Çözüm Süreci’nde tarihi bir adım daha atıldı. Nihai barışımıza kocaman bir adım daha yaklaşıldı. Cenab-ı Allah hayırlı mübarek etsin.

Hükümet’in itibar kaybetmesi için savaşa bile razı olanlar önce biraz bocalayacaklar ama durmayacaklar, “Aslında şöyle pazarlık yapıldı”, “Karşılığında şu verildi”, “Seçim öncesi göz boyama hamleleri” diye tezvirata başlayacaklar yine. Çünkü Kürt Meselesi’nin halli yolunda 10 yılda nereden nereye geldiğimizi görmek istemiyorlar. “Açılım” paketlerinin halk nazarındaki karşılığını anlamaktan kaçınıyorlar. Son 2 yılda asker-PKK çatışmasının yaşanmaması, Mersin’deki, Kayseri’deki, Diyarbakır’daki, Hakkari’deki adam için ne demek, düşünmek istemiyorlar.

Allah biliyor ya, 6-7 Ekim Olayları ve Cizre provokasyonu dahil, Süreç’e yönelik sabotajların en güçlü olduğu günlerde dahi barışa dair inancımı yitirmedim. Çünkü barış için çabalayanların samimiyetlerinin bu topraklara rahmet ve bereket olarak döneceğinden emindim.

-Rahmet ve bereket?

-Evet. Aradaki köprüler atıldı atılacak derken sadece bir haftada bugün bulunduğumuz duruma gelmemiz başka neyle izah edilebilir ki?

-Hükümet’in İç Güvenlik Paketi’nden feragat etmesiyle olabilir mesela.

-Rahmet ve bereketin, İç Güvenlik Paketi’nin Meclis’ten geçip geçmemesiyle bir alakası yok, adaletle alakası var. Ortada barışı öngören adaletin tesisi için samimiyet oldukça, İç Güvenlik Paketi ya da başka bir yasal düzenle geçmiş, geçmemiş, hiç mühim değil.

-Gene de sevinmek için erken. Çünkü HDP barajı geçemezse yeni 6-7 Ekimler, Cizre’deki gibi provokasyonlar başlar, Süreç patlar.

-HDP-PKK, Süreç’in önemli bir muhatabıdır, ama yegane muhatabı değil. Tepesindeki “Ne mutlu Türk’üm diyene” kılıcı kırılmış; okulda, hastanede, vergi dairesinde rahatça anadilini konuşabilen; silahlar sustuğu için Rabb’ine şükreden büyük Kürt ahalinin bir cüzüdür. HDP barajı geçsin ya da geçmesin, irili ufaklı sıkıntılar yaşayacağımız bir gerçek. Ama her ihtimalde, “Hürriyetin tadını aldık bir kere; artık geri dönüş yok” diyen Arap devrimcilerin inancını kuşanıp, biz Türklerin ve biz Kürtlerin bir ağızdan “Barışın tadını aldık bir kere, Allah’ın izniyle geri dönüş yok” diyeceğimizden şüphem yok.

-HDP barajı geçerse de, AK Parti’nin milletvekili sayısı düşer, yeni anayasa çalışmaları sıkıntıya girer, dolayısıyla başkanlık sistemi de yatar ama.

-Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve arkadaşları, adaleti tesis edebilmek için bu yola çıktılar. Bize başkanlık sistemini ya da adı şu bu olan herhangi bir yasal düzenlemeyi vadettikleri için değil, barış, adalet, esenlik vadettikleri için destekledik, destekliyoruz onları. Şu an gündemimizde başkanlık sistemi vardır, yarın başka şey olur; ama değişmez istikamet barış, adalet ve esenliktir. Bu yolda samimiyet oldukça, başa dönelim, karşılaşacağımız şey rahmet ve berekettir. Biz sistemlere tapan, yasa talep ediciler değiliz; Allah tapan, rahmet ve bereket talep edicileriz.