Sadece kendim için Diriliş Postası’nda yazıp, böyle Donkişot’ça bir gazete için dua etmiyorum. Kendi vatanları ve top- rakları üzerinde insanca yaşama haklarını savunan fakat acımasız bir saldırganlığın ortasında yarım asırdır yalnız bırakılan Müslüman halklar için buradayız. O halk- lar ki on binlercesi öldürülmüş, binlercesi zindanda işkence altındayken adının başına terörist ibaresi konularak terörizmle müca- dele yaftası altında, çağımız Haçlılarının ve cilalı faşizm devrinin hedefi haline getirilmek istenmektedir. Bu anlamda aşağılanan yalnızca haritalardaki devlet isimleri değil bütün İslam dünyasının onurudur.

Dün olduğu gibi bugün de hiçbir insani/ ahlaki/hukuki kural tanımayan emperyalist oyun son birkaç haftada bile yüzlerce ma- sum sivili acımasızca katletti ve tüm ulusla- rarası hukukun ilkelerini çiğneyerek cinayetler işledi. Kanıksadık artık duymuyoruz. Tüylerimiz diken diken olmuyor. Orada yaşayanlar için cinayetlere kurban gitmeyi beynimiz doğal algılıyor. Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren işgalci Batı ve onun iyi eğitilmiş köpeği İsrail ve onların bayraktar- lığını yapan küreselleşme adı altında köpek- leştirme sürecine dahil olmuş işbirlikçilerini kınamak için buradayız.

Mazlumun dini, dili, rengi sorgulanmaz.

Onun için dini, dili, rengi, siyasi düşüncesi ne olursa olsun bütün insanlığa sesleniyorum. Hiçbir gerekçe Suriye halkının yaşadığı acıları görmemizi engelleyemez. Ve bilinmelidir ki; Suriye sorunu üzerinden halkla- rını kullanan, çözümsüzlükten medet uman samimiyetsiz ve işbirlikçi Ortadoğu rejimle- rini insanlık vicdanı hiçbir zaman affetmeye- cektir. Emperyalist güçlerin politik çıkarları doğrultusunda hareket ederek kendi haklarını savunmasız bırakan diktatörlüklerin işlediği suçlar İsrail’in işlediği suçlardan çok farklı değildir. İslam toplumlarını egemenlerin ku- cağına itenler, ateşe atanlar tarihin karanlık sayfalarında yerlerini alacaklardır.

Maalesef iç siyasi çekişmeler uğruna, sözde milli ve ulusal geçinip bugün em- peryalist işgalcilerle aynı fikir savunularını yapanlar bizim içimizde de mevcuttur. Ve onlar yıllarca kardeş halklarımızı aşağıla- yıp, bugünkü vahşi Batı’yı bize hep örnek gösterdiler. Ülkenin etrafını hep düşman olarak tanımlatıp dostu okyanusun ötesinde arattılar. Bazen sağcı, bazen solcu oldular. Biz onların maskelerini alkışladık hep. Ve bu bir zilletse eğer, bu zillette hepimizin payı vardır.

Bu gün çok şıksınız bayım,

Ne kadar güzel konuşuyorsunuz

Ve ne kadar körsünüz cesedime basarken Hani Ortadoğu falan diyordunuz ya! Kelimelerin ne önemi var ki,

Türkçeyi güzel kullanan dudaklarınız Sizin göz yaşartan sadakatinizi

Nasıl inkâr edebilir

Ve bu kadar makyaj, bu kadar kanı… Estetik katliamlar yapıyorken patronlarınız Manikürlü elleriyle

Ve siz manikürlü ellerinizle alkışlıyorken Bu gün ne kadar şık ve aşağılıksınız bayım Kan seremonisi ve ritüeller eşliğinde Katilimi karşılarken

Şimdi gözlerime bak bayım

Tanıdın mı? Bu hırlı tebessümü

O haylaz kaçamak bakışlardaki karanlık Belki alıp götürür seni eski sokaklarına, Coplandığın meydanlara,

Sövülüp sayıldığın karakollarına yurdumun Kurtarıyorken güya vatanını…

Utanma makyajından, gözlerime bak bayım Tanıdın mı beni?

Bu gün çok şıksınız bayım,

Ne kadar güzel konuşuyorsunuz

Ve ne kadar körsünüz cesedime basarken Bu gün çok şıksınız bayım,

Ne kadar güzel konuşuyorsunuz

Ve ne kadar körsünüz cesedime basarken