Batı dünyası, dünyanın geri kalanı üzerindeki ve özellikle Doğu’daki batılı olmayan insanları ve kültürleri küçük gören ve alçaltan bir düşünceye sahiptir. Batı’nın özenle hazırlanmış kurgularla sürdürülen kültürel ve siyasal egemenliğini ve bu egemenliğin boyutunu ‘Doğu bilimcilik’ kavramı ile dile getiren E. Said, Batı’nın bu üstten bakan küstah yaklaşımına dikkat çekmişti.

Özellikle E. Said, her şeyi Avrupa’nın veya Avrupalının bakış açısı ve varsayımları ile değerlendiren bu yaklaşıma eleştiriler sıralayarak Avrupa merkezci bu düşünceyi Doğu insanının gözünde ifşa etmenin mücadelesini göstermişti.

Doğu’daki ülkelerin insanlarında bu ifşa çabası yer edinmiş ve insanlara yol gösterici bir fikir sunmuş mudur?

Bu soruyu ülkemiz açısından cevaplayacak olursak, hala, her şeyi Batı’nın değer yargıları ile ele alan hatırı sayılır oranda bir insan sayısına sahip olduğumuzu söylemek yanlış olmayacaktır.

Çocuk yetiştirmede Alman ekolünden başlayıp Türk olduğu halde ‘Türk mantığı ile çocuk yetiştirmenin sakıncalarını’ sıralayan ebeveynlerin sayısındaki artış üst düzeyde ve bunun sonucu olarak da kendi ülkesini ve kültürünü Batı ile karşılaştıran nesillerin artışı da had safhada!

Sadece eğitim alanında değil her alanda Batı’nın üstten bakan aşağılayıcı bakış açısının piyonu olduğunu fark edemeyen bireylerin ülkemizde varlığı dikkat çekmekte. Dini, siyasi ve kültürel anlamda Batı’nın bakış açısını pazarlayarak Batılı olduğunu zanneden bireylerin kendi ülkesi için hiç bir şey yapmaması ama her açıdan eleştirmeyi entelektüellik olarak algılaması ise acziyetin başka bir hali olsa gerek!

Batı’nın üstten bakan bu aşağılayıcı bakış açısının yanında Doğulu ülkelerinin her alanda gelişmesi için kendi nesillerine E. Said’in yapmaya çalıştığı ifşa görevini ve bu görevin içeriğinin önemini anlatmak elzem olsa gerek! Böylece Batı’da eğitim alan veya kariyer yapan insanların görevlerinin ülkelerini Batı ile kıyaslamak olmadığını, aslen o görevin kendi ülkesini geliştirme adına neler yapacağına dair kazanılması gereken bir şuur olduğunu anlayacaktır. İşte o zaman, Batı’nın üstten bakan kültürel dayatmasına son verebiliriz.