Bütün mesele Anadolu’nun dirilişiydi…
Şaha kalkmasına zamanın hazırlık edişiydi…
Bir ülkenin bir âlem edişiydi…
Bütün dert bir milletin küllerinden yeniden doğmasıydı…
Bir milletin yeniden cihanın beklenen milleti olmasıydı…
Bütün kavgalar Haçlıların İstanbul’u kaybetmesini bir türlü hazmedemeyişiydi…
Bütün savaşlar Siyonistler’in kan kokan düşleri yüzündendi…
Zor olan Bizans’ın bir türlü unutamayışıydı…
Ayasofya’yı bin yıldır sadece biz beklemiyoruz…
Dehlizlerinden fışkıracak bir tarih de bekliyor bizi…
“Her yol Türkiye’den, İstanbul’dan ve Kudüs’ten geçer” demiyor boşuna tarih kitapları…
Her şey Türkiye’den geçiyor…
Ve her şey bir milleti öz benliği ile kendine getiren, mazisini gönlüne düşüren adamı Türkiye’nin başında artık görmek istemeyenlerin kavgası ile yeniden başlıyor…
Ve her şey yeni Türkiye’nin zincirlerinden kurtulacak olması ile başlıyor…
Büyük kıyameti bekleyenlere…
Yeni yüzyılımızı yaşadığımız ülkemiz yetecektir…
Düşlerimizi çaldılar tam bir asır…
Hayallerimizi o uçsuz bucaksız hayalleri olan ve hayallerinin peşinde koşan ecdadımızın kadim maneviyatını çaldılar bizden…
Köklü mazimizi dondurdular…
Kimse geçmişini bilmesin diye hafıza kaybına uğrattılar bizi…
Ama yine de başaramadılar…
Bir asır gizli toplantıların kirli yüzlerini bize kahraman diye yutturduklarını sandılar…
Hepsini sobeledik…
Hepsini ezberledik…
Ama başaramadılar…
Selçuklu Devleti bizimdi, Osmanlı Devleti Aliye bizimdi hep yok saydılar…
Batının hayran kaldığı devlet aklımıza, liderlerimize iftiralar attılar…
Cumhuriyeti sımsıkı tutmamıza dahi deli oluyorlar…
Göklerden gelen karar vardır sözünü anlayamazlar…
Mezarlardan yükselen baharları bilemezler…
Allah’ın üzülmeyin sizinleyim ayetini kavrayamazlar…
Zira onlar için manevi hiçbir şeyin önemi ve de değeri yoktur…
Yıkım ekibinin tek vazifesi ihya ve inşa edenlere savaş açmaktır…
İmar edenleri taşlamak, Süleymaniye’yi manasız bulmak, köprü ve yollar yapanları yaptıklarınız ve sizi yıkacağız diye öfke duymaktır…
Hayatlarında tek hayalleri akşam bir meze sofrası olan adamlar, mirası üstünde yaşadıkları bu kadim vatanı hiç anlamadılar, hiç kanıksamadılar…
Hiç bir zamanda anlamayacaklar…
Zira onlar mazi hırsızıdır…
Onlar gelecek hırsızı hayallerimizin hırsızıdır…
Onlar yapmak şöyle dursun, yıkmak için yaşayan kötülük Elçileridir…
Bu coğrafyanın çocukları kalbine döndü siz kaybettiniz…
Bu millet Anadolu’dan ayağa kalkınca düşman hep vurgun yedi hesaba katmadınız…
Bu millet tarihte yeniden söz sahibi olmaya başladı engellemeyeceksiniz…
Bu toprakların çocukları büyük düşler kurdu asla ellerinden alamayacaksınız…
Bu vatan evlatları “Çatma kaşlarını ey nazlı hilal” dedi bir kez artık kimsenin üzmesine müsaade etmez bu millet…
Bir vatanı ihya etmek için çok bedeller ödedi kimselere teslim etmeyiz artık…
Bin yıllık gövdesi dirildi, arşın kalbinden yeryüzüne indi…
Bileğini kimse bükemez artık…
Seherlerde camdan gözlediği, beklediği vatanına kimseye yan gözle baktırmaz artık…