İnsanlığınızı ne ara kaybettiniz?

Bakın Müslümanlığınızı demiyorum bile…

İnsanlığınızı diyorum! Vicdanınızı diyorum! Merhametinizi diyorum!

Yerde ekmek gördüğünde, öpüp başına koyan bir milletten, nimeti denize döken bir millet derekesine ne ara devrildiniz?

Kamyonlar dolusu elmayı şarampole dökecek derekeye…

Evet, Rize’de denize dökülen tonlarca palamut kıyıya vurmuş… Kayseri’nin Yahyalı ilçesinde kamyonlar dolusu elma, şarampole dökülmüş… Sosyal medyaya düşünce de kendilerince çıkıp savunma diyemeyeceğim, bildiğiniz top çeviriyorlar.

Yahu yeni değil ki? Bu manzaraları artık her hasatta görüyoruz… Sebze ve meyveler derelere dökülüyor. Boş arazilere…

Sebep?

Fiyatlar yükselsin… Tüketici daha fazla ödesin diye…

Hâl-i pür-melâlimiz aynen bu işte!

Gerçi istisnai de olsa farklı davranan esnaflar da çıkıyor. Mesela Amasya’da bir esnaf, 8 ton karpuzu halka bedava dağıtıyor.

Bakın, günlerdir fon krizi, devlette ve belediyelerde yolsuzluk yapanları en sert şekilde eleştiriyoruz. Bunları yapanları lanetliyoruz! Makamını, mevkiini kişisel çıkarlarına alet edenlere öfke kusuyoruz. Hesap sorulmasını istiyoruz.

Peki yukarıda saydıklarım da kul hakkı yemenin başka bir türü değil mi?

Vatandaşın, ucuz ete, sebze ve meyveye erişiminin engellenmesi de yasa dışı değil mi?

O halde bunlara da en ağır şekilde hesap sorulması, cezalandırılmaları gerekmez mi?

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı ile Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu Başkanı görevden alındı mesela!

Marx’ın tabiriyle “proleter öfkeyi” yatıştırması açısından çok da iyi oldu!

Peki bunlara göz yumanların veya bunda ihmal ve sorumluluğu olanların da en hafifinden görevden alınmaları gerekmez mi?

Bal gibi de gerekir…

Yoksa dar gelirli vatandaşın trajedisi bir öfke infilakine dönüşebilir. Benden söylemesi…

Gelelim market piyasasına… Pek çok markette dikkatimi çekiyor… Raftaki fiyatlar kasadakiyle örtüşmüyor. Online market siparişlerine vakti geçmiş veya geçmek üzere ürünler gönderiliyor.

Özetle tüketici yukarıdan aşağı, soldan sağa sömürülüyor. Özellikle zincir marketlerde iade yollarına binbir “kaçış noktası” konulduğundan insanlar o stresi göze alamayarak hakkını arayamıyor.

Sosyal medyada dahi derdini anlatamıyor. Markalar, kurdukları mafyatik hukuk sistemleriyle tüketiciyi “hukuki zorbalıklarla” sıkıştırarak, anında susturuyor. Veya medyadaki “beslemeleriyle” linç ettiriyor.

Yani tüketici yalnız bırakılıyor.

Vatandaş her bir taraftan ejderha gibi ağzını açmış, kendini yutacakmış gibi saldıran piyasa karşısında çaresiz hissediyor.

ÖZGÜR ÖZEL, BU NE SURAT?

Eski Manisa Milletvekili Hasan Gülay’ın cenaze töreni… Kılıçdaroğlu ve Özgür Özel tokalaşıyor.

Whatsapp Image 2026 10 20 At 15.14.50

Aman Ya Rabbi, Ya Settar, o ne surat Özgür Özel? Kâbus görmüş gibi…

Üstelik tokalaşırken Kılıçdaroğlu’na değil, ta karşıya bakıyor.

Mahalle baskısı dedikleri tam da bu işte!

Yeni Partililerden o kadar korkuyor! Biliyor ki göz göze gelse canına okuyacaklar. O bakışı fitil fitil burnundan getirecekler! Eh madem öyle “kötü adam” bakışı fırlatıyor.

Hiç gülümser mi? O hataya düşer mi? İçindeki tüm öfkeyi, sitemi, yüz kaslarına yüklüyor. Ve evet, dişlerini sıkıyor… Hah şimdi oldu.

Nihayet kendi tabanından istediği yorumları alacak gibi görülüyor.

Peki ya Türkiye?

Zaten öfke kontrolü olmayan biri olarak nam salmışken, sadece Yeni Parti’yi gözetmek iyi bir siyasi strateji mi?

Aslında Özgür Özel’in öfkesi saman alevi gibi… Ancak her küllenmeye yüz tuttuğunda körükleyen, etrafındaki muhtemelen mahvına sebep olacak birileri…

Bence kendine sürekli kin aşılayan “sağ”ındaki kötü nefeslere pirim vermese keşke… İnsan üzülüyor göz göre göre kullanıp atacaklar işte!