Mevla bu dünyada herkese bir ömür biçmiştir. Süreyi tamamlayanlar darül bekaya yolcu olur. Önemli olan sürenin uzunluğu ve kısalığı değildir. Size verilen ömrü nasıl geçirdiğiniz ve onu ne ile doldurduğunuzdur. Amel defterinizi açık bırakan işler yaptıysanız ölümünüzden sonra da yaşamaya devam edersiniz. Yol, çeşme ve camii gibi hayır hasenat yapanlar, hayır duaya vesile evlat yetiştirenler bu sınıfa girer. Bir sınıf daha var ki onların açtığı kapıdan hem kendilerine hem de gelecek nesillere sevap yazılmaya devam eder. İşte onlar eser bırakan ilim, kültür, sanat adamlarıdır. O yüzden kültürümüzde ilim rütbelerin en yükseği olarak kabul edilmiştir.

Türkiye Yazarlar Birliği Kurucu ve Şeref Başkanı D. Mehmet Doğan, 11 Ağustos 2024 yılında darül bekaya yolcu oldu. Vefatının ikinci yılında birçok şehirde programlar yapıldı. Ondan geriye onu dinlemiş, tabiri caizse ‘rahleyi tedrisinden geçmiş’ binlerce ilim kültür adamı, onlarca kitap, makale kaldı. Onu dinleyip istifade edenlerden bir kısmı Salı günü Yazarlar Birliği İstanbul şubesinde hatıraları yâd ettiler. Yâd edenler sadece Türkiye’den değildi, Üsküp’ten Kerkük’ten gelenler de vardı. Onun için Türk-İslam dünyası birinci halka idi. Gönül coğrafyamızda çok sayıda program yaparak yeni nesillere yeni ufuklar açtı.

Mehmet Doğan benim için bir ağabey idi. O nedenle ona adı soyadı ile hitap etmek bana zor geliyor. O bizim için Mehmet Abi idi. Samimi, mütevazı, olduğu gibi görünen ve göründüğü gibi olan bir mütefekkirdi. Ankara’ya Erzurum’dan gitmiş bir öğrenci olarak okul dışı zamanlarda Yazarlar Birliği ve Mehmet Abi benim için sığınılan limanlardan biriydi. Aynı üniversite aynı fakültede okumak da özgüvenimi artıran sebeplerden bir tanesi oldu.

Uzun zaman kendisini Erzurumlu olarak bildim. Ankaralı olduğunu öğrenince çok şaşırmıştım. Yazarlar Biriliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı’nın, “Mehmet Doğan Erzurum’u çok severdi. Erzurum Belediyesi onun ismiyle bir kütüphane kurdu” sözleri ile dadaşların Mehmet Abinin sevgisini karşılıksız koymadığını duymak beni de sevindirdi. Mehmet Abi, 2018 yılında kendi adına yapılan kütüphanenin açılışında mutluğunu şöyle ifade ediyor: “Şehir ve semt kütüphaneleri fikrini Ankara’nın yüksek belediyecilerine kabul ettiremedik. Erzurum bir adım önde.”

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesinde Mehmet Abi ile çok sayıda programa katıldım. Programların öncesinde-sonrasında uzun uzun sohbet etme imkânı buldum. Gazete yazılarımı da takip eder, zaman zaman uyarılarda bulunurdu. Mehmet abi gibi birkaç büyüğümün yazılarıma eleştiri ve öneri getirmesi beni diri tutardı. Onlardan bir kısmı vefat etti, ben ise öksüz kaldım.

Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şube Başkanı Mahmut Bıyıklı, Mehmet Abinin Türkçeyi bir beka meselesi olarak gördüğünü onun mücahidi, müdafisi, muhafızı olduğunu vurguladı. Bir dil için yapılacak en büyük hizmetlerin başında sözlük çalışması gelir. Doğan Büyük Türkçe Sözlük onlarca baskıya ulaşmış abidevi bir eserdir. Dilimize, güzel Türkçemize verdiği kıymetin göstergesidir. Sözlükte 140 bin kelime olduğu ifade edildi. Mehmet Abi çok sayıda kitap yazdı ama benim için ilk kitap olan “Batılılaşma İhaneti” önde gelir. O, Mehmet Akif’in ve Nurettin Topçu’nun çizgisini sürdürdü.

Fatma Gülşen Koçak “Türk Dünyasının Bilgesi – D. Mehmet Doğan” isimli bir kitap hazırlamış. Kitapta farklı yönleriyle Mehmet Doğan anlatılmış. Erguvan Yayınevi, Türkiye Yazarlar Birliğinin ortak çalışması olarak eser ortaya çıkmış. Bu çalışma, Mehmet Abiyi daha yakından tanımaya bir vesile olmanın yanı sıra bir kadirşinaslık örneği olmuş.

Mehmet Doğan 77 yıllık ömrüne çok şey sığdırdı ancak tek bir şey hep sabit kaldı. Yazmak onun için adeta varlık sebebi idi. Geriye en büyük, anlamlı miras olarak yazılar kaldı. Çok sevdiği Mehmet Akif’in İstiklal Marşını yazdığı Ankara’daki Taceddin Dergâhının bahçesine defnedildi. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.