Başlığından korkulan bir yazı

Bu aralar herkes aynı şeyi söylüyor dost meclislerinde, toplantılarda. Geçen bir imam arkadaş kızını anlattı bu dertten muzdarip. İki anne bir araya gelince fiskos yaparken bu dertten söz ediyor ama ne bir enstitü ne de anlı şanlı akademisyenler bu konuya girmiyor, giremiyor.

Hani bir söz var ya “söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil”; biraz bu modda işin farkında olanlar. Ama bildiğini söylemeyen dilsiz şeytandır dustürü bizim için önemli. Onun için birkaç tvde konuştuktan sonra bir de yazayım dedim mevzuyu. Neticede hiçbir şey yapmayan hata da yapmaz.

Konuyu Manşet yapan gazete linç ediliyor, konuşan akademisyen itibar suikastına uğruyor, iki kelime eden yazar ve araştırmacı ailesine kadar tehdit ediliyor. Kimler yapıyor bunu diye sorarsanız ortada organize bir grup veya suç örgütü yok gibi görünse de sistem bu şekilde çalışıyor. Kısacası dokunan yanıyor.

Bir zamanlar hey on beşli veya sarı gelin türküleri dinleyen, 70-90lı yıllarda Orhan ve Müslüm baba takılan, iki binli yıllarda pop dinleyen gencimiz şu anda popun başına küçük bir harf eklemiş vaziyette: K.

Asla isim vermeyeceğim ama sizlere birçok ipucu vererek tıpkısının aynısını tarif edeceğim. Sonra da sizlerden dua bekleyeceğim yine de başıma bir şeyler geleceği kesin.

Aslında olay; yeni bir insan tanımı yapmak, fıtratı değiştirmek ve aileyi bitirmek. Queer, tuhaf biçimsiz bir cinsiyet, ara bir form, üçüncü cinsiyet ve cinsiyetsiz-akışkan bir cinsel kimlik şeması oluşturmak. Böylece nesli ve nefsi fesat etmek. Bundan kimse muaf değil herkesin evinde veya sülalesinde varlar. Veya her an olabilirler.

Bir sapık tarikat usulüyle çalışıyor sistem. Ezoterik bir yapı, girdin mi çıkamazsın, ailen de, vatanın da, milletin de bu yapı olur, müzik bahane. Bu yüzden belli bir süre sonra ulusal güvenlik meselesi olacaklarını düşünüyorum.

Ne diyor siyonizmin babalarından Emanual Karasu: “ERKEK BOZULURSA AİLE, KADIN BOZULURSA ULUS DAĞILIR”. Bu sözü hepimiz baş köşeye asmalıyız. Plan yine genç kızların üzerine.

Müziği dinleyenlerin büyük çoğunluğu 10-20 yaş arasındaki kızlar. Özellikle ilerleyen yaşlardaki taraftarlar artık evliliğe sıcak bakmadıklarını ve bu grupların yaşadıkları ülkeye gitmek ve orada yaşamak istediklerini söylüyor.” 

Türkçesi; sahnenin ötesinde demek. Üç harften oluşuyor, peki o zaman soru şu: sahne neresi? ötesi neresi?

Mevcut taraftarlar asla dönmezler yollarından, boşa uğraşmayın! Sadece yeni çocukları kaptırmayın. Kendilerine de tapılası sevimli karakterler denmesini tercih ediyorlar. Ülkemizde tahminen 50bin civarında fanları var ama kendilerine fan demiyorlar ne hikmetse başka bir terim bulmuşlar: Ordu diyorlar. Fan yetersiz kalıyor onların hayranlıklarını ifade etmek için.

Milyonlarca kişiye aynı anda on-line konser verebiliyorlar ama konser bahane çünkü müzikal kalitenin olmadığını ve sadece sahne şovu olduğunu ve bu şovun da çoğunlukla eşcinsel figürler içerdiğini söylüyor müzik otoriteleri. Ama yine de en ünlü dünya müzik ödüllerini alıyorlar.

Hayran kitlesi neden ergen biliyor musunuz? Çünkü bu yaşlar “CİNSEL KİMLİK SORGULAMASININ” YAPILDIĞI YAŞLAR….

Dünya sağlık örgütü neden bir müzik grubuna teşekkür eder,

Neden Times dergisi geleceğin liderleri diye kapak yapar bunları,

UNICEF neden destekler?

Ama asıl soru şu: Neden başkaları için yaşar bir grup, çok hayırsever ve hümanist olduğu için mi. Taraftarlarına sorarsanız doğru cevap bu. Yani taraftarları için kendilerini feda ediyorlar.

Çok hayvansever, yardımsever ve sempatikler evet doğru. Ama bir ergenin ailesini bile terk ederek bir gruba bağlanabilmesi için ön koşul zaten benimsemesidir. Bunu da onun gönlüne girerek yaparsınız.

Neden malum ülkeden seçilir bu gruplar? sorusuna çok ilginç cevabım var ama gizli bu cevap belki de benimle beraber kalır. Bu gruplar sistemin kölesi her anları kontratlarla belirlenmiş. Aslında onlara da yazık. Sistemin kölesi olan müzisyenler kendilerine ne denirse yapmak zorunda olan ağır ve sözleşmelerin altında ezilmiş gençler. İntihar edenleri çok, bu intiharların altında sektörün acımasızlığı yatıyor. Çocukları küçük yaştan itibaren çok güçlü lobilerin ele alıp bir kukla haline getirip, üzerlerinden gençlere, çocuklara belirli şeyleri dikte etmeye çalıştığı gibi söylemler söz konusu.

Adeta bir dini inanç grubu hareket ediyorlar, bu grup üyelerinin aşık olmaları, madde kullanmaları yasak, taraftarları için devamlı kusursuz bir vücutları olmalı, mesela fazla yemeleri ve aileleri ile görüşmeleri çok zor ve evlilik yasak.

Tüm üyeler bazen pembe bazen siyah giyerek renklerin cinsiyetle ilişkisini ortadan kaldırmaya özel çaba gösteriyorlar. Diğer bir amaç; giyim tarzlarıyla, tavırlarıyla gençlerin bilinçaltında cinsiyetsizlik kavramının hoş ve iyi olduğunun yerleştirmek.

Erkek olduklarını iddia etseler de aşırı renkli ve parlak giyimleri, aşırı makyajlı ve kusursuz yüzleri ile arada bir cinsiyet gibi görünüyorlar. Grupların üyeleri birbirlerine karşı son derece müstehcen hareketlerde bulunuyor ve bunlar gençleri etkiliyor. Birbirlerinin mahrem bölgelerini tuttukları ve okşadıkları çok sayıda videoları var internette.

Birçok büyük örgütlerin yapamayacağı şekilde kendi aralarında yardım toplama faaliyetleri de yürütüyorlar. Siyahilere karşı haksızlık oluşumlarına 1 milyon dolar bağışlamışlar. Arkasından fanları kendi arasında 1 milyon dolar toplamış, bağışlamış. Taraftarlar bir arada sürü şeklinde yaşayarak ve sürekli platformlarda birbirlerine destek olarak kendilerini güçlü hissediyorlar ancak tek başlarına kaldıklarında son derece çaresiz ve aciz hissediyorlar kendilerini.

Grupların üyeleri taraftarlarına cinsiyetsizlik öneriyor ve kendilerine ciddi bir sadakat istiyorlar. Gençlerdeki idealist duyguları bu dayanışma duygusu içinde etkiliyorlar. Kesinlikle gençlerde aile ve toplumundan bağımsız bir alt kültür oluşturmayı başarmış durumdalar.

Taraftarlarına sürekli narsisizm pompalıyorlar, onlara çoğunun ailesinde duyamadığı “siz değerlisiniz, kendinizi sevin, insanların size bir şeyler dikte etmesine müsaade etmeyin' gibi mottolar öneriyorlar. Böylece taraftarlar, kendi hayatlarına müdahale edilmesine şiddetle karşı çıkıyorlar. Gerekirse ailelerini terk eder ama bu grupları terk etmez bu çocuklar.

Hayranların ağızlarında ortak bir ifade var: Bu müziği bizden alırsanız hayatlarımıza son veririz. İlk başta yapay bir sosyal medya kabarcığı ile taraftarlar genişlemiş olsa da şu anda ciddi bir oranı organik bu taraftarların. Gençler din, kültür ve medeniyeti, aileyi bir kenara bırakmış ve bizi ayakta tutan şey bu müzik grupları diyebiliyorlar.

Kendi ülkelerinden beş on şehir sayamayan bu taraftarlar, müzik gruplarının ülkelerindeki tüm şehirleri ezbere biliyorlar. Gençler bilinçsiz, sadece kendilerine empoze edilen şeyleri dinledikleri ve yaptıkları için değişime son derece kapalılar. Özellikle taraftarlar cinsiyet rolleri konusunda bu müzik gruplarını son derece ilham verici buluyorlar: Taraftarlara göre bu müzik grupları kadın erkek arasındaki farkı kapatıyor ve bu çok önemli bir şey hümanizm açısından.

Hepsi aynı şeyi düşünüyor, sosyal medya hesaplarında profilleri benzer, aynı şeye inanıyor, son derece homojen bir sosyal grup haline gelmişler. Kör bir bağlılık ve itaat var bu son derece hümanist ve hayvansever-hayırsever grupların taraftarlarında. Aynen grup üyeleri gibi.

Grup üyeleri taraftarlarını çok seviyorlar, onları korumak için sosyal medyada örgütleniyorlar. Bu tür bir bağlılığın nasıl sağlandığı ise ayrı bir soru işareti.

Herhalde tek bağ müzik değil bu bağlılığı sağlayan. Bu grupları, diğerlerinden ayıran nokta hayranlarla kurulan ilişkinin sadece müzik üzerinden olmaması. Hayranlarına sürekli mektuplar,elektronik postalar gönderiyorlar, online olarak bunları yayınlıyorlar. Sürekli yardım kampanyaları ile bu bağı canlı tutuyorlar.

Bir yanda otoriter, ilgisiz veya aşırı koruyucu ebeveynler öte yanda hayvan sever, kültürsüz, dinsiz, değersiz ve global medeniyeti, evrensel ilkeleri öneren gruplar.

Kim kazanır sizce bu savaşı? Ne demiş İbn Haldun: “Çocuk beyni değirmen taşı gibidir, içine ne koyarsanız onu öğütür, hiç bir şey koymazsanız kendi kendini.” Bu söz bu çağda her şeyi açıklıyor. Ateş herkesin evinde kimse kendini beri’ kılmasın.

Gerekli sosyal ve yasal önlemler alınmazsa gelecek 10 yılın sorusu “Baba ben kız olmak istiyorum” veya “anne ben erkek olmak istiyorum” olabilecektir.

Selametle

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Prof. Dr. Ahmet Akın - Mesaj Gönder

# KPOP, Aile

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Diriliş Postası Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Diriliş Postası hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Diriliş Postası editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Diriliş Postası değil haberi geçen ajanstır.

01

Betül Demir - Siz de bu grup gibi gizemli takılmışsiniz. Niye neyi yazmıyorsunuz. Bişey de yazmamış siniz ayrıca. Farklı bir cümle okuyacağım diye yazının sonuna kadar okudum ama 3 -4 yıl önceki bilgilerle aynı.

Ama çözüm önerisi yazısı bekliyorum hocam

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 23 Temmuz 17:16


Anket Vitor Pereira Fenerbahçe’de başarılı olur mu?