Selahattin Özgündüz çıkmış, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'i eleştirenlere cevap yetiştiriyor. Başörtüsü tartışmasını küçümsüyor, Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkilerini dinî örneklerle savunuyor, Aliyev'in Karabağ'daki başarısını bütün eleştirilerin önüne koyuyor. Elbette bunları söyleyebilir. Ama Türkiye'deki insanlara yukarıdan bakan bir üsluba da kimse sessiz kalmamızı beklemesin..
Sen kimsin kardeşim?
Türkiye'de kimin kimi eleştirebileceğine sen mi karar vereceksin? Hangi sıfatla bu milletin vicdanına, kanaatine, itirazına ayar vermeye kalkıyorsun?
Bir de biz seni bugün tanımadık Selahattin Özgündüz.. Suriye'de kendi halkına zulmeden, şehirleri bombalayan, yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği felaketin baş sorumlusu Beşar Esad yönetimini savunan sözlerini unutmadık.
Dahası geçmişte İran'ın Türkiye üzerindeki nüfuz faaliyetleri tartışılırken de senin adın gündeme gelmişti.
Ama asıl dikkat çekici olan başka bir şey var..
Selahattin Özgündüz, aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Danışma Kurulu üyesiymiş!
Hem de 16 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasını taşıyan 2026/235 sayılı kararla bu göreve getirilmiş. Yani karşımızda yalnızca bir dinî kanaat önderi değil, devletin resmî bir kurumunda danışma görevi üstlenen bir isim var.
Şimdi sormayalım mı?
Geçmişte Esad yönetimini savunan açıklamalarıyla gündeme gelen, hakkında İran bağlantısı iddiaları ortaya atılan, bugün de Türkiye'deki Aliyev eleştirilerine üstten üstten konulşan, bu milletin asil insanlarına parmak sallayan Selahattin Özgündüz hangi değerlendirmeler sonucunda bu göreve seçildi? Geçmiş açıklamaları atama sürecinde incelendi mi? Kendisine yönelik iddialar araştırıldı mı?
Elbette kimsenin farklı siyasi görüşleri nedeniyle kamu görevinden dışlanmasını savunmuyoruz. Ama devlet adına danışmanlık üstlenen isimlerin geçmiş açıklamaları, kamuya karşı sorumlulukları ve atama gerekçeleri de sorgulanabilir. Hele böyle bir görev üstlenmişseniz, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının siyasi kanaatlerine ayar vermeye kalkışırken iki kere düşünmeniz gerekir..
Şimdi de çıkmış, Azerbaycan'daki başörtüsü tartışmasında Aliyev yönetimine yöneltilen eleştirilere cevap yetiştiriyorsun.
Biz senin siyasi tercihlerine değil, mazlumların hakları söz konusu olduğunda kimin yanında durduğuna bakıyoruz Selahattin Özgündüz..
Bak kardeşim..
Biz Azerbaycan'ı seviyoruz. Karabağ'ın kurtuluşuna da en az Azerbaycan Türkleri kadar sevindik. Çünkü orada yalnızca Azerbaycan'ın değil, bütün Türk dünyasının onuru söz konusuydu. 15 Eylül 1918'de Nuri Paşa komutasındaki Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'nün kurtuluşunda oynadığı rol de, 2020'de Türkiye'nin Azerbaycan'a verdiği güçlü destek de bu kardeşliğin tarihine yazılmıştır.
Ama Azerbaycan'ı sevmek başka, İlham Aliyev'in bütün kararlarını sorgusuz sualsiz onaylamak başka..
Şimdi Azerbaycan'da başörtülü öğrencilerin okullara alınmaması tartışılıyor. Sen çıkıp bunun başörtüsü yasağı değil, üniforma meselesi olduğunu söylüyorsun. Peki, o üniforma gerekçesiyle başörtülü bir kız çocuğu eğitim hakkından mahrum kalıyorsa bunun adını ne koyacağız?
Bir de Aliyev'i Mustafa Kemal Atatürk'le aynı tarihsel düzleme yerleştirmişsin.. Kusura bakma da ama burada da tarihî gerçekleri birbirinden ayırmak gerekir. Atatürk, işgal altındaki bir milletin bağımsızlık mücadelesine önderlik etmiş, Kurtuluş Savaşı'nın ardından Türkiye Cumhuriyeti'ni kurmuş bir liderdir. Aliyev'in Karabağ'daki askerî ve siyasi başarısı da tarihî bir gerçektir. Ancak bu başarı, iki liderin tarihsel rollerini aynılaştırmayı gerektirmez. Böyle bir karşılaştırmayı siyasi eleştirileri susturmanın gerekçesi hâline getirmek ise kabul edilemez.
Dahası var..
Azerbaycan'ın İsrail'le ticaretini eleştirenlere Hz. Ali'nin bir Yahudinin bağında çalışmasını örnek gösteriyorsun.
İyi de Özgündüz, herhangi bir Yahudiyle ticaret yapmakla Gazze'deki yıkımın sorumlusu olan İsrail devletine ekonomik destek sağlayan ilişkileri tartışmak aynı şey midir? Bir insanın dinî kimliğiyle bir devletin siyasi ve askerî politikalarını nasıl aynı kefeye koyarsın?
Üstelik bu ülkede insanlar katil Netanyahu’nun insanlığa karşı işlediği suçu anlatırken, Natanyahu’nun soykırımcı bir leş olduğunu söylerken ELBETTE Azerbaycan'ın İsrail'le ilişkilerini de sorgulayacak.. Sen de bu yorumlara karşı çıkacaksın.. Çünkü anlaşılıyor ki, bağlılığın başka yerlere.. Ama bunu yaparken bize de had bildirmeye kalkmayacaksın.
AÇIK KONUŞUYORUM.. Altında kalırsın..
Türkiye'de kimse Aliyev'i eleştirmek için senden izin alacak değil..
Karabağ'ın kurtarılması Aliyev'in tarihî başarısıdır. Fakat hiçbir tarihî başarı bir siyasetçiyi eleştiriden muaf tutmaz. Ne Türkiye'de ne Azerbaycan'da ne de dünyanın herhangi bir yerinde..
Üstelik Türkiye-Azerbaycan kardeşliğini yalnızca Aliyev'in şahsına bağlı gören anlayış da bu ilişkinin tarihini kavrayamamış demektir. Bizim kardeşliğimiz devlet başkanlarıyla başlamadı, onlarla da bitmeyecek. Çanakkale'den Bakü'ye, Kafkas İslam Ordusu'ndan Karabağ zaferine uzanan ortak bir tarihimiz var. Bu yüzden Azerbaycan'a yönelik sevgimizi hiç kimsenin siyasi sadakat testinden geçirmesine izin vermeyiz.
Sen Aliyev'i destekleyebilirsin, politikalarını savunabilirsin. Bu senin hakkın. Biz de yanlış bulduğumuz uygulamalara itiraz ederiz. Bu da bizim hakkımız.
Ama unutma Selahattin Özgündüz..
Devletin bir kurumunda danışma kurulu üyesi olman, sana bu milletin siyasi kanaatlerini denetleme yetkisi vermez. Tam tersine, kamu önünde daha büyük bir sorumluluk yükler. Danışma kurulundaki koltuğun ne seni eleştiriden muaf tutar ne de şahsi görüşlerini Türkiye Cumhuriyeti devletinin görüşü hâline getirir.
Fakat bir şeyi birbirine karıştırmayalım..
Azerbaycan bizim kardeşimizdir. Aliyev ise Azerbaycan'ı yöneten bir siyasetçidir.
Kardeşliğimiz ebedîdir, siyasetçiler ise eleştirilebilir..
Ve hiç kimse, hangi dinî makamı temsil ederse etsin, devletin hangi danışma kurulunda oturursa otursun, bu milletin ne düşüneceğini, ne söyleyeceğini ve kimi eleştireceğini tayin etme yetkisine sahip değildir.
Öyleyse herkes sözünün sınırını ve karşısındakinin hukukunu bilecek..
Biz Azerbaycan'a kardeşiz, Aliyev'e biat etmiş değiliz!
Herkes fikrini söyleyecek. Ama kimse bu millete yukarıdan konuşmayacak!