Taşköprü’de yaşanan Atiye olayını ilk duyduğumda açıkçası ben de “Ne oldu?” diye merak ettim.
Çünkü ortaya atılan iddialar birbirinden farklıydı.
Bir tarafta, Atiye’nin 7,5 aylık hamile olduğu ve rahatsızlandığı için sahneye çıkamadığı iddiası vardı.
Diğer tarafta ise dansçılarının gelmemesi üzerine sahneye çıkmayı reddettiği konuşuluyordu.
O sırada Taşköprü Festivali’ne gelen binlerce insan, Atiye’nin sahneye çıkmamasını protesto ederek sanatçıyı yuhaladı. Sosyal medya adeta birbirine girdi.
Kimisi, “Madem hamileydi, neden konsere geldi?” diye sordu.
Kimisi belediyeyi sorumlu tuttu.
Kimisi ise Atiye’nin dansçıları gelmediği için sahneye çıkmadığını iddia etti.
Ben de “Bu işin aslı ne?” diye düşündüm.
Konuyu araştırmak için birkaç telefon açtım.

Ulaştığım bir kişi, ismini vermeden yaşananları bana şöyle anlattı:
“Her şey normaldi. Atiye Hanım konser alanına kadar geldi. Sazları bile yerini almıştı. Fakat dansçılarının gelmediğini öğrenince sahneye çıkmak istemedi. Yetkililer ne yaptıysa razı edemediler. ‘Hayır, çıkmam’ diye ısrar etti.”
Bunun üzerine festival sunucusunun, Atiye Hanım’ın rahatsızlandığını anons etmek zorunda kaldığını ve o sırada binlerce insanın tepki göstererek sanatçıyı yuhaladığını söyledi.
Şimdi buraya kadar anlatılanlar bir iddia.
Ama sonra sosyal medyada karşıma çıkan bir video, benim telefonda duyduklarımı daha da düşündürücü hale getirdi.
Çünkü videoda Atiye Hanım’ın sesi ve görüntüsü oldukça net.
Sahneye çıkması için kendisine ısrar edildiği görülüyor.

Atiye ise defalarca “Hayır” cevabını veriyor.
Ve dikkat çeken başka bir şey daha var:
Israrla dansçılarını soruyor.

“Karavanda değiller mi dansçılar?” diye soruyor.
Ardından dansçıları olmadan kesinlikle sahneye çıkmayacağını ifade ediyor.
O sırada belediye başkanı da Atiye’nin yanına geliyor.
Başkanın ricasına rağmen Atiye yine sahneye çıkmayı kabul etmiyor.
Hatta sesini bu kez bir kademe daha yükselterek yine “Hayır” cevabını veriyor.
Sonra yanında bulunan bir kadına, dansçıları kastederek şu minvalde bir soru yöneltiyor:
“Bunun sorumlusu Eda mı, çay vs. içiyoruz diyerek mi gelmediler?”
Yanındaki kadın ise:
“Hayır, tek sorun trafik.”
diye cevap veriyor.
Başkanın ricası da sonuç vermiyor.
Oradan bir başka kişinin de “O zaman durumu kurtarın...” şeklinde birkaç kelime söylediği duyuluyor.
Şimdi ben bu görüntüyü izlediğimde ne düşündüm biliyor musunuz?
Telefonda bana anlatılanlarla videoda gördüklerim büyük ölçüde örtüşüyor.
Üstelik sonradan öğrendiğim başka bir detay daha var.
Atiye’nin konser alanına yaklaşık 50 dakika geç geldiği söyleniyor.
Şimdi bütün bunları yan yana koyduğunuz zaman insan ister istemez soruyor:
Eğer sahneye çıkmama sebebi gerçekten dansçıların orada olmamasıysa, bu doğru mu?
Eğer doğruysa, kusura bakmayın ama ben bunu çok ayıp buluyorum.
Çünkü karşınızda sizi dinlemek için saatlerce bekleyen binlerce insan var.
Yaz sıcağında oraya gelmiş.
Belki aylar öncesinden plan yapmış.
Festival alanına gelmiş.
Sizin sahneye çıkmanızı bekliyor.
Ve siz, dansçılarınız olmadığı için sahneye çıkmıyorsanız, burada seyirciye yapılmış büyük bir haksızlık vardır.
Seyirciye ayıp ettin Atiye!
Bunu açık açık söylüyorum.
Çünkü sanatçı olmak sadece sahneye çıkıp şarkı söylemek değildir.
Sizi o sahneye taşıyan insanlara karşı sorumluluğunuz vardır.
O insanlar sizi dinlemek için oraya geliyor.
Sizin müziğinize değer veriyor.
Sizi alkışlıyor.
Ve kusura bakmayın ama siz de o sahnelere bedava çıkmıyorsunuz.
Dolayısıyla sanatçının da seyircisine karşı bir sorumluluğu var.
AMA BİR DE “HASTALANDIM” MESELESİ VAR!
Şimdi gelelim benim kafama takılan asıl noktaya...
Atiye daha sonra sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.
Açıklamasında, Taşköprü’de seyirciyle buluşamamış olmaktan dolayı üzgün olduğunu, yaşadığı sağlık sorunlarına rağmen konser alanında bulunduğunu ve sahneye çıkmaya hazır olduğunu, ancak gecenin ilerleyen saatlerinde rahatsızlığının artması üzerine hastanede tedavi gördüğünü söyledi.
Sonrasında yapılan röportajlarda da gıda zehirlenmesi yaşadığı için sahneye çıkamadığını ifade etti.
Öncelikle şunu söyleyeyim:
Gerçekten hastalandıysa Allah şifa versin.
Ben doktor değilim.
Gıda zehirlenmesinin hangi aşamada ne tür belirtiler ortaya çıkaracağını da tıbbi olarak yorumlayacak kişi değilim.
Dolayısıyla “Sen hasta değildin” diye kesin hüküm kuracak halim yok.
Ama gazeteci olarak gördüğüm görüntüleri, anlatılanları ve ortaya çıkan çelişkileri sorgulamak benim işim.
Benim gözüme takılan da tam olarak bu oldu.
Videoda gördüğüm Atiye oldukça hareketli.
Konuşuyor.
Dansçılarını soruyor.
Sahneye çıkıp çıkmayacağı konusunda ısrarla konuşuyor.
Belediye başkanıyla diyalog kuruyor.
Ve bütün bunların ortasında mesele sürekli dansçıların nerede olduğu üzerinden ilerliyor.
İşte benim kafam burada karışıyor.
Madem o sırada ciddi şekilde hastalandın, neden hâlâ dansçılarını soruyorsun?
Madem sahneye çıkamayacak kadar rahatsızdın, neden konser alanına geldin?
Madem hastalığın nedeniyle sahneye çıkamayacaktın, neden dansçıların gelip gelmediği bu kadar önemliydi?
İşte benim sorguladığım nokta bu.
Üstelik 7,5 aylık hamile olduğu belirtilen bir sanatçıdan söz ediyoruz.
Hamilelik başlı başına hassas bir dönem.
Üzerine bir de gıda zehirlenmesi yaşadığını söylüyorsun.
Sonrasında hastaneye gidiyorsun.
Bütün bunlar doğruysa zaten benim sana söyleyecek tek sözüm:
Geçmiş olsun.
Ama görüntülerde gördüklerim ile sonrasında yapılan açıklamalar arasındaki bağlantıyı kurmakta zorlanıyorum.
Çünkü bir tarafta “rahatsızlandım, hastanede tedavi gördüm” açıklaması var.
Diğer tarafta ise sahne arkasında çekilmiş ve dansçıların gelmesini beklediğini gösteren görüntüler var.
Benim kafamı kurcalayan da tam olarak bu.
“MAZHAR ALANSON ŞAPKASIZ ÇIKMAM DEMİŞTİ...”
Yıllardır sahnelerden unutulmayan hikâyeler dinliyoruz.
Mazhar Alanson’un “şapkasız çıkmam” meselesini duyduk.
Ama açıkçası ben bugüne kadar “dansçılarım olmadan sahneye çıkmam” diyen bir sanatçıyla karşılaşmamıştım.
Atiye, kusura bakma ama bu konuda bir ilki yaşattın!
Ben sana bir de tavsiyede bulunayım:
Sesine güven.
Dansçıların olmadan da o sahneyi yapardın bence.
Çünkü insanlar oraya öncelikle seni dinlemeye gelmişti.
Senin şarkılarını söylemeye gelmişti.
Elbette dans gösterisi de senin sahne performansının bir parçası olabilir. Buna itirazım yok.
Ama binlerce insan seni bekliyorsa ve bütün program senin çıkıp çıkmaman üzerinden kilitleniyorsa, bazen sanatçı olarak fedakârlık yapmak gerekir.
SOSYAL MEDYADA NELER SÖYLENDİ NELER!
Olayın ardından sosyal medyada yorumlar da peş peşe geldi.
Kimi kullanıcı:
“Zaten Kastamonu halkına yakışır biri değilmiş, iyi ki de çıkmamış.”
dedi.
Bir başka kullanıcı:
“O da biliyor ki müzikten çok dansçılar izleniyor.”
diye yazdı.
Bir başkası:
“Atiye diye biri mi kaldı Allah aşkına.”
dedi.
“Kadın hamile rahatsızlanmış, ne abarttınız” diyen de oldu.
“Dansçıları yokmuş, midesi bozulan kişi böyle olmaz” diyen de...
“Bidaha çıkarmayın” diyen de...
“Hani hastaydı:))” diye yazan da...
Hatta işi çok daha ağır noktalara taşıyan, “Siyonizme hizmet eden birisinden ne beklersin” gibi ifadeler kullananlar bile oldu.
Bir başka yorumda:
“3 kuruşluk insanlara 5 kuruşluk değer verirseniz sonuç bu olur.”
denildi.
Bir başka kullanıcı:
“Atiye yavaş gel, kendine gel.”
diye yazdı.
Bir başka yorumda:
“Böyle bir şeyin tazminatını buna ödetmeleri gerekli.”
ifadesi kullanıldı.
“Bir daha çıkarmayın, olsun bitsin.”
“Hani hastaydı?”
“Sonra yalandan hastaneye.”
“Kim bu, kendini bir şey sanıyor, sanki çok önemli biri.”
gibi yorumlar da arka arkaya geldi.
Hatta bir vatandaş:
“Atiye Türkiye genelinde konser verilmesin. Kastamonu'ma komşu saygısızlık yapamaz. Atiye çıkıp hesap verecek.”
diyecek kadar öfkelendi.
Bir başka kullanıcı ise belediyeyi eleştirerek:
“Belediyenizde akıl olsa 7,5 aylık hamile kadın ile konser anlaşması yapmaz...”
dedi.
Şimdi burada önemli bir ayrım yapmak zorundayım.
Bu yorumların tamamını doğru bulmuyorum.
Eleştiri yapılır.
Hesap sorulur.
Organizasyon sorgulanır.
Ama hakaret etmek, sağlık durumuyla ilgili elde kesin bilgi olmadan “yalan söyledi” diye hüküm vermek doğru değildir.
Benim yaptığım da bu değil.
Ben gördüğüm görüntüyü, bana anlatılanları ve sanatçının daha sonra yaptığı açıklamayı yan yana koyup soru soruyorum.
BELEDİYENİN DE HİÇ Mİ SUÇU YOK?
Var.
Eğer gerçekten 7,5 aylık hamile bir sanatçıyla konser anlaşması yapıldıysa ve sağlık durumu nedeniyle sahneye çıkma ihtimali göz önünde bulundurulmadıysa, belediyenin ve organizasyonun da kendisini sorgulaması gerekir.
Çünkü büyük organizasyonlarda B planı olur.
Sanatçı rahatsızlanabilir.
Uçak gecikebilir.
Dansçı gelemeyebilir.
Teknik arıza olabilir.
Her şey olabilir.
Ama binlerce kişinin önüne çıkıyorsanız, “Ne olursa olsun program nasıl devam edecek?” sorusunun cevabını önceden hazırlamak zorundasınız.
Aylarca hazırlanan festivalin bütün yükünü tek bir sanatçının sahneye çıkıp çıkmamasına bırakamazsınız.
Burada belediye çalışanlarının ve organizasyon ekibinin emeğini de unutmamak gerekiyor.
Sahne kuruluyor.
Ses sistemi hazırlanıyor.
Işıklar ayarlanıyor.
Güvenlik ekipleri görev yapıyor.
Belediye personeli çalışıyor.
Organizasyon ekibi aylarca uğraşıyor.
Binlerce insan alana geliyor.
Sonra bütün bu emek, tek bir sahne krizinin içerisinde kalıyor.
Bu da kabul edilebilir değil.
SON SÖZÜM ATİYE’YE...
Atiye’nin sosyal medya açıklamasını okudum.
“Dün gece Taşköprü’de sizlerle buluşamamış olmak beni gerçekten üzdü” diyor.
“Yaşadığım sağlık sorunlarına rağmen konser alanındaydım ve sahneye çıkmaya hazırdım” diyor.
“Gecenin ilerleyen saatlerinde rahatsızlığımın artması üzerine hastanede tedavi gördüm” diyor.
“Bugün çok şükür daha iyiyim” diyor.
Ve Taşköprü halkına yeniden geleceğini, yarım kalan şarkılarını birlikte söyleyeceklerini söylüyor.
Ben de diyorum ki:
İnşallah gel.
Ama bu kez seyircini bekletme.
Bu kez her şeyi baştan planla.
Dansçıların da gelsin.
Sen de gel.
Ve çık sahneye.
Çünkü Taşköprü halkı sana kızmış olabilir ama bu işin en güzel çözümü yine sahnedir.
Fakat bir şeyi de unutma:
Sizi sahneye taşıyan insanlar seyircidir.
Onların zamanına, emeğine ve beklentisine saygı göstermek zorundasınız.
Ben yıllardır bu sektörün içerisindeyim.
Sanatçının da hakkını bilirim, organizatörün de emeğini bilirim, seyircinin ne çektiğini de bilirim.
O nedenle bugün sana açıkça söylüyorum Atiye:
Sağlık problemin gerçekten yaşandıysa Allah şifa versin. Buna diyecek sözüm yok.
Ama sahne arkasındaki görüntüler, dansçılarını ısrarla sorman ve “dansçılar olmadan çıkmam” şeklindeki tavrın ile sonrasında yapılan “gıda zehirlenmesi nedeniyle sahneye çıkamadım” açıklaması arasında kamuoyunun kafasını karıştıran ciddi bir görüntü oluşmuş durumda.
Ben de bunu sorguluyorum.
Kusura bakma ama binlerce insanı ayakta bekletmek, bir dansçının orada olmaması nedeniyle sahneye çıkmamak ve ardından ortaya çıkan bu tablo bence doğru bir yol değildi.
Hele ki gerçekten mesele sadece dansçıların gecikmesiyse...
Bunun adı benim gözümde seyirciye yapılmış büyük bir ayıptır.
Ve son kez söylüyorum:
Mazhar Alanson şapkası olmadan çıkmadı diye duyduk.
Ama dansçıları olmadan çıkmayan sanatçıyı da ilk kez gördüm.
Bravo Atiye!
Benden sana son bir tavsiye: Sesine güven. Dansçıların olmadan da o sahneyi yapardın.