Bugün Instagram'da gezerken karşıma çıkan bir video karşısında adeta donup kaldım. İlk anda "Bu kesin yapay zekâ ile hazırlanmıştır." dedim. Çünkü insan, böylesine bir konuşmanın milyonlarca kişinin izlediği bir platformda yapılabileceğine inanmak istemiyor. Ancak gerçek olduğunu öğrenince yaşadığım hayal kırıklığı daha da büyüdü.

Whatsapp Image 2026 08 04 At 09.07.14

Bennu Gerede, katıldığı bir YouTube programında boynunda taşıdığı kolyenin aslında bir vibratör olduğunu büyük bir rahatlıkla anlatıyor, bununla da yetinmeyip özelliklerini, kullanımını ve farklı modellerini uzun uzun açıklıyordu. İzlediğim şey bir sohbetten çok, adeta bir ürün tanıtımı gibiydi.

Kusura bakılmasın ama buna ister "özgürlük", ister "modernlik", ister "çağdaşlık" deyin... Ben bakınca bambaşka bir tablo görüyorum.

Ben; toplumsal değerlerin hiçe sayıldığını, mahremiyetin alenen teşhir edildiğini ve ahlaksızlığın sıradanlaştırılmaya çalışıldığını görüyorum.

Hiç kimse bana bunun cesaret olduğunu anlatmaya kalkmasın. Cesaret; sınır tanımadan her şeyi milyonların önünde konuşmak değildir. Özgürlük de toplumun ortak değerlerini yok sayma hakkı vermez.

Kim nasıl yaşarsa yaşasın, bu kendi tercihidir. Kimsenin özel hayatına karışma hakkımız yoktur. Ancak özel hayatı alıp herkesin gözüne sokmanın, bunu normalleştirmenin ve hatta özendirici bir dille anlatmanın ifade özgürlüğü kisvesi altında savunulabilecek bir tarafı yoktur.

Bu ülkede çocuklar var. Gençler var. Aileler var. Sosyal medya artık sadece yetişkinlerin kullandığı bir mecra değil. Milyonlarca çocuk tek bir dokunuşla bu görüntülere ulaşabiliyor. Böyle bir ortamda toplumun hassasiyetlerini tamamen yok sayarak yapılan açıklamalar elbette tepki çekecektir.

Whatsapp Image 2026 08 04 At 09.07.14 (1)

Üstelik bu ilk tartışması da değil.

Daha önce de yaptığı açıklamalarla kamuoyunun gündemine gelmiş, vajinal kullanım amacıyla satılan bir kremi yüzüne sürdüğünü söyleyerek bunu milyonların önünde anlatmıştı. O açıklamalar da uzun süre tartışılmış, birçok kişi tarafından tepkiyle karşılanmıştı.

Bütün bunlara bakınca ister istemez şu soru akla geliyor: Sürekli cinsellik üzerinden gündemde kalmaya çalışmak topluma ne kazandırıyor? Milyonlarca insanın izlediği platformlarda cinsel içerikli ürünlerin bu kadar rahat konuşulması, anlatılması ve adeta tanıtılması gerçekten normal karşılanmalı mı?

Ben, toplumun geniş bir kesimini rahatsız eden bu tür içeriklere karşı artık daha fazla duyarlılık gösterilmesi gerektiğini düşünüyorum. Dijital platformların ve yayıncıların da kendi yayın ilkeleri çerçevesinde gerekli değerlendirmeleri yapması önemlidir. Çünkü mesele artık bir kişinin özel hayatı değil, bu içeriklerin milyonlarca insana, çocukların ve gençlerin de erişebildiği mecralarda normalleştirilmesidir.

Bennu Gerede daha önce de çocukluk dönemine ilişkin yaptığı açıklamalarla uzun süre gündem olmuş, kamuoyunda büyük tartışmalar yaratmıştı. Ancak geçmişte yaşandığını anlattığı olaylar ne olursa olsun, bugün toplumun önünde yapılan her açıklamayı doğru, gerekli veya uygun hâle getirmez.

Benim eleştirdiğim nokta kişinin özel hayatı ya da geçmişi değildir. Eleştirdiğim şey; milyonlarca insanın izlediği platformlarda cinselliğin sürekli gündeme taşınması, mahremiyetin sıradanlaştırılması ve bunun normal bir durum gibi sunulmasıdır. Toplum önünde konuşan herkesin, özellikle de tanınmış kişilerin, söyledikleri sözlerin çocuklar ve gençler üzerindeki etkisini de düşünmesi gerektiğine inanıyorum.

Bugün birçok kişi gündemde kalabilmek adına sınırları biraz daha zorluyor. Şaşırtmak, konuşulmak ve sosyal medyada daha fazla görünür olmak uğruna mahremiyet bile bir pazarlama malzemesine dönüştürülüyor. Oysa şöhret uğruna toplumun ortak değerlerini örselemek başarı değildir.

Tepkilerin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından "müstehcenlik" iddiasıyla soruşturma başlatıldı ve kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Bennu Gerede hakkında gözaltı talimatı verildi. Hukuki sürecin sonucunu elbette bağımsız yargı belirleyecektir.

Ancak hukuk bir yana, toplumun vicdanı da vardır.

Benim kanaatimce, toplumun önemli bir bölümünü rahatsız eden bu tür yayınlar ve içerikler ilgili platformlar tarafından kendi topluluk kuralları ve yayın ilkeleri çerçevesinde dikkatle değerlendirilmelidir. Çünkü çocukların ve gençlerin erişimine açık mecralarda yapılan yayınlar, yayıncılar açısından da ayrı bir sorumluluk doğurur.

Cesaret; mahremi teşhir etmek değildir.

Özgürlük; toplumun ortak değerlerini hiçe saymak değildir.

Modernlik; utanma duygusunu kaybetmek hiç değildir.

Toplumun ahlaki sınırlarını aşındıran her davranış, yarın çocuklarımızın nasıl bir dünyada yaşayacağını da belirler. Bu yüzden sessiz kalmak değil, doğru bildiğimizi söylemek zorundayız.

Çünkü bazı çizgiler vardır.

O çizgiler aşıldığında mesele artık bir kişinin tercihi olmaktan çıkar; toplumun ortak vicdanını ilgilendiren bir mesele hâline gelir.