Batman’ın Gercüş ilçesinde, 4 Ekim günü sabah saatlerinde askeri bir zırhlı aracın geçişi sırasında, PKK’lı teröristlerin yola döşediği el yapımı patlayıcının (EYP) infilak ettirilmesi sonucu sekiz Mehmedimiz şehit oldu. Yeni yapılan asfaltın altına bu büyüklükte bir bombayı dışarıdan işin uzmanlarından yardım almadan yerleştirmek kolay değil.
HDP’nin elindeki belediyelerin imkanlarıyla kazdığı hendeklerle bölgeye nasıl ölüm ve yıkım getirdiğini hepimiz geçmişte acı bir şekilde tecrübe ettik. Devletin belediyelere halka hizmet için verdiği paraların nasıl dağ kadrosuna mühimmat olarak gittiğini hepimiz gördük. Belediyeye hizmet edecek işçilerin maaşlarının şehirdeki PKK kadrosuna nasıl peşkeş çekildiğini hepimiz biliyoruz. Halkın seçtiği HDP’li Belediye Başkanlarının PKK’nın şehir yapılanması KCK karşısında nasıl hazır ola geçtiklerine hepimiz şahit olduk.
Bu acı tecrübenin üzerinde daha dumanları tüterken 31 Mart 2019 tarihinde yapılacak yerel seçimlerde HDP’ye belediyelerimizi tekrar nasıl teslim edeceğiz? HDP’li başkanların ellerindedevletin kepçeleriyle çukurlar kazmayacağına, yolların altına EYP’ler yerleştirmeyeceğine, personele gönderilen paraların PKK’ya peşkeş çekilmeyeceğine, kamyonlarla karakollarımıza bombalı saldırılar yapılmayacağına kim, nasıl garanti verebilir? PKK’nın kafasını uzattığı her yerde amansız ve haklı bir mücadele veren devletimiz nasıl HDP’ye belediyelerini emanet edebilir? Dünyanın hangi ülkesi varlığına kast eden bir terör örgütünün partisine belediyelerini teslim edebilir?
Siyasetin önü sonuna kadar açıkken PKK’nın tercihini çukur şiddetinden yana kullanması, HDP’nin ise bu kör şiddeti durdurmayı bırakın, temsilciliğine ve savunmasına soyunması HDPKK’nın Kürtler için ölüm ve yıkımdan başka bir şey vaat etmeyeceğini gösterdi. Peki bu acı gerçek önümüzde dururken HDP nasıl oluyor da genel seçimlerde barajı aşmayı, yerel seçimlerde belediyeleri almayı başarabiliyor?
Bunun birinci sebebi AK Parti’nin maalesef bölgede kendi doğrularıyla değil HDPKK’nın yanlışlarıyla tutunmaya çalışması. Diğer hatası ise yanlış adaylarla seçimlere girmesi. Başkan Erdoğan’ın “Milletvekili seçimlerinde aday tespitinde yapılan hataların nasıl vahim sonuçlara yol açabileceğini gördük” sözü bu yanlıştan dönüleceğini gösteriyor.
AK Parti son seçimlerde genelde milletin talebinden ziyade ekseriyetle o ile hâkim olan siyasi ismin tercihlerine göre adaylarını belirledi. Varlığını milletin iradesinden değil, o ilin “siyasal ağası”na biatından alan adaylarla girilecek seçimlerin sonucu baştan belliydi.
AK Parti, milletin değerlerini hakkıyla temsil edecek, akçeli işlere değil hizmete odaklanacak, en az HDP’li vekiller kadar gözünü budaktan sakınmayacak, küçük dağları ben yarattım kibrine değil, yüce dağları omuzlayacak tevazuya sahip adayları gösterdiğinde inanın bu halkın tarihte göstermediği teveccühe mazhar olacak.