Bulunduğumuz coğrafya belki de dünyanın en riskli ve en problemli coğrafyalarından biri.

Bu coğrafya da yaşamanın da ülke olmanın da bir bedeli olduğu için ülke olarak her an bu bedelleri ödedik, ödüyoruz ve gelecek dönemlerde de ödeyeceğiz gibi duruyor.

Her bakımdan güçlü olmazsak bizi dört bir koldan çevireceklerini bilerek politika üretmeliyiz ki kimse ayağımıza taş değdiremesin.

Kıtalararasında bulunmamız sebebiyle elimizde ciddi ve güçlü kaynakların bilinciyle hareket ettiğimiz taktirde her zaman ciddi kazanımlar elde edeceğimizin bilincinde olmalıyız ve ona göre hareket etmeliyiz.

Fırsatları kaynaklara tehditleri ise kazanımlara çevirerek yolumuza devam etmeliyiz ki her şartta kazanan ülke olarak biz olalım.

Bunu yapabilmek için ilk şart ekonomik bağımsızlığımızı kazanmak ve ekonomik anlamda güçlü olmaktan başkası değildir.

Eğer ekonomik anlamda güçlü olursak üretimde de, sanayide de, tarımda da, savunma sanayinde de vs. vs. birçok alanda güçlü oluruz.

Güçlü olduğumuz noktada da müreffeh bir yaşam biçimiyle vatandaşımız yaşar ki bu da aslında her ülkenin vatandaşı için amaçladığı ana hedeflerden bir tanesidir.

Vatandaşın rahat yaşayabilmesi için de ilk yapılması gereken vatandaşın alım gücünün artırılmasından başkası değildir.

İnsanların alım güçleri ne kadar yükselirse yaşamdan alacakları da haz da o denli yükselir.

Diğer taraftan insanların alım güçleri ne kadar düşerse de yaşamdan ve hayattan alacakları zevkte haz da o denli düşecektir.

Bunun yani alım gücünün yükselmesi için de mali disiplinin ve para politikası kararlarının hedefler doğrultusunda devam ettirilmesi gerekmektedir.

Evet bu anlamda bulunduğumuz coğrafyada jeopolitik riskler o kadar bozuk ve düzensiz ki bu coğrafya da mali disiplini devam ettirmek çok zor bir hal almış durumdadır.

Ama ne kadar risk artarsa artsın ve bozulsun biz mali anlamdaki hedeflerimizden taviz vermeden hayatımıza devam etmek zorundayız.

Ekonomi yönetimimizin bu anlamda aldığı kararlar ve uyguladığı politikalar oldukça yerinde ve isabetlidir.

Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yaptığı şu açıklamalar bu yerindeliği göstermesi açısından son derece önemlidir.

Bakan Şimşek şöyle ifade ediyor;

· Jeopolitik gelişmelerin olumsuz etkilerine rağmen mali disiplini koruyoruz.

· Dezenflasyonu desteklemek amacıyla eşel mobil uygulaması kapsamında önemli ölçüde vergi gelirinden feragat etmemize ve iç talepteki dengelenmenin gelir performansı üzerindeki etkilerine rağmen bütçe hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz.

· Borç yükünün azaltılmasında önemli bir faktör olan faiz dışı bütçe fazlası ocak-temmuz döneminde geçen yıla göre 228 milyar TL artarak 470 milyar TL'ye ulaştı. Finansman koşullarını gözeterek yurt içi borç çevirme oranımızı yüzde 87 seviyesinde tuttuk.

· Gelir politikalarımızda artan etkinlik ve güçlenen harcama disiplini ile sağladığımız mali alanı öncelikli alanlara yönlendirmeye ve dezenflasyon sürecini desteklemeye devam edeceğiz.

Burada bahsedilen konuların tamamında disiplinin korunması ve devam ettirilmesiyle gelecek dönemler de aynı disiplin içerisinde devam ettirilecektir.

Mali alanda verilecek en ufak tavizin faturasının çok ağır olacağı bilinerek hareket edilmelidir.