Alman filozof Arthur Schopenhauer, hayattayken kaleme aldığı fakat neşretmediği, ölümünden sonra gün yüzüne çıkan küçük bir risalede, münakaşayı bir fikir teatisi olarak değil, bir kılıç oyunu olarak tarif eder.

Eristik Diyalektik, yani “Haklı Çıkma Sanatı”, hakikati bulmayı değil, hak olsun olmasın mücadeleyi kazanmayı talim eder. Eserin alt başlığındaki “Eristik” tabiri, Yunan mitolojisindeki kargaşa tanrıçası Eris’e bir atıftır; zira bu kitap, ihtilafın ve çekişmenin sanatından bahseder.

Filozof, eserini hem kışkırtıcı hem de eğlenceli bir üslupla kaleme almıştır. İnsan tabiatının kötü cihetlerini misallerle resmeder ve okuyucuyla doğrudan bir irtibat kurar. Bazı insanlar vardır ki, karşısındakini yanlışın ve haksızlığın temsilcisi gibi göstererek küçük düşürmek ister; onun elindeki koz ve argümanları çürütmek için olayları çarpıtır, krizi fırsata çevirir. Schopenhauer’a göre insan, fıtraten haklı çıkmak ister; hatasını kabul etmek, gururunu çiğnemek demektir. İşte bu sebeple çoğu münakaşada ilk kurban hakikattir.

Eserinde birçok hile sayar. Bunların kimi pek bilindiktir: söz çarpıtıp mübalağa etmek, bahsi asıl mevzudan uzaklaştırmak, karşıdakini öfkelendirip muvazenesini bozmak, kendi iddiasını peşinen kabul görmüş gibi sunmak, haklı bir delili şahsî tecavüzle susturmak. Yazar bunları tavsiye için değil, tanıtmak için yazdığını iddia eder. Kılıç ustası, kılıcı öğrendiği kadar kalkanı da öğrenir. Bu sebeple eser; yeni başlayan hukukçulara, ilahiyatçılara, siyasetçilere, öğretmenlere, ana babalara ve ergenlik çağındaki gençlere tavsiye edilir. Zira kritik anlarda muhakeme kabiliyetimizin nasıl işlemesi gerektiğine dair kıymetli işaretler verir.

Hülâsa, mesele haklı çıkmak değil, hilekârlara karşı hazır olmaktır. Mesele, hakkı gözetmek ve fikri hayatımıza tatbik etmektir.