Gülistan Doku cinayetine ilişkin, vaktin Valisi Tuncay Sonel‘in ardından eşi Handan Sonel de tutuklandı.

Arkadaşlar ..

Handan Sonel’in sorgu tutanaklarını okurken kanım dondu…

Bir kadın hem de kendi oğlundan da küçük bir kızın hayatı söz konusu olduğunda nasıl olur da böyle vicdansız hale gelir diye düşünmeden edemedim. Yazar Eylem Tok trafik kazası yapan oğlunu adaletten kaçırdığında nasıl ki yer yerinden oynadı.. Bugün Tuncay Sonel’in karısı Handan Sonel içinde kopmalıydı kıyamet.

Bakın şimdi…

Savcılık sorgusundan neler çıkmış..

Gülistan Doku'nun telefon sinyalinin kesildiği sırada konuttaki çalışan 2 kadın personel alelacele dışarı çıkarılmış...

Olaydan sonra Mustafa Türkay Sonel günlerce odasına kapanmış.

Gülistan Doku ortadan kaybedildiği günden sonra Mustafa Türkay Sonel'in odasında kullandığı 4 torba kıyafet ve eşya korumalara verilerek attırılmış...

Tuncay Sonel hakkında yürütülen soruşturma kapsamında yapılan aramada bulunmayan 3 cep telefonu, 3 tablet, 2 hard disk, bir flaş bellek, bir harici bellek ve bir MacBook, Handan Sonel için yapılan aramada ele geçirilmiş..

Anlıyoruz ki, söz konusu materyaller ilk aramadan sonra eve getirilmiş..


Dahası da var..

Handan Sonel’in evinde yapılan aramada SIG Sauer marka bir tabanca ile üç de şarjör bulunmuş. Evet tahmin ettiğiniz gibi silah Vali’ye değil Handan Sonerl’e ait..

Ve ruhsatsız..
Bu arada, Handan Sonel’in iletişim trafiği de incelendi. Sonel’in yaklaşık 15-20 yıldır kullandığı, eşi adına kayıtlı telefon hattını, soruşturma kapsamında yapılan operasyon ve eşinin gözaltına alınmasının hemen ardından kullanmayı bıraktığı tespit edildi.

Şimdi soru şu; hadi diyelim ki Handan Sonel’in, Gülistan Doku’nun öldürülmesinde bir dahli yok. Bu elbette yargılama neticesinde ortaya çıkacak. Ama gencecik bir kızın başına gelenlerle ilgili olarak hiç mi vicdanı sızlamadı da kocasının ve oğlunun suçuna ortak oldu?
Hangi kadın bir genç kadının yaşadığı bu vahşet karşısında sessiz kalır?.. Hangi motivasyondur bu..
Bu kıza; tecavüz edilmiş, hamile bırakılmış, yasal kürtaj sınırı geçtikten sonra bebeği alınmış, vahşice öldürülmüş, cesedi yok edilmiş…
Yuh olsun be yuh…

PARA VERDİĞİNİZ GAZETECİLERİ DEVLET BİLİYOR

Gülistan Doku cinayetinden tutuklu yargılanan Eski Vali Tuncay Sonel‘in eşi Handan Sonel, savcılık sorgusunda benim de adımı geçirmiş.. Soruşturmaya dair açıklanmamış bazı bilgileri nereden edindiği sorulunca “Ersoy Dede yazmış ondan gördüm” demiş.. Elbette burada dosyaya ilişkin çeşitli haberler ve bilgi içeren yorumlar yazıyoruz yazmaya da devam edeceğiz. Ama sorguda benim adımı geçirmesinin sebebi o değil.. Ben bu aileyi suçüstü yakaladım. Mide krampı geçirmesinin sebebi bu.. Tuncay Sonel vali iken İstanbul’dan uçak dolusu gazetecileri youtube’rları, instagram fenomenlerini Tunceli’ye götürür rafting falan yaptırır ceplerine paralarını koyar gönderirdi. O dönem yapılan paylaşımlardan silinmeyenler varsa bulup bakabilirsiniz. Bütün Türkiye Gülistan’a ağlarken Vali cesedi bulmaya çalışıyor numarası yapar, bu jetonlu gazeteciler de “Aslan Vali” tweet’leri atarlardı.. Şimdi Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında bir dosya var. Tıpkı eski günlerde olduğu gibi Tuncay Sonel tutuklandığında da bazı gazetecilere paralar gittiğine dair çok sayıda bilgi-belge gitti savcılığa.. Bu gazetecilerden, “Valimiz masumdur, gerçekler ortaya çıkacaktır” benzeri yazılar yazmaları istendi.. Hatta bazıları yazdı da.. Ben de öğrenir öğrenmez bunu haber yaptım Diriliş’te. Tabi ben yazınca hemen geri adım attılar. “Verdiğimiz paralar sizde kalsın ama yazmayın” dediler.. İşte şimdi Handan Sonel’in benim adımı kayıtlara geçme çabası tam da bundandır.. Sonel Ailesi.. Siz hiç merak etmeyin.. Ben bu işin peşini bırakmam.. Siz gencecik bir kızın nasıl öldürülüp cesedinin yok elde edildiğinin hesabını verin.. Bu numaralar bize sökmez.. Bunlar ucuz FETÖ taktikleridir.. Biz bunların ağababalarına diz çökmemişiz, sizden mi çekineceğiz?..

HALUK LEVENT’İN YURTDIŞINDAKİ PARALARI

Şimdi Adalet Bakanı Akın Gürlek TRT’de Haluk Levent'in yakalandığı günü anlattı..
“…… yurt dışına çıkmak için havalimanına giderken 12 Temmuz'da yurt dışına çıkış yapmak isterken yurt dışı çıkış yasağını öğrendi. Tabii orada telefonu kapattı. Yani telefon sinyal kesildi. Bizim arkadaşlar yani savcılarımız aynı zamanda biliyorsunuz takip ediyorlar. Sinyal kapanınca birden kaçma girişiminde olduğunu düşündüler ki doğru. Normalde İzmir'e gitmeyi düşünüp İzmir'den de tekneyle Yunan adalarına kaçmayı düşünüyordu….”

Sayın Bakan o günü böyle anlatınca aklıma düştü.. Haluk Levent’i İzmir’den Yunanistan’a taşıyacak olan tekne kime aitti? Yunan Adaları’ndan nereye gidecekti?.. Gitmeyi planladığı yerde ne bekliyordu? Bir ev? Bir iş mi?.. FETÖ gibi bir örgüt mü? Eğer mesela FETÖ ya da benzeri bir örgüt bağlantısı yoksa Haluk Levent’in yurtdışında bir birikimi var demektir. Ya da şu Tosuncuk gibi dünyanın her tarafında paraya dönüştürülebilecek bir kripto varlığı.. O para ya da kripto varlık her neyse, belki de onların da getirilmesi istenecek yakında.. El konacak olan parayla da sahiden deprem bölgesine sosyal konutlar yapıp ücretsiz dağıtılsa keşke.. Zira; “Ben kumarbazım bütün parayı kumarda kaybettim” savunması gerçekçi gelmiyor bana..