Öfkeli miydi; ilgilenmiyordu. Adil miydi; önemli değildi. Fakat öfkeli ve adil gibi görünmesi gerektiğini biliyordu, her zamanki gibi.
Üstelik, tam ona göre bir mevzu vardı masasında: Etrafındakilerden birileri şu yana, birileri bu yana duruyordu; birileriyse yan durmayı sevmiyordu.
Konu önemli değildi, kendisinin hakikatte ne düşündüğü önemli değildi, hakikaten değildi; birilerinin olması kafiydi. Bir tane birileri olsa, ikinci yola yönelecek; iki tane birileri olsa, üçüncü kanalı açacaktı… Çünkü Büyük Şair öyle yapıyordu.
Sadece şu yana duranlar olsaydı bu yana dönecek; şu yana duranlar ve bu yana duranlar diye iki farklı bakışgörseydi “Ben yan durmayı sevmiyorum” diyecekti. Şimdi her üçü de önünde olduğuna göre, dördüncü bir duruş bulmalıydı. Düşündü, düşündü, buldu: Ters duracaktı.
Hazırdı. Kalemini eline aldı. Muhtemelen besmele de çekti. Tam yazmaya başlayacaktı ki, yeni bir haber geldi: Dördüncü duruş da “keşfedilmiş”, birileri ters durmuştu.
-Hay Allah!
***
Yo, yo, üzülmemişti, gerçekten üzülmemişti dördüncü duruşun “keşfedilmesine.” Nihayetinde, (bu sefer adı dördüncü olan) bu duruş ona ait değildi. Adı ister birinci, ister üçüncü, ister beşinci olsun, ilk kez onun gösterdiği ve dolayısıyla o bahiste onunla anılacak herhangi bir duruştu onun için önemli olan.
Ona “Hay Allah” dedirten şey zamandı. Sadece buydu: Zaman daralıyordu.
Apar topar bir şeyler düşündü. En pratik yolu, Büyük Şair’in yaptığı gibi, unutulmaya yüz tutmuş gibi görünen birinci duruşu hatırlatmakta buldu. Öyle de yaptı.
Estağfirullah, tabi ki beşinci bir duruş da ortaya koyabilirdi ama, işte, zaman daralıyordu.
***
Elbette ki en iyi kendisi biliyordu Büyük Şair’in büyük şiirler yazdığı ve yazdığı için büyük şair olduğunu; biliyordu, ikincinin üçüncüsü ya da üçüncünün dördüncüsü olmak değil, büyük şiirler yazmaktı büyük bir şair olmak için mesele.
Gerçekten ve gerçekten büyük şiirler yazabilirdi. Keşke zamanı gözünde bu kadar büyütmeseydi.
(…ve bu parantez içindeki notu okumamış olsaydı, ortada aynı ifadenin “Büyük Şair” ve “bÜYÜKşAİR” olarak iki farklı tezahürünü görüp “BüYüKŞaİr” ya da “bÜyÜkşAiR”e başvurabilirdi. Yine de elde “BÜYÜK şair” ve “büyük ŞAİR” de vardı -bu parantez içindeki notu okumasaydı. Bu böyle giderdi. Allah yardımcısı olsundu.)