CHP’de olay aynen şu: “Bu tutmuş, bu kesmiş, bu pişirmiş, bu yemiş, bu da hani bana hani bana demiş!”
Mahkemede muhbir CHP’li, ihbar edilen CHP’li, sanık CHP’li… “Suçlu” denilince herkes birbirini işaret ediyor. Kapalı kapılar ardında herkesin ayrı bir lobisi, ayrı bir fobisi, ayrı bir muhbiri… Herkes konuşmaktan çekiniyor… Herkes her an diğer cepheye gammazlanacağı ihtimaline karşı müteyakkız davranıyor. Çünkü kimsenin kimseye güveni kalmamış. Herkes birbirini muhbir sanıyor.
CHP’de yalan rüzgârları esiyor. Çok başlılık hüküm sürüyor. Biri diyor Özgür Özel, biri diyor Ekrem İmamoğlu, biri diyor Kemal Kılıçdaroğlu, biri diyor Mansur Yavaş… Yalnız Mansur Yavaş denilince sesler fısıltıya dönüşüyor. Belli ki derin CHP, bu ismin yıpranmasını istemiyor.
Her tarafa yeşil yakıp, ikiyüzlülüğü siyaset vehmeden fırlamalar var bir de… Taraflar arasında laf taşıyan, fitne fücur çıkaran ve bundan nemalananlar. Keşke taraflar yüz yüze gelse de şu tenhalarda fısıldayarak ortalığı karıştıranları davulla zurnayla ifşa etse…
Bildiğiniz gibi Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel arasında kıran kırana bir rekabet var! Kabul edin, bu ikisine de zarar verdi… Anlayacağınız bu iki isim açıkça birbirini yedi!
Mutlak Butlan da sanıldığı kadar işe yaramadı. Çünkü Özgür Özel, bu rüzgârı arkasına almayı başaramadı. Mağdur edebiyatları da hukuki dayanakları olmadığı için toplum nezdinde futbol kadar olsun gündem oluşturmadı. Özgür Özel mi Kemal Kılıçdaroğlu mu polemiği ise zaten gazete okuma oranı oldukça düşük halkımızın ilgi alanına dahi girmedi… Sadece bir kısım basın mensupları arasında tartışılan bir mevzu olarak sıkıştı kaldı.
CHP’ye destek veren iş insanları ise aynen Amerika zihniyetli. Her birine umut vadediyorlar. Her birinin nabzına göre şerbet veriyorlar. Her birine randevu verip desteklendiğini düşündürüyorlar. Siyasi hırsını, gururunu okşuyorlar… Her bir adayın yanında diğerlerini çekiştiriyorlar. Gerçekte ise kimse için kimseyle “kötü” olmuyorlar. Sonuçta hangisi başarsa kârlı çıkacaklar. Dolayısıyla bu tarihî maçı ellerini kirletmeden, çekirdek çitleyerek, tribünlerden seyrediyorlar.
Dün CHP’lilerin “Hak Hukuk Adalet” sloganlarıyla göklere çıkardıkları, Gandhi Kemal dedikleri Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Ö. ve fanatikleri tarafından diri diri gömülüyor. “Sokağa çıkamazsın” tehditlerine, “hain” gibi hakaretlere maruz kalıyor. Vaktiyle Bülent Ecevit’e yapılan orantısız, vahşi taarruzların benzeri Kılıçdaroğlu’na yapılıyor.
CHP’de liderlik için yarışan siyasi figürler, birbirlerini itibarsızlaştırırken tabana da kötü örnek oluyor. Mesela Özgür Özel’in fanatikleri, Kemal Kılıçdaroğlu’na destek verenleri bir kaşık suda boğsa doymaz. Taraflar, karşılaştıkları yerde yaka paça kavgaya tutuşuyor…
İşte CHP tabanı, bu husumeti de anlayamıyor. Tıpkı Özgür Özel CHP’sinin, hukuki dayanağı olmayan masum edebiyatlarını anlayamadığı gibi…
Hâliyle söz konusu isimler de halk nezdinde irtifa kaybediyor.
Bu kaotik ortamda Mansur Yavaş daha istikrarlı bir ilerleme kaydediyor. Çünkü bir kısım CHP’liye göre, Mansur Yavaş, Özgür Özel gibi “vakitli vakitsiz” konuşmuyor. Öfke kontrolü var. Özgür Özel gibi çatallı sesiyle etrafa bağırıp çağırmıyor. Çok konuşmuyor. İnsanları irite etmiyor. Bu yüzden öne çıkıyor işte!
“Karı…”
Bir kısım CHP’lilere göre Özgür Özel’in “ağzının ayarı da yok… Öfke kontrolü de… Birine diyor ki “ahlaksız”, diğerine diyor “deli karı…”
Sanki annesi yok… Sanki İzmir’de, FETÖ’nün Yamanlar Koleji mezuniyet töreninde ödül takdim ettiği kızı yok! Sanki çocukları ağaç kovuğundan çıkmış; evinde karısı yok! Öyle tiksinç, cinsiyetçi bir ağız kullanıyor…
Tabii CHP’li kadınların bu üsluba dişlerini gıcırdattıklarını, mecburen tahammül ettiklerini tahmin etmiyor. Sonuçta bu “karı” ifadesi, CHP’li kadınların da izzeti nefsine dokunuyor.
Şaşırtıcı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun da bu konuda tek eleştiri getirmemesi. Acaba Bay Kemal’in yaptığı bu vakayı görmezden gelmesi mi; yoksa -daha tehlikelisi- hiç farkında olmaması, olağan karşılaması mı?