan Kadir de tıp okumak istiyordu. Arkadaşları arasında çalışkanlığı, zekâsı kadar haksızlıklar karşısındaki net duruşuyla da dikkat çekiyordu. Hayatının baharında kariyerini, canını hiçe sayarak mazluma sahip çıkan Kadir bugün “katil” damgasıyla yargılanıyor. Kadirlere ceza verilirse yarın Ayşeleri kurtaracak kimseyi bulamayız.

CELLADINA AŞIK BİR TÜRK!

Ayşe’nin çığlığına canını hiçe sayarak koşan Kadir Şeker umudumuzu diri tutarken geçmişte Türk kadınlarının ırzına geçen Rumlara aşık Mustafa Akıncı’nın ihanetlerinin ise sonu gelmiyor.

İngiliz The Guardian gazetesine konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, “Kuzey Kıbrıs’ın Ankara tarafından yutulabileceğini ve de facto Türkiye iline dönüşebileceğini” dile getiriyor. İçişlerinde bağımsız, dış ilişkilerde Suriye’deki Fransız mandasına bağlı Hatay Devleti‘nin 1939’da referandumla Türkiye’ye bağlanmasını kabul eden Cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen‘e atıfla “İkinci bir Tayfur Sökmen olmayacağım” diyor.

Kıbrıs Rumları 1964 ile 1974 yılları arasında yüzlerce masum Türk’ü vahşice katlederek toplu mezarlara gömmüş, kadınların ırzına geçmişti. Osmanlı’nın hükümranlığı altında yüzlerce yıl dinlerini özgürce yaşayan Rumlar, ellerine geçen ilk fırsatta komşuları Türkleri vahşice katletmekten çekinmemişlerdi. Müslüman Türkler bugün Kıbrıs’ta özgürce yaşayabiliyorsa bu Türkiye’nin adadaki askeri varlığının verdiği güvenceden kaynaklanıyor. Karşılarındaki bu caydırıcı güç kalktığı anda Rumların tekrar katliam ve tecavüzlere başvurmayacağını kimse garanti edemez. Hakikat bu iken sırtını Türkiye’ye, yüzünü Rumlara dönen Mustafa Akıncı’nın kasabın bıçağını yalayan gamsız inekten ne farkı kalıyor?

Ayrıca Doğu Akdeniz’de dört bir koldan saran kuşatmayı yarmak, bize biçilen Sevr’i yırtmak için var gücümüzle mücadele ettiğimiz bu konjonktürde akıl ve izandan uzak yaptığı bu açıklamalar açık ihanet değil de nedir?

Ne yapsanız da adınız Mustafa kaldığı sürece Rumların gönlünü kazanamayacak, zulmünden hiçbir zaman emin olamayacaksınız. Tarih şahittir, kendi değerlerini inkâr edenler düşmanları nezdinde saygı da görmezler. Ancak emelleri doğrultusunda kullanabilecekleri bir piyon kadar değer görürler.

Her sözüyle düşmanlarımızı sevindiren, sırtımızdaki hançerlere bir yenisini daha ekleyen Mustafa Akıncı’ya en güzel cevabı ilk seçimde Kıbrıs Türkleri verecektir.