Her şey parkın kenarına bırakılan üç torba molozun belediye temizlik işçileri tarafından alınmamasıyla başladı. Oysa, daha önce oraya bırakılan çöp, cüruf, moloz ne varsa alan işçiler, çok şükür bir işimiz var, diye şükrederek yapıyorlardı işlerini.
Bir gün kendi görüşünde olmayan bir adama trol dediler. Baktılar ki aşağılamanın etkili bir yolu, karşı görüşü beyan eden kim varsa ona trol, dediler. Durmadılar, doğru söylediğini bildikleri ama sevmedikleri tarafta olan herkese trol, dediler.
Kentin ortasındaki gölü arıtmak için kurulan tesisin gereksiz olduğunu, gölün zaten temiz olduğunu söylediler. Her iki kişiden birini inandırdılar da. Zamanla gölde çamurlanma arttı. Bunun nostaljik bir görüntü olduğuna 10 kişiden 8'ini inandırdılar. Öyle ki kokudan yanından kimse geçemez olduğunda göle ulaşım yasağı getirildi. Bir müddet sonra çıplak gözle kimsenin göremediği gölün tertemiz olduğunu gösteren resimler kentin her yerine asıldı. Bu eski resimlere bakanlar işlerin iyi gittiğini söylese de kenti pis bir koku sarmış, bu kokunun ise gölün tertemiz olduğuna inanmayanların kötü düşünceleri olduğuna evlerinden çıkmayan, ekranlarla iletişim kuranları inandırmışlardı.
Kentte kedilerin, yaşlıların, çiçeklerin ve hayır diyebilenlerin sayısı gittikçe artıyordu. Oysa, bu da büyük bir yalandı. Herkesin maske taktığı kentte kim, kimin kaybolduğunu nereden bilebilirdi?! Hayatında kimsenin gözüne dosdoğru bakamayan insanlar tanıdıklarının bile gözlerine baktıklarında tanımaz oluyorlardı.
Yüzyıl önce büyük savaş, 80 yıl önce ikinci büyük savaş olmamış, dünyada para sıkıntısı hiç çekilmemiş, Ruslar ve Türkler kılık kıyafetini değiştirirse modern ve Batılı olacaklarına sanki hiç inanmamışlar, ilk insandan beri internet altyapısı vardı ve insanlar bir şeye ol, dediklerinde oluyordu. Tarih, mücadele, üretim eksikliği, ölüm birtakım trollerin yalanıydı. Ve bu yalancılar her gün itibar suikastlarıyla öldürülüyor, insanlar bu suikastların altına beğeni işaretleri bırakıyorlardı. Her beğeni işareti masumlara yara açan bir bıçak sembolüydü aslında.
Dil, kelimeler, cümleler, vurgu ve tonlama, açıklamalar sözlüklerde "insanların vaktini tüketenler" başlığı altına yazıldığından tek heceli ifadeler ve simgelerle iletişim sağlanıyordu. Bu yüzden aşık olan, hasta olan, derdi olan, fikri olan, arayışı olan; yani gerçekten var olanlar yok sayılıyor, en iyi ihtimalle hasta işte, deyip karantinaya alınıyordu.
Her şey çöpçülerin çöpleri almamasıyla başladı.
Dünya dev bir çöplük olurken kutlamalar olanca hızıyla devam ediyordu. Görevliler muhalif ve muktedir diye takımlar kurmuş, zaman zaman takımların tabelalarını değiştirirken oyun dışı kalanların dünyayı kirlettiğine her iki taraf da kaniydi.
Her şeyin mübah olduğu bir dünya kurulurken tek mübah olmayan "Yanlış giden bir şey var" demekti.
Hiçbir zaman bir işi olmayanlar, işini en iyi yapan çöpçüleri işlerini yapmamaya ikna ettikleri gün başladı mutluluk çağı.
Sanırım sözlükte en az okunan kelimelerden birini bulan gerçekten nefes alabilecekti. Mün...