Gece mühür, seher sırdır Kudüs’te,
Taşlarında nakış nakış niyaz var.
Bir kandil titrer de çağ uyanır,
Göğe çıkan nurlu yolun adıdır.

Zeytinler kök salar, arşa dal verir,
Taşlar sabrı kuşanır da sırra dil verir.
Bir anahtar uyur çağın koynunda,
Hattab oğlu Ömer, adle yön verir.

Hıttin’den yel eser, yelinde sefer,
Nal sesinde ufuk, çölünde zafer.
Bir kartal süzülür, çağları deler,
Selahaddin geçer; zaman diz çöker.

Bir çağ kapanırken çağ açan bilir,
Karadan denize sır çizen bilir.
Gemiler yürür de dağlar eğilir,
Fatih’in baktığı ufuk dirilir.

Sonra Selim ile susuz çöller dillenir,
Mercidâbık'ın sustuğu yerde bu kez tarih dile gelir.
Bir hilâl uzanır Şam’dan Kudüs’e,
Asırlar mühürdür kadim göğsüne.

Kanûnî el sürer yaralı sura,
Taş taş nakşedilir semaya dua.
Çeşmelerden sızar asırlık rahmet,
Bu şehri yaşatmak, en büyük devlet.

Burak’tan bir kanat saklı gecede,
Sidre’den bir kandil yanar sinede.
Miraç bir merdiven, Aksâ ilk menzil,
Göğün yere secde ettiği şehir.

Kuyuya düşen ay, Yusuf’u bilir,
Ateşe düşen gül, Halil’i bulur.
Denizler yol olur, asa konuşur,
Vakti dolan zulüm, kendisiyle boğulur.

Ey Kudüs!

Sende taş taş değil, ilahi nişan,
Sende sur sur değil, sabırdan lisan.
Mihrap, minber, kubbe; kandil ve ezan,
Asırlar nöbette, sen kadim zaman.

Ömer’den anahtar, adalet kalır,
Hıttin’in rüzgârı surlara varır.
Fatih’ten bir ufuk, Selim’den mühür,
Süleyman’dan çeşme, sebil kalır.

Dört asır dem sürdü gölgende zaman,
Nice dil, nice din, nice kör nişan.
Taşına hükmeden nefsini sınar,
Kudüs’e hakim olan emaneti taşır.

Gece geceyi örer, seher söker atar,
Kederi kader sanan, hüsrana batar.
Her uzun gecenin alnında bir nur,
Her kilit bağrında anahtar uyur.

Bir gün o anahtar döner kapında,
Bir seher şahlanır zaman atında.
Zeytinler eğilir, kubbeler duyar,
Taş taşına değince, tarih uyanır.

Sanma Ömer’in ahdi unuttu seni,
Sanma Hıttin’in yeli terk etti seni.
Ne Selim’in mührü silindi o kutsal taştan,
Ne Fatih’in ufku döndü o baştan!

Sen geceye bakma, şafaktadır yüzün,
El-İslâm’la mayalanmış ebedi özün.
Çağırır insanı, âlemi mahzun gözün,
Nice zaferlere şahittir o mübarek düzün.

Bazı şehirler vardır, yürekte bir ahit,
Ey Rabbim, sen "doldu" de, tamamlansın şu vakit.
Kudüs, el-İslâm’a silinmez bir akit,
Hem gökyüzü hem toprağın bu akde şahit.

Fethin yakındır, ey şanlı Kudüs’üm!
Türk elidir evvelden beri silinmez özün.
Çok bekledi karanlıkta nurlu yüzüm,
Kerkükî dilinden, gönüldendir sözüm...

Güngör YAVUZASLAN