Bilkent ve Boğaziçi üniversiteleri, TÜBİTAK'ın uluslararası araştırmacılara yönelik destek programları kapsamında toplam 12 bilim insanını araştırma kadrolarına katıyor. Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) 1 Kasım 2026'da duyurduğu bilgilere göre araştırmacıların yarısı Bilkent'te, yarısı Boğaziçi'nde çalışacak. Bilim insanları Türkiye'de yeni araştırma ekipleri kurarak ileri teknoloji, enerji, çevre ve sağlık alanlarında projeler yürütecek.
Bilkent ve Boğaziçi'ne kaç uluslararası bilim insanı geliyor?
Toplam 12 bilim insanı geliyor. Bunların 6'sı Bilkent Üniversitesi'nde, 6'sı Boğaziçi Üniversitesi'nde görev alacak. YÖK'ün açıklamasına göre araştırmacılar, yurt dışında edindikleri bilimsel deneyimle Türkiye'deki üniversitelerde çalışmalarını sürdürecek.
Araştırmacılara hangi destekler veriliyor?
Programlar kapsamında bilim insanlarına proje finansmanının yanı sıra araştırma başlangıç paketi ve ekip oluşturma desteği de sağlanıyor. YÖK, bu desteklerin kendi uluslararasılaşma ve araştırma kapasitesini güçlendirme hedefleriyle örtüştüğünü belirtiyor.
Bilkent Üniversitesi'ne verilen destek ne kadar?
Bilkent'te 6 araştırmacının projeleri için toplam 82,4 milyon lira destek sağlandı. Projeler Elektrik ve Elektronik Mühendisliği, Bilgisayar Mühendisliği ve Nörobilim alanlarında yürütülecek. Çalışma konuları arasında 5G ve 6G haberleşme sistemleri, yapay zeka, kriptografi, manyetik rezonans görüntüleme, yeni nesil bataryalar ve bilişsel sinirbilim yer alıyor.
Bilkent'teki kriptografi projesi ne amaçlıyor?
Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Mohammad Mahmoody, "Kriptografi Perspektifinden Güvenilir Yapay Zeka ve Kuantum Hesaplama" başlıklı projesinde dijital teknolojilerin güvenlik sorunlarına odaklanıyor. Mahmoody, yapay zeka sistemlerinde kullanılan verilerin korunması, üretilen içeriklerin kaynağının doğrulanması ve karar alma süreçlerinin güvenilirliğinin artırılması için kriptografik yöntemlerden yararlanmayı hedeflediklerini söyledi.
Mahmoody'ye göre büyük dil modelleri, güvenlik kurallarını aşmaya yönelik saldırgan istemlerle karşılaşabiliyor. Bu nedenle yapay zeka sistemlerinin yalnızca ürettiği sonuçlar açısından değil, sonuca ulaşırken kullandığı veriler ve karar süreçleri bakımından da güvenilir olması gerekiyor.
Kuantum bilgisayarlar mevcut şifreleme sistemleri için risk oluşturuyor mu?
Mahmoody, kuantum bilgisayarların yaygınlaşmasının mevcut şifreleme sistemlerinin bir bölümünü tehdit edebileceğine dikkat çekti. Bu yüzden kuantum bilgisayarların çözmekte zorlanacağı yeni şifreleme yöntemleri geliştirmenin önemli olduğunu vurguladı. Kuantum teknolojilerinin veri iletimi ve güvenli iletişimde yeni fırsatlar da sunabileceğini belirten Mahmoody, projeye lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin de dahil edilmesinin planlandığını bildirdi.
Boğaziçi Üniversitesi'nde hangi alanlarda çalışılacak?
Boğaziçi'ne katılacak 6 araştırmacı çevre bilimleri, kimya ve nörobilim alanlarında projeler yürütecek. Araştırma başlıkları arasında su kaynaklarının yönetimi, mikrobiyal ekoloji, polimerik cihaz teknolojileri, enerji depolama sistemleri, duyusal süreçler ve uyku nörobiyolojisi bulunuyor. Çalışmalarla sürdürülebilirlik, iklim değişikliği, temiz enerji ve yaşam bilimleri alanlarında farklı disiplinleri bir araya getirmek hedefleniyor.
Boğaziçi'ndeki hücre temelli tedavi projesi neyi hedefliyor?
Boğaziçi Üniversitesi doktora mezunu ve Mayo Clinic araştırmacısı Dr. İsmail Altınbaşak, ABD'de yaklaşık 2 yıl biyomalzemeler ve sağlık teknolojileri üzerine çalıştıktan sonra Türkiye'ye döndü. Altınbaşak'ın 5 yıllık projesi, hücre temelli tedavilerde karşılaşılan önemli bir soruna çözüm arıyor. Proje, tedavi amacıyla kullanılan hücrelerin vücutta ihtiyaç duyulan bölgeye kontrollü biçimde ulaştırılmasını ve orada daha uzun süre işlevini sürdürmesini sağlayacak bir teknoloji geliştirmeyi amaçlıyor.
Altınbaşak, "Amacımız, tedavi amacıyla kullanılacak hücrelerin vücut içerisinde belirli bir bölgede daha kontrollü bir şekilde konumlandırılmasını ve burada fonksiyonlarını daha uzun süre sürdürebilmelerini sağlayabilecek yeni bir teknoloji platformu geliştirmek." dedi. Geliştirmeyi hedefledikleri sistemi hücreler için geçici bir yaşam alanı veya taşıyıcı platform olarak tanımlayan Altınbaşak, bu yaklaşımın hücrelerin hedeflenen bölgede tutulmasına yardımcı olmasının amaçlandığını söyledi. Projenin henüz araştırma aşamasında olduğu, sonuçlarının ilerleyen yıllarda ortaya çıkacağı unutulmamalı.
YÖK bu uygulamayla ne amaçlıyor?
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, yükseköğretimde uluslararasılaşma hedefleri doğrultusunda nitelikli bilim insanlarını üniversitelere kazandırmaya önem verdiklerini belirtti. Özvar, "Özellikle yapay zeka, yüksek teknoloji, mühendislik, tıp ve fen bilimleri gibi stratejik alanlarda uzmanlaşmış uluslararası mezunlar Türk üniversitelerine ve sanayiye kazandırılacak." ifadesini kullandı.
Özvar, nitelikli araştırmacılara yönelik küresel rekabetin arttığını, birçok ülkenin başarılı gençleri üniversitelerine çekmek için yeni politikalar geliştirdiğini ve önemli burs imkanları sunduğunu da kaydetti. Türkiye'nin küresel yetenek havuzundan daha fazla yararlanması gerektiğini söyleyen Özvar, "Uluslararası doktora öğrencilerinin en başarılılarını, en yeteneklilerini ülkemize ve üniversitelerimize kazandırmayı hedefliyoruz. Araştırma üniversitelerimizin bu süreçte öncü rol üstlenmesini, uluslararası alanda daha görünür ve cazip hale gelmesini istiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.




