Ukrayna Savaşı’nda yenişememe durumu devam ediyor. Uluslararası toplumun güç dengesini sağlama eğilimi Rusya’yı köşeye sıkıştırıp ateşkese zorlayabilir. Gerek ambargoların büyüklüğü gerek Ukraynalıların savunması Rusya’yı şaşırtmış olmalı ki zaman kazanma ihtiyacı ortaya çıktı. Fakat bu sürüncemeye Ruslar çok uzun süre dayanamayacak.    

Bugün ABD lokomotifinde yumuşak güç (soft power) stratejisi Rusya’nın çağ dışı savaş siyasetine galebe çalıyor. Soğuk Savaş sonrası bölgedeki mücadeleyi Batı tahriklerine maruz bırakılan Ukrayna ve dolayısıyla Rusya kaybediyor, hegemon akıl ise kazanıyor.      

Amerikalıların, Irak ve Afganistan tecrübelerine bakarak fiili askeri müdahalelerle bir imparatorluk hülyasına dalmaktansa hegemonyayı ambargolarla sürdürmenin az maliyetle ve sonuç almaya daha yakın bir strateji olduğunu anımsadıklarını görüyoruz.  

Batı, Ukrayna bahanesiyle Rusya’yı terbiye etmeye çalışırken Çin’e de ikazlarını ihmal etmiyor. ABD ve Çin liderlerinin birkaç gün önceki görüşmelerinden sonra Beyaz Saray’dan yapılan açıklama bunun işaretlerini veriyor. ‘Çin’in Rusya’ya maddi destek sağlaması halinde sonuçlarının ne olacağı kendilerine aktarıldı’ minvalinde açıklamalar yapılıyor.  

Çin, Batı hegemon iştahının yönünün peyderpey kendisine doğru yöneleceğini görüyor. Bu yüzden beklenmedik şekilde barış propagandası bile yapıyor. Çin Devlet Başkanı, ‘Ukrayna Savaşı’nda ülkelerin savaş meydanlarında karşı karşıya gelmemeleri gerektiğini hatırladık’ diyor. Çin, ‘kendi sıramı nasıl savarım’ derdine düşerek BM’de dahi Rusya’yı kınamaya hayır diyemiyor ve çekimser kalıyor.

Çin, Batı hegemonyasının gücünü hatırlamış olmalı ki Doğu Türkistan’da yaptıklarını unutarak Amerika ile birlikte dünya barışına daha fazla katkı yapma telkininde bulunuyor. Esasında 80 sonrası elde ettiği iktisadi imtiyazların buharlaşmasından endişe ediyor, hatta Putin’in bilinçsiz şekilde Batı hegemon iştahını kabartmasına ve buna çanak tutmasına tepki duyuyor. Çünkü Fukuyama’nın ‘tarihin sonu”nu getiren hegemon blok Putin sayesinde gücünü hatırlama imkânı buldu.

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Parlamentosu, Rus-Belarus diplomat ve hükümet personellerinin artık Parlamento binalarına girişlerinin yasaklandığını açıkladı. Rusya Dışişleri Bakanı, dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük yaptırımlarının kendilerine yapıldığını aktardı. Bu tip yaptırımların kendilerini güçlendireceğini söylese de sosyal, siyasi ve ekonomik olarak Rusya’nın uzun yıllar ayağa kalkamayacak düzeyde beli bükülüyor, Kremlin kırmızı kartla oyun dışına itiliyor.      

Ukrayna Savaşı ile yaşanan gelişmeler Batı hegemonyası şemsiyesinin dışında kalan ülkeleri fazlasıyla tedirgin ediyor. Bir zamanların sadık ve geleneksel müttefiki Suudi Arabistan bugün Çin ile ticaretini Yuan üzerinden yapmaya yeşil ışık yaktı. Bu örnek bile başlı başına hegemonya dışındaki “öteki” ülkelerin kaygılarını anlatan bir işareti temsil ediyor.      

Bu hegemon girdabı sadece Ruslar için değil diğer toplumlar içinde bir sorun elbette. Bunu aşmanın yolu en başta kendi kendine yeten bir ekonomiye sahip olmaktan geçiyor. Ayrıca küreselleşme ile ilişkilerin her düzeyde iyi kontrol altına alınması gerekiyor. Teknolojik bağımlılıkların, hammadde ve pazar arayışlarının, çevre duyarlılıklarının yüksek olduğu bir dünyada izole ve bağımsız hareket etmek mümkün müdür ben de emin değilim.