Geçtiğimiz hafta bulunduğumuz coğrafi bölgeyi yakından ilgilendiren ve baş aktörlerden birisi olduğumuz Mekke Ortak Savunma Anlaşması Suudi Arabistan’da anlaşmaya konu olan üç ülkenin devlet başkanları tarafından imzalandı.

Dosta güven düşmana ise korku veren bu anlaşma gerek bölge ülkelerinde gerekse de bölgeye uzak konumda olan ama bölge ile yakından ilgilenen ülkeler tarafından yakından takip edildi.

Takip edilmesinde ki en büyük sebep anlaşmaya varan ülkelerin her birinin farklı özelliklerinin ön planda olmasıydı.

Öyle ki Türkiye savunma sanayi ve siyasi alanda, Suudi Arabistan mali güç alanında ve Pakistan ise nükleer güç anlamında son derece önemli konumda olduklarından her bir gücün bir araya gelmesiyle her alanda ciddi bir caydırıcılık hali ortaya konulmaktadır.

Kanımca asıl önemli olan ise bu ülkelerin Müslüman ülkeler olması çok daha ön planda olan bir durumdur.

Ayrıca coğrafi anlamda da bir üçgen oluşturan bu üç ülkenin bir araya gelmesi çok daha geniş bir coğrafyayı da etki alanına alarak hareket edileceği anlamını taşıdığı için de oldukça önemlidir.

Son dönemde ülkemizde savunma sanayine yapılan yatırımların yanında özellikle harp alanında neyi nerede nasıl yapılacağıyla ilgili olarak alınan yol oldukça ciddi seviyededir.

Hala tam anlamıyla sonuçlanmayan İran, İsrail ve ABD arasındaki savaşta özellikle Orta Doğu ülkeleri savaş anında nasıl davranılacağını bilemedikleri için ciddi yaralar almışlardır.

Alınan bu yaralar Orta Doğu ülkelerini yeni arayışlara iterek savaş alanında yeni iş birlikleri arama yoluna itmiştir.

Suudi Arabistan ise son derece yüksek seviyelerde ki maddi gücünü kullanarak her alanda bu gücünü kullanmak niyetindedir.

Atılacak olan her adımda maddi gücün önemi herkes tarafından bilindiğinden bu konuya çok ayrıntılı bir şekilde girmeye de pek gerek olmadığından üstünden geçerek maddi imkanların iyi olmasının rahat yol alınabilmesi için gerekli olduğunu kısaca belirtmek isterim.

Anlaşmanın diğer üyesi olan Pakistan’ın ise nükleer güce sahip olan tek İslam ülkesi olması açısından çok ama çok önemli bir noktada olduğunun altını önemle çizmek istiyorum.

Hem nükleer güce sahip tek Müslüman ülke hem de 250 milyonun üstündeki nüfusu ile anlaşma ülkelerinin en kalabalığı konumundadır.

Her üç ülkenin bu özelliklerinden ötürü bir araya gelerek bir savunma anlaşması imzalaması hem çok gerekli hem de bölge için son derece önemlidir.

Hatta bu anlaşmaya daha başka ülkelerinde katılması gerek bölge için gerekse de İslam dünyası için hayati öneme sahip bir durumdadır.

Müslüman ülkeler bir araya gelmediği müddetçe İsrail’in bölgede insanlara yaşattığı zulmün sonu gelmeyeceği için bu anlaşmaya diğer Müslüman ülkelerde katılmak zorundadırlar.

Tüm bunlara ek olarak dünyada yaşanan gelişmeler İslam ülkelerini bir arada olmaya adeta zorlamaktadırlar.

Mekke anlaşmasının yeni katılımlarla genişlemesi İslam ülkelerine huzur İslam karşıtı ülkelere ise huzursuzluk getirecektir.

İslam dünyası bunu yapabilecek güç, kuvvet ve kudrettedir.