Sıkı para politikasında ki gevşeme sinyalleri ve Orta Vadeli Programın açıklanmasından sonra sanki 2027 yılında bir erken seçim olacakmış gibi bir durum sezmekteyim.

Malum seçimler olmadan önce piyasaların görünümünün iyileşmesi ve halkın gelirinin yükselmesi özellikle iktidarlar için son derece önemlidir.

Özellikle Orta Vadeli Programda ortaya konulan makroekonomik göstergeler seçimin 2027 yılında yapılacağını kesin bir ifadeyle ortaya koymaktadır ki gerek vatandaş, gerek şirketler gerekse de piyasa oyuncuları hesaplarını bu gerçeklikle yapmalılar.

Rakamların bunu ortaya koyduğunu ifade etmenin yanında seçim sonrası ise harcama kalemlerinin eski boyutlara döneceğini de ayrıca kabul etmek son derece önemlidir.

Şöyle ki kaynak aktarımı olarak ifade edilen sermaye transferi bütçe kaleminde 2026’dan 2027’ye yaklaşık yüzde 130’luk bir artış olacağı öngörülürken 2027’den 2028’e ise yaklaşık yüzde 46 bir düşüş olacağı öngörülmektedir.

Ülkemizde her seçim döneminde maalesef aynı ekonomik yaklaşımlar uygulanmakta ve seçim sonrasında vatandaş yine ekonomik anlamda sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Sadece ülkemizde değil dünyanın özellikle ekonomik anlamda sorun yaşayan ülkelerinin tamamında aynı yanlış stratejiler izlenmektedir.

İzlenmesi gereken doğru strateji ülkenin bir ekonomi politikasının olması ve seçimde olsa eğer doğru ekonomi politikası uygulanıyorsa o politikadan asla ama asla vazgeçmemektir.

Bütçede ki sermaye transferi kaleminde bakınız neler var; kimi zaman kişilere kimi zaman ise kurumlara ulaşım aracı, makine, demirbaş ve inşaat işleri vs vs.

Şimdi bu kalemler bir yılda yüzde 130 artar diğer yılda ise yüzde 45 düşerse artışın yaşandığı yıl o ülkede kesinlikle seçim var demektir.

Tabi burada ciddi bir sorun yaşanılmaz ise seçim vardır demek çok daha doğru bir ifade olacaktır.

Bunun yanında cari transfer kaleminde de yaklaşık yüzde 46 düzeyinde bir artış vardır ki bu artışla da vatandaş arasındaki gelir dengesizliği giderilmeye çalışılacaktır.

Cari transfer kaleminin içerisine gelir dağılımını düzenlemek, sosyal refahı sağlamak adına girişimlerde bulunmak, devletin belirli kurum veya kuruluşları desteklemek amacıyla yapacağı hibe yardımları tamamen girmektedir. Bu çerçeveyle vatandaşın maddi anlamda destekleneceği ön plana çıkmaktadır.

Devletin direkt kendisi tarafından yapacağı yatırım kalemlerinde ki artş yaklaşık yüzde 4 oranıyla sınırlı kalırken; mal ve hizmet alımında ki artış oranının yaklaşık yüzde 45 oranında ki artışla 2027 yılında 2 trilyon 184 milyara çıkması öngörülmektedir.

Diğer taraftan bütçede ki faiz harcamalarının ise yaklaşık yüzde 41 oranında artması ise bütçenin bir diğer yönünü ortaya çıkarmaktadır. Yani bir yanda vatandaş maddi anlamda desteklenmeye çalışılırken diğer tarafta faize yani boşa giden bir büyüklüğü görmek açıkçası tablonun hiçte iç açıcı olmadığının bir göstergesidir.

Ayrıca tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşlarımızın desteklenmesi de 2027 yılında artış yaşanacak kalemler arasında yer almaktadır.

Tüm bunlara ek olarak emekli aylıklarıyla yapılan bir çalışmanın yanında aile gelir sigortası adı verilecek olan ailelere sabit gelirin sunulacağı bir çalışmanın da 2027 yılında vatandaşa verilecekler arasında olduğunun altını çizmek istiyorum.

Seçim ekonomisi güzel esen kısa bir rüzgar olarak kalmamalı aksine vatandaşa her zaman serinlik verecek bir rüzgar olarak kalmalıdır.

Seçim ekonomisiyle bütçenin bozulmasına müsaade edilmemelidir. Çünkü o bütçeyi düzeltmek için yine çok çalışılması gerekecektir.