Bugün ortaya çıkan MASAK soruşturmasını sıradan bir FETÖ operasyonu gibi okuyup geçersek meselenin büyüklüğünü ıskalarız.

Çünkü bu defa söz konusu olan herhangi bir kamu kurumunun herhangi bir bilgisayar sistemi değil. Söz konusu olan MASAK... Yani Türkiye'nin paranın izini sürdüğü, şüpheli para hareketlerini takip ettiği, suç gelirlerinin peşine düştüğü, devletin en hassas mali bilgilerinin toplandığı merkez.

Kısacası devletin mali hafızası.

Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıkladığı soruşturma bulgularına göre mesele 2012-2018 yılları arasına uzanıyor. MASAK'ın Entegre Mali İstihbarat Sistemi'nin geliştirilmesi ve sürdürülmesi sürecinde FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanmasıyla bağlantılı olduğu değerlendirilen kişi ve şirketlere ilişkin bulgular elde edildi.

Ama dosyayı asıl önemli hale getiren bundan sonrası.

Soruşturma kapsamında, sistemde siyasi nüfuz sahibi kişilere ilişkin koruma mekanizmasının devre dışı bırakıldığı; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yakınları ve bazı bakanlara ilişkin sorgulamalar yapıldığı açıklandı. Ayrıca bazı kayıtların sonradan silinmiş olabileceğine ilişkin teknik bulgulardan söz ediliyor.

Şimdi sorulması gereken soru çok açık:

Kim baktı, neden baktı ve elde ettiği bilgileri ne yaptı?

Çünkü MASAK'taki bir sorgulama, internette isim aramaya benzemez. Bir insanın ya da şirketin mali hareketleri, bağlantıları ve para trafiği üzerinden çok geniş bir ilişki ağı ortaya çıkarılabilir. Dolayısıyla burada araştırılması gereken yalnızca sisteme izinsiz girilip girilmediği değildir. O bilgiler MASAK'ın dışına çıkarıldı mı, kimlerle paylaşıldı, başka kimler sorgulandı? Bunların da ortaya çıkarılması gerekiyor.

Dosyada beni en fazla düşündüren ayrıntılardan biri ise yönetici yetkisine sahip kullanıcıların yaptığı işlemleri geriye dönük takip etmeyi sağlayacak kayıtların tutulmadığına ilişkin tespit.

Bunun anlamı basit:

Bir binanın güvenlik kamerasını düşünün. Kim girdi, ne zaman girdi, hangi odaya girdi; hepsini görürsünüz. Dijital sistemlerdeki işlem kayıtları da bunun karşılığıdır.

Eğer devletin böylesine hassas bir sisteminde bu izler yeterince tutulmamışsa şu soruyu sormak zorundayız:

Bu bir ihmal miydi, teknik bir hata mıydı, yoksa birilerinin görünmeden hareket etmesini kolaylaştıran bilinçli bir tercih miydi?

Elbette bunun cevabını soruşturma ve nihayetinde yargı verecek.

Nitekim dosyanın kapsamı da meselenin ciddiyetini gösteriyor. 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Beş şüpheli gözaltına alındı, 16 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı. İki şirkete el konuldu ve TMSF kayyım olarak atandı. Üstelik soruşturmaya konu dönemlerde görev yapan üç eski MASAK başkanının da ifadelerine başvurulacak.

İşte bu son derece önemli.

Çünkü artık yalnızca sistemi yapanlara değil, sistemi yönetenlere de sorular sorulacak.

Bu sistemi kim denetledi? Yönetici yetkileri kimlere verildi? Güvenlik açıkları neden görülmedi? Sorgulamalar fark edildi mi? Edildiyse ne yapıldı? Edilmediyse neden edilmedi?

15 Temmuz'dan sonra FETÖ'nün emniyete, yargıya, orduya ve bürokrasinin kritik noktalarına nasıl sızdığını gördük.

Fakat bu soruşturma bize çok daha güncel bir güvenlik meselesini hatırlatıyor:

Devlete sızmak için artık devlet memuru olmanız gerekmiyor.

Devletin kullandığı yazılımı yaparsınız. Veri tabanını kurarsınız. Bakım hizmetini üstlenirsiniz. Kritik sistemlerde yetki elde edersiniz. Yeterli güvenlik ve denetim yoksa, devlet binasının kapısından hiç girmeden devletin en mahrem odalarından birine ulaşabilirsiniz.

İşte bundan sonra FETÖ ile mücadelenin bakması gereken yerlerden biri de burasıdır.

Sadece kadrolar değil, devletin dijital damarları da taranmalıdır.

Hangi kritik kamu yazılımlarını kim yaptı? Kimler bakımını gerçekleştirdi? Kaynak kodlarına kimler erişebildi? Hangi şirketler kritik verilere dokunabildi? Eski sistemlerden bugüne taşınmış kontrolsüz yetkiler var mı?

Çünkü çağımızda casusluk yalnızca gizli bir belgenin fotoğrafını çekmek değildir.

Bazen bir sorgudur.

Bazen silinen bir kayıttır.

Bazen de hiç tutulmayan bir işlem kaydıdır.

MASAK dosyasının sonuna kadar gidilmesi işte bu yüzden önemli.

Çünkü mesele devletin kasasına kimin el uzattığından bile büyük olabilir.

Mesele, devletin hafızasına kimin girdiğidir.