Yüreklerimizi yakan bir haberle geceye uyandık. Tunceli’de sürdürülen terör operasyonlarından dönen JÖH timindeki Jandarma Uzman Çavuş Ferruh Dikmen ve Jandarma Uzman Çavuş Asım Türkel yapılan tüm müdahalelere rağmen hayata tutunamayarak şehit oldular.
Bizler sıcak yataklarımızda huzurla başımızı yastıklarımıza koyabilelim diye gencecik iki Mehmet donarak can verdi. Soğuk kış gecelerinde “üstü açık mı” diye kalkan, merhametle üzerini saran anneleri geldi gözümün önüne. Her türlü zorluktan sakınarak büyüttüğü oğullarına “donarak şehid oldu” haberini nasıl verebilirsiniz? Bu acının tarifi yok. Ancak düştüğü yeri yakar.
Bu facianın gerçekleşmesinde varsa bir ihmal, müsebbiplerinin sonuna kadar üzerine gidilmeli. Tunceli Valiliğinin olayla ilgili açtığı soruşturmanın takipçisi olacağız.
Kişisel hesaplarını görmek için acıların üzerine fütursuzca dadanan leş kargalarına karşı da uyanık olmalıyız. Onların derdi ne yaraya merhem olmak ne de bir daha bunların tekrarlanmaması için duyarlılık göstermek.
Bunlardan en çarpıcı olanları ise HDP’li vekillerin döktükleri timsah gözyaşları oldu. Sanki o askerler dağa keklik avlamaya giderken can vermişler gibi arsızca şehidlerimizi kendi kirli siyasetlerine alet etmek istediler. Bu iki askerimizin canınamalolan dondurucu ayazda dağ başında olmalarına sebep olanlar kim? O teröristleri her platformda savunanlar kim? Bu ülkenin evlatlarının ölmemelerini önemsiyorsanız buyurun, PKK’nın elindeki silaha karşı durun. Sizde ne o samimiyet ne de cesaret olmadığından ancak yeni Mehmedlerin canına sebep olacak PKK’nın borazanlığına devam edersiniz.
KEMALİZM’İN KIRIK KANATI
Halk TV’ye çıkan Cumhuriyet yazarı Mine Kırıkkanat, “Bizi istediğimiz gibi özgürce yaşamaya bırakmıyorsunuz, gazeteciliğimizi sansürlüyorsunuz, hapse atıyorsunuz” dedi.
Bakın bu sözleri kaçtığı bir batı ülkesinde değil, “bizi susturuyorsunuz” dediği Türkiye’de bir televizyon kanalının canlı yayınında avazı çıktığı kadar bağırarak söyledi.
Kırıkkanat,“Dinlerini yaşatmamışız, bazı camileri ahır yapmışız. Ağlıyorlar ondan sonra ‘Bizi mağdur ettiler’ E şimdi de siz bizi mağdur ediyorsunuz. Şimdi de siz Atatürk’e küfrediyorsunuz” tespitindeki “şimdi de siz bizi mağdur ediyorsunuz” sözüyle dindar kesime yönelik geçmişte yapılan zulümleri kabul etmiş oluyor.
Bunla da yetinmeyen Kırıkkanat, “Elbet gün gelecek biz de sizi mağdur edeceğiz” tehdidinde bulunuyor.
Bu hastalıklı zihniyet için mesele hiçbir zaman özgürlükler olmadı. Bilakis süngü altında, hiçbir hesap vermeden fütursuzca yönettikleri vesayet günlerinin özlemini iple çekiyorlar. Bu milletin inancıyla kavgalı olanların, sebep oldukları mağduriyetlerden övünçle bahsedenlerin, ellerine fırsat geçtiğinde yeniden zulmedecekleri tehdidinde bulunanların miadı artık doldu. Danıştay’ın “Andımız” kararıyla yeniden umutlananlarının hevesini Başkan Erdoğankursaklarında bıraktı. Sırtımızı yasakların, zulümlerin yaşandığı karanlıklara, yüzümüzü özgürce ve kardeşçe yaşayacağımız aydınlık Türkiye’ye dönen bizleri hiçbir güç yolundan döndüremez.