Bu benzin ve enerji fiyatlarını indirecek bir matkap ucuyla yapılmış Monroe Doktrini'dir.

Son birkaç aydır Başkan Trump‘ın İran Savaşı’ndan bir başarı hikayesi çıkarması gerekliliği ile alakalı açıklamalarım vardı televizyon kanallarında. Sebebi ise yaklaşan Kasım ayında yapılacak ABD ara seçimleriydi.

İran’dan tam olarak istediğini alamayan Trump, tam olarak istediğini Venezuella’dan almış gibi.

Yıllar önce muhabir Hugo Chavez’e soruyor, “Sizce Amerika Birleşik Devletleri neden Venezuela'yı işgal etmek istiyor?”

Hugo Chavez: “Çünkü Venezuela, gezegendeki en büyük petrol rezervlerine sahip. Ve Amerika Birleşik Devletleri'nin rezervleri tükeniyor.”

Muhabir: “Amerika Birleşik Devletleri konusunda paranoyak mısınız?”

Hugo Chavez: “Hiç de değil. Ben sadece gerçekçi biriyim.”

Neler oluyor anlatalım..

Trump, Stratejik Petrol Rezervinin Venezuela petrolüyle doldurulması sürecinin çok yakında başlayacağını belirterek, gelen petrol varillerini Venezuela'nın Amerikan halkına bir hediyesi olarak nitelendirdi.

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, manşetlerde yer alan çerçeveden farklı bir çerçeve ortaya koydu. Venezuela kendi kaynaklarının mülkiyetini elinde tutuyor dedi..

Tanımladığı yeni ABD-Venezuela enerji anlaşması 25 yıl sürecek, 17 mevcut petrol sahasını ve sekiz yeni arama bloğunu kapsayacak ve ulusal üretimi günde 1,5 milyon varilin üzerine çıkarmayı hedefliyor.

Rodriguez, bunun yaklaşık 209 milyar dolar devlet geliri yaratabileceğini ve ülkenin enerji sektörünü canlandırmaya yardımcı olabileceğini söylüyor.

Sahiplik mi yoksa kontrol mü, her iki tarafın da bu anlaşmayı nasıl pazarlayacağı konusunda büyük rol oynuyor.

Trump yönetimi, Venezuela'nın petrol sahalarında doğrudan sahiplik payı almak için ileri düzeyde görüşmeler yürütüyor.

17 saha, yaklaşık 65 milyar varil kanıtlanmış rezerv, Amerika Birleşik Devletleri'nin elindeki her şeyin iki katından fazla.

Venezuela manşetinin altında çok daha büyük bir hamle yatıyor; Amerika'nın katı ağır petrolünü nereden temin edeceğine dair bir karar.

Washington, en büyük ham petrol tedarikçisi olan Kanada'ya %50 gümrük vergisi uyguluyor ve enerji sektörünü özellikle listeden çıkarıyor çünkü bunu yapmamayı göze alamaz.

Aynı anda, Venezuela'nın ağır ham petrolünü de ele geçirmeye çalışıyor; aynı kalitedeki petrol, artık düşmanca bir sınırın ötesinde değil, Amerikan kontrolü altında bulunuyor.

Trump bunu dünya tarihinin en büyük petrol anlaşması olarak adlandırıyor.

Venezuela'nın geçici başkanı ise bunu ekonomik bir can simidi olarak adlandırıyor.

Normalde bir müzakerede her iki taraf da aynı anlaşmayı bu kadar övdüğünde, birileri yalan söylüyordur.

Bu sefer rakamlar her iki açıklamayı da mantıklı kılıyor.

Trump'ın kendi açıklamasına göre, Washington 65 milyar varilden fazla kanıtlanmış rezervin çoğunluk kontrolünü ve Venezuela topraklarının altında bulunan gerçek bir kaldıraç gücünü elde ediyor.

Caracas, tahmini 209 milyar dolarlık gelecek devlet geliri ve yıllarca süren yaptırımlardan, Maduro dönemi düşmanlığından ve birkaç sezonluk televizyon dizisine konu olabilecek siyasi kaostan kurtulma yolunu elde ediyor.

65 milyar varil petrol odaya girdiğinde uluslararası ilişkiler inanılmaz derecede esnek hale geliyor.

Son bir not;

ABD'nin kontrolüne geçirdiği 65 milyar varil Venezuela petrolünün değeri 6 trilyon dolar.

Bu, Venezuela'nın yıllık GSYİH'sının 54 katı.