Sağlam bir duruşa sahip insanların en temel karakteristik özelliği, şüphesiz karakterlerinin tavizsiz oluşudur. Bu kişiler öyle bir duruş sergilerler ki; kötülük kimden gelirse gelsin, failin kimliğine bakmaksızın anında tepki gösterirler.
Somut bir ifadeyle dile getirmek gerekirse; hangi vakıf, tarikat veya siyasi partinin içinden yanlış bir insan çıkarsa çıksın, refleksleri değişmez.
“Bu bizdendi” diyerek korumacı davranmazlar; “El alem ne der?” ya da “Mahallem beni linç eder mi?” kaygısı taşımazlar. Gerektiğinde linç edilmeyi de dışlanmayı da göze alırlar.
Büyük bir vicdan rahatlığıyla ifade edebilirim ki, bu tür durumlarda muhafazakâr kesim, seküler kesimin daima önünde yer almıştır.
Muhafazakârlar arasında tacizciye, tecavüzcüye, katile veya hırsıza destek veren birini göremezsiniz.
Bırakın bu suçlulara destek vermeyi, bir yetkili yaşananları görmezden gelsin ona dünyayı dar ederler.
Muhafazakâr partilerin oy oranlarındaki değişkenliğin temel sebebi de budur. Değerlerine aykırı hareket edenlerin bizzat kendi kitleleri tarafından nasıl dışlandığını her ortamda görebilirsiniz.
Ancak ne yazık ki bu duyarlılığı —birkaç istisna dışında— seküler kesimde görmek pek mümkün değildir.
Seküler kesime, “Neden kötülere ses çıkarmıyor da bu yanlışları görmezden geliyorsunuz?” diye sorulduğunda alınan cevap manidardır:
“Ama sizde de şunlar şunlar olmuştu!”
Evet, birtakım yanlışlar yaşanmış olabilir; ancak asıl soru şudur:
O yanlışlara kaç kişi sahip çıktı?
Bu soruya verecek cevapları olmadığı için sürekli iftira yoluna başvururlar. Bu durum, temelde bir eziklik ve aşağılık psikolojisinin yansımasıdır.
Aslında pragmatik bir yaklaşım sergileyip, “Kötülüğe sahip çıkmak bize puan kazandırmıyor, en iyisi biz de tepki gösterelim” deseler, bunun kendileri için daha faydalı olacağını fark edecekler.
Fakat samimiyet olmayınca, “isyan ediyor” gibi görünenler küçük bir tepkiyle karşılaşınca geri adım atıyorlar.
Kadın haklarını savunurken öyle bir imaj çiziyorlar ki, sanırsınız ki kendileri “Yedi yunmuş bez.” Oysa istatistiklere bakıldığında; en fazla taciz, tecavüz, kadına şiddet, hırsızlık ve yolsuzluk vakasının bu çevrelerden çıktığı görülüyor.
Sosyal medyadaki ‘sözüm ona üstünlüklerini’ neden sandığa yansıtamadıklarını bir düşünseler, sorunun kaynağını bulacaklar.
Milletimiz kimin ne olduğunu gayet iyi biliyor ve her seçimde onlara hak ettikleri cevabı veriyor.
Evet, bazen onlara da bir fırsat tanıyor ama onlar da kendilerine yakışanı yapıp fırsatı çarçur ediyorlar…