Üç Deniz Girişimi ABD merkezli bir proje olup aynı şekilde Dört Deniz Girişimi de ABD tarafından ortaya konulan bir projedir.

Bu proje ABD tarafından ortaya konulduğu için bu zamana kadar Orta Doğu’ya kan ve gözyaşından başka bir şey getirmeyen ABD’nin bu projesinin de bundan öncekiler gibi kan ile gözyaşından başka bir şey getiremeyeceğinin altını özellikle çizmek isterim.

Çünkü ABD sadece ve sadece kendi çıkarları ile Yahudi çıkarlarını gözeten bir siyasi anlayışa sahiptir.

Dört Deniz Girişimi ilk kez 26 Mart 2026 tarihinde Atlantic Council tarafından düzenlenen bir sempozyumda ortaya atılmıştır.

Burada bahsedilen denizler ise Hazar Denizi, Basra Körfezi, Karadeniz ve Akdeniz’dir.

Geçtiğimiz günlerde Hazar Denizinde bir İran gemisinin Ukrayna tarafından vurulması da savaşın bahsedilen alanda da ne kadar etkili olduğunu gösteren somut bir örnek olarak karşımızda dağ gibi durmaktadır.

Dört Deniz Girişimi projesi tamamen Suriye merkezinde bir proje olup amaç Suriye’de ki yeni oluşumda ABD’nin son derece etkin olmasının sağlanmasından başkası değildir.

Burada amaçlanan ABD’nin çıkarlarına ters düşen enerji matematiğinin tamamen ABD’nin çıkarları doğrultusunda yönlendirilmesidir.

Bu yapılırken de merkezde Suriye’nin bulunması ve enerji koridorlarına Suriye’nin ev sahipliğinde ABD yönüne döndürülmesi işleminin gerçekleştirilmesi bulunmaktadır.

Özellikle doğal gaz ve petrol üretim hatları, ticaret rotaları ve enerji nakil hatlarının tamamen ABD’nin çıkarları doğrultusunda oluşturulabilmesi için Dört Deniz Girişimi Suriye’yi merkeze alarak ABD tarafından ortaya atılmış bir projeden başkası değildir.

Projenin Orta Doğu ile Avrupa arasındaki bağlantıyı sağlayabilmek için doğu-batı ve kuzey-güney arasında dört ana koridoru ortaya koyması gerekmektedir.

Dört koridor ortaya konulurken iki ülke ön plana çıkmakta ve koridorun merkezinde bu iki ülke yer almaktadır. Bu ülkeler Türkiye ve Suriye’den başkası da değildir.

Girişimle yeniden dizaynı planlanan koridorlar ise; Irak-Suriye Koridoru, Hazar-Akdeniz Koridoru, Körfez-Akdeniz Koridoru ve Arap Gaz Boru Hattı Modernizasyonudur.

Tüm bu koridorlara genel bir bakış açısıyla bakıldığında ülkemizin ne kadar da önemli bir konumda olduğu rahat bir biçimde anlaşılabilecektir.

Ülkemiz bu projede Suriye kadar önemli, değerli ve kilit bir konumda bulunmakta olup bu durumu da ülke olarak çok ama çok iyi kullanmak zorundayız.

Çünkü bu proje ile ABD İran’ın özellikle Basra Körfezi’ndeki enerji nakil hatları ile İran’ın Irak üzerindeki etkisini azaltmak istemektedir.

Buna ek olarak Çin’inde Bir Kuşak Bir Yol adını verdiği projesiyle Avrupa’ya ulaşmasının da önünü kesmek istemektedir.

Burada bahsettiğimiz iki nokta projede Türkiye’nin ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Türkiye üzerinden geçirilecek yeni yol güzergahları ile Çin’in Kafkasya ve Orta Asya’dan gelecek taşımacılık hatlarının sona erdirilmesi planlanmaktadır.

Ülkemiz bu yeni yol güzergahlarına ev sahipliği yapabilecek her türlü kapasiteye sahiptir.

Bunun yanında Türkiye Avrupa’ya ulaştırılacak enerji nakil hatları ile petrol ve doğal gaz hatlarına da çok rahat bir şekilde ev sahipliği yaparak Dört Deniz Girişimi’nden en iyi düzeyde fayda sağlayabilir.

Çalışmalar bu doğrultuda yapılırsa ülkemizin faydası en yüksek düzeyde olacaktır.