Son günlerde kamuoyunda “fon soruşturması” olarak bilinen süreç üzerinden Sermaye Piyasası Kurulu Üyesi Elif Gülşah Gürlek’i hedef alan bir tartışma yürütülüyor. Fakat tartışmaya bakınca dosyadan çok soyadının, yetkiden çok aile bağlarının konuşulduğunu görüyorsunuz.
Önce şu gerçeği teslim edelim: Elif Gülşah Gürlek, kamu hayatına “bir bakanın eşi” sıfatıyla girmiş bir isim değil. Uzun yıllar hâkimlik yapmış bir hukukçu. İstanbul Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı yapmış, birinci sınıf hâkimliğe yükselmiş, Adalet Bakanlığı Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Başkan Yardımcılığı görevinde bulunmuş. Bugün de SPK Kurul Üyesi.
Dolayısıyla bir insanın bütün mesleki geçmişini silip yalnızca “Adalet Bakanı Akın Gürlek’in eşi” diye tarif etmek, en hafif ifadeyle eksik bir değerlendirmedir. Liyakat tartışılacaksa soyadına değil, özgeçmişe bakılır. Hangi görevlerde bulunmuş, hangi sorumlulukları taşımış, mesleğinde hangi aşamalardan geçmiş; ölçü budur.
Üstelik fon soruşturması üzerinden yapılan suçlamalarda SPK’nın kurumsal yapısı da birbirine karıştırılıyor. Sermaye piyasalarındaki olağan dışı hareketleri izleyen, piyasa dolandırıcılığı ve piyasa bozucu eylemleri inceleyen mekanizma Piyasa Gözetim ve Denetim Dairesi Başkanlığıdır. Teknik inceleme, uzman çalışması ve raporlama süreçleri ilgili hizmet birimleri tarafından yürütülür. Kurul üyeleri ise önlerine gelen dosyaları değerlendirir ve karar sürecine katılır.
Yani bir Kurul üyesini, tek başına başlatmadığı ve operasyonel olarak yürütmediği bir denetimin sorumlusu gibi göstermek doğru değildir.
Elbette Elif Gülşah Gürlek de bütün kamu görevlileri gibi eleştirilebilir. Bir kararı varsa o karar konuşulur. Bir imzası varsa o imza ortaya konur. Bir yanlış işlemde sorumluluğu varsa belgeyle gösterilir. Ama “kimin eşi olduğu” üzerinden bir sorumluluk zinciri kurmak, hukukî değerlendirme değildir.
Asıl sorulması gereken sorular bellidir: Hangi işlem ne zaman yapıldı? Hangi birim inceleme yürüttü? Hangi rapor ne zaman hazırlandı? Dosya Kurulun önüne ne zaman geldi? Kim hangi karara nasıl oy verdi?
Gazetecilik de hukuk da böyle çalışır.
Belgeye bakar.
Yetkiye bakar.
İmzaya bakar.
Sorumluluğun gerçekten kimde olduğunu araştırır.
Bir insanın yıllarca süren mesleki kariyerini eşinin kimliği üzerinden yok saymak kolaydır. Zor olan dosyayı açmak, mevzuatı okumak ve gerçeğin peşinden gitmektir.
O yüzden bu tartışmada ölçümüz açık olmalı:
Soyadı değil liyakat.
Akrabalık değil belge.
İma değil delil.
Çünkü hukuk soyadıyla değil, belgeyle konuşur.