Türkiye’de siyasetin en büyük problemi bazen meselelerin kendisi değil, meseleler karşısında ortak akıl üretemememizdir.

Yıllardır aynı kısır döngünün içindeyiz.

Bir mesele ortaya çıkıyor…

İktidar bir şey söylüyor, muhalefet karşı çıkıyor.

Muhalefet bir öneri getiriyor, iktidar bunun arkasında başka hesaplar arıyor.

Sonra televizyon ekranlarında bağırışlar, Meclis kürsülerinde sert sözler, sosyal medyada birbirini boğan sloganlar…

Ve Türkiye, çözmesi gereken meseleyi bir süre daha çözemiyor.

İşte tam da böyle bir siyasi atmosferin ortasında TBMM’den gelen sonuç, bu yüzden önemlidir.

Çerçeve yasanın rekor oyla kabul edilmesi, yalnızca bir kanunun kabul edilmesi değildir.

Bu oyların içinde çok daha önemli bir mesaj vardır:

Bu Meclis, Türkiye’nin en zor meselelerinden birinde ortak bir zemin bulabiliyor.

Bence dün gece asıl konuşulması gereken budur.

Çünkü mesele kaç milletvekilinin “evet” dediğinden ibaret değildir.

Mesele, birbirleriyle kavga eden, birbirlerini ağır biçimde eleştiren, farklı siyasi hesapları ve farklı dünya görüşleri bulunan insanların aynı metin üzerinde buluşabilmesidir.

Bu, Türk siyaseti açısından küçümsenecek bir şey değildir.

Hatta belki de uzun zamandır en çok ihtiyacımız olan şey tam olarak budur.

SİYASETİN BİR DE DEVLET TARAFI VARDIR

Türkiye’de siyaseti uzun zamandır sadece parti rekabeti üzerinden konuşuyoruz.

Kim kazandı?

Kim kaybetti?

Kimin oyu arttı?

Kim kime ne söyledi?

Oysa bazı meseleler vardır ki parti siyasetinin üzerinde değerlendirilmek zorundadır.

Terör meselesi bunlardan biridir.

Çünkü terörün faturası hiçbir zaman sadece bir hükümete, bir partiye veya bir döneme çıkmadı.

Şehit cenazeleri bütün Türkiye’nin cenazesiydi.

Ekonomik kayıplar bütün Türkiye’nin kaybıydı.

Toplumsal travma bütün Türkiye’nin travmasıydı.

Dolayısıyla terörün sona erdirilmesi konusunda ortaya çıkacak siyasi irade de mümkün olduğunca bütün Türkiye’nin iradesi olmalıdır.

Dün Meclis’te ortaya çıkan tablo tam da bu nedenle değerlidir.

MUTABAKAT, TESLİMİYET DEĞİLDİR

Burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Bir konuda uzlaşmak, o konuda herkesin aynı düşündüğü anlamına gelmez.

Dahası, siyasi mutabakat sağlamak teslim olmak değildir.

Tam tersine…

Demokrasinin olgunluğu biraz da burada ölçülür.

Kendi fikrini korurken ortak bir metne “evet” diyebilmek…

Kendi tabanının hassasiyetlerini gözetirken ülkenin daha büyük menfaatini hesaba katabilmek…

Rakibinin önerdiği bir düzenlemenin doğru tarafını, sırf rakibin önerisi diye reddetmemek…

İşte gerçek siyasi olgunluk budur.

Çerçeve yasanın rekor oyla geçmesi, Türkiye siyasetinin hâlâ bunu yapabilecek kapasiteye sahip olduğunu gösteriyor.

Bence asıl umut verici tarafı budur.

ŞİMDİ MUHALEFETE DE İKTİDARA DA DÜŞEN BİR SORUMLULUK VAR

İktidar açısından sorumluluk açık:

Bu yüksek Meclis desteğini bir siyasi zafer propagandasına dönüştürmemek.

Çünkü bu mesele bir partinin hanesine yazılabilecek kadar küçük değildir.

Muhalefet açısından da sorumluluk açık:

Sürece katkı sunan her öneriyi, sırf iktidardan geldiği için reddetmemek; yanlış gördüğü her noktayı da sırf süreç ilerlesin diye görmezden gelmemek.

Yani hem iktidarın hem muhalefetin yapması gereken şey aslında aynı:

Parti çıkarıyla devlet çıkarı arasındaki çizgiyi doğru yerde çekmek.

Çünkü Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir siyasi zafer hikâyesi değil.

Türkiye’nin ihtiyacı, yıllardır kanayan bir yaranın kapanmasıdır.

BU OYLARIN DEĞERİ BURADA

Dün gece TBMM’de kullanılan oylar bu nedenle önemlidir.

Çünkü o oylar sadece bir yasa maddesine verilmiş oylar değildir.

O oyların içinde bir ihtimal vardır.

Türkiye’nin onlarca yıldır çözemediği bir sorunu, siyasi kamplaşmayı daha da büyütmeden çözebilme ihtimali…

Birbirine bağıran siyasetin yerine birbirini dinleyen siyasetin geçebilme ihtimali…

Türkiye’nin en zor meselelerinde bile ortak bir payda oluşturabilme ihtimali…

Ve belki en önemlisi:

Türkiye’nin kendi meselelerini kendi Meclisi’nde, kendi iradesiyle çözebilme ihtimali.

Bunun kıymetini bilmek gerekiyor.

Çünkü memleketin ihtiyacı artık daha fazla kavga değil.

Daha fazla slogan değil.

Daha fazla siyasi hesaplaşma hiç değil.

Türkiye’nin ihtiyacı ortak akıl.

Dün gece TBMM, bunun mümkün olduğunu gösterdi.

Şimdi mesele, o mutabakatı koruyabilmek.

Çünkü asıl başarı, bir yasayı rekor oyla geçirmek değildir.

Asıl başarı, o rekor oyun arkasındaki siyasi iradeyi sahada, hukukta ve devlet aklında sürdürebilmektir.

Dün gece Meclis bir kapı açtı.

Şimdi o kapıdan Türkiye’nin tamamının geçmesi gerekiyor.