Avrupa Birliği ile olan serencamımız yeniden gündemde.

AB, Türkiye’den kopmak ister mi? Türkiye, AB’den vazgeçer mi? Tartışma çok taraflı…

Avrupa Parlamentosundan çıkan rapor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları yeni bir tartışma konusunu gündeme taşıdı.

Türkiye, AB’ye girme talebini 50 yıldır hedefleri arasında tutmayı seçti. Kimi zaman bu konuya asıldı, AB Bakanlığı kurdu, kimi zaman ise daha az efor sarf ederek muhatabın adım atmasını bekledi.

Türkiye’nin insan hakları ve gelişmişlik seviyesini yükselten adımları, hiçbir zaman AB için yeterli gelmedi.

Avrupa Birliği kapitalist ekonomik sistem, demokrasi ve hukuk normlarının üstünlüğü bağlamında yapısal bir zemin oluşturmuş ve kurucu anlaşmalarla bunu netleştirmiştir.

Fakat ortada sorunlu bir alan var. Büyük bir çifte standart söz konusu.

Türkiye’nin AB’ye girme adına aktif politikalar yürüttüğü dönemlerde, gelişmesi göz ardı edilmiş ve Romanya gibi Türkiye’den pek çok konuda geri olan ülkeler, birliğe dâhil edilmiştir.

Üniversitelerden bürokrasiye yaygın bir şekilde rüşvet ve adaletsizliğin pratize edildiği bir ülkeden bahsediyoruz. Böyle bir resim veren Romanya’nın AB’ye girmesi, Türkiye’nin ise başarılarının görmezden gelinmesi sadece siyasi iradenin değil, kamuoyu nezdinde de AB’nin imajını zedelemiş ve tabiri caizse AB’yi Türkiye toplumunun gözünden düşürmüştür.

Gelinen aşamada Türkiye’de Avrupa Birliği’ne girme inancı artan toplum kesimi; yüzde 10 civarındadır.

Şimdi son gelişmelere bakalım ve AB, Türkiye’den kopmak ister mi, sorusunun cevabını arayalım.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 78. Genel Kurulu için bulunduğu Amerika Birleşik Devletleri’nin New York kentindeki Türkevi binasında PBS kanalından Amna Navaz’ın sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’ye gitmeden önce Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor’un hazırladığı ve Parlamento’nun da kabul ettiği rapora atıfla, “AB Türkiye’den kopmanın gayreti içerisindedir. Bu dönem içerisinde, biz de bu gelişmeler karşısında değerlendirmelerimizi yaparız ve bu değerlendirmeden sonra gerekirse AB ile yolları ayırabiliriz” demişti. Bir röportaj esnasında kendisine bu sözlerinin hatırlatılması üzerine Erdoğan, Türkiye’nin 50 yıldır Avrupa kapısında oyalandırıldığının altını çizerek şöyle konuştu:

“Biz her zaman kendi kendine yeten bir ülke olduk. Hiçbir zaman AB’nin katkılarına ya da desteğine muhtaç olmadık, buna ihtiyacımız yok.”

 

TÜRKİYE İÇİN AVRUPA BİRLİĞİ

Ekonomik refah, demokrasi ve serbest dolaşım için Avrupa Birliği’ne girme hedefi Türkiye için önemli olmakla birlikte, ülkemiz AB’ye giremediğinde de çok bir şey kaybetmemekte.

Nasıl mı?

Türkiye her açıdan gelişmeye açık bir ülke.

İnsan kaynağı ve vizyonu ile dünyanın dikkatini çeken bir merkez.

Savunma sanayisinden turizme, sağlıktan alt yapıya kadar çeşitli sektörlerde adından bahsettiren bir gelişmişlik seviyesi içinde.

Demokrasi konusunda ise vesayet odakları, darbelerle mücadele ve terörle baş etme noktasında önemli başarılar elde etti. Tüm bu süreçleri yürütürken de insan haklarını merkeze aldı.

Türkiye, tüm bu başarıları Avrupa temelinde göz ardı edilse de motivasyonunu bozmadı ve gelişmeye dönük hedef ve kriterlerini kendisi belirledi. Bu açıdan özgün bir yapısı mevcut.

AB olmasa da Türkiye ilerleyecek, AB olmasa da yoluna devam edecek ve gelişecek.

Bu noktada Türkiye’den AB konusunda aktif bir çaba beklemiyorum ama retorik bazda AB’den kopmanın ise söz konusu olmayacağı düşüncesindeyim. Çünkü AB’ye dâhil olma girişimi, Türkiye’nin Batı eksenini reddetmediğini gösteren bir sembol olarak da görülmektedir.

AVRUPA İÇİN TÜRKİYE

Avrupa Birliği’nin iç sesini Avrupa’daki gazeteci ve bazı siyasi kimliklerden almaktayız.

Türkiye’nin maruz kaldığı çifte standardı ve ayrımcılığı kültürel ve dinî farklılıklara atıf yaparak açıklıyorlar.

Türkiye’deki “Hristiyan kulübü” tabirini karşılayan bir anlayış, pratikte söz konusu.

Yaşananları başka türlü açıklamak zaten mümkün değil.

Kavala’dan Demirtaş’a suçu tescilli profillerin tutuklu olması mıdır Türkiye’nin önünü kesen?

Can Dündar ve bilumum terör üyelerinin yurt dışına kaçması mıdır AB’ye giriş için soru işareti oluşturan?

Elbette hayır!

Bir ülkenin geleceğine kastetmiş kimseler, cezasını çekmelidir. Bu da hukuk devleti olmanın gereğidir. Aynı suçların Avrupa’da işlenmesi halinde, çok daha ağır cezalar verilir. Fakat Türkiye söz konusu olduğunda insan hakları kılıfında, büyük bir zokayı milletimize yutturma çabasına girişmekteler.

Tabii bu oyuna kimsenin gelmediği kanaatindeyim. Herkes ama herkes her şeyin farkında!

Gelelim AB’nin Türkiye tutumunun geleceğine!

AB, Türkiye’den vazgeçmez.

AB, Türkiye’yi kendi ekseninde tutmaya mecburdur.

‘Almaya değil, bekletmeye odaklı’ bir süreç yürütmekte.

Fakat değişen bir zamanın ruhu var ki AB; ekonomi ve özgürlükler bağlamında standartları düşen bir birlik iken Türkiye’nin pozisyonunda yükselme söz konusu.

Türkiye yükselişte.

Türkiye çok daha ileri koşmaya devam edecek.

Özgün duruşu, en önemli dayanağıdır.

Gölge etmesinler, başka ihsan istemez!