Vallahi ömrümüzü tükettin Hoca, ömrümüzü!

Siyasi hayatın boyunca partidekilerin de milletin de ömrünü tükettin.

Bir sen, iki Bülent Arınç…

Aldınız mı sazı elinize, susturabilene aşk olsun!

Dört sayfa veda mı olur?

Bay bay dersin, hoşça kal dersin, Allah’a ısmarladık dersin… Yoook, oturmuş bilimsel makale yazmış… Tamı tamına, dolu dolu, kuru sıkı dört sayfa… (Yanlış anlaşılmasın, “kuru sıkı” derken kupkuru dilini ve sıkıcılığını kastediyorum…)

Hadi kendine acıman yok… Bari millete acıyıp başta birkaç satırlık bir abstract yazsaydın…

“Bilimsel bir makalede abstract (öz), araştırmanın amacını, yöntemini, bulgularını ve sonucunu özetleyen kısa ve net bir metindir. Genellikle 150-250 kelime arasında değişir ve çoğunlukla tek bir paragraftan oluşur. Okuyucunun makalenin tamamını okuyup okumayacağına karar vermesini sağlar.

Ay Allah sizi inandırsın, bu son kısma çok güldüm. “Okuyucunun makalenin tamamını okuyup okumayacağına karar vermesini sağlar” diyor ya… Keşke kütlenin başına bir özet koysaydın da millete, bu veda kütlesini okuyup okumama konusunda bir tercih yapma hakkı tanısaydın.

Bilge adam! Yiğit adam! Veda kütlenin başına bir abstract koysan, kalıbımı basarım kimse bu kütlenin devamını okumazdı.

Bunu sürekli kitap okuyan sıkı bir okur olarak söylüyorum. Yazı dili bu kadar tekdüze ve sıkıcı bir hocanın yazılarını ancak kendisi okur.

Yenişafak’taki eski yazılarına baktım… Yine kalıp kalıp cümleler ve yine aynı sıkıcılık…

Koskosa Kiziroğlu, “bir bilge adam, bir yiğit adam” millete kendi sıkıcılığını zorla dayatmalı mıydı?

“Bilge ve yiğit adam” kısmına gelince… Görece kavramlar bunlar. Kendini “Bilge” olarak tavsif etmen, belki bir nebze “bilmenin kibri” derekesinde dahi olsa tolere edilebilir de “yiğit” derken? İstersen anket yaptır... Güldürme insanı, son derece tipik kariyerist bir devlet memuru tipolojisinde olan birisin sadece.

Üzgünüm ama “Yiğit” denince Türk siyasetinde akla gelen ilk kişi malum ama sen son kişi bile değilsin. Yazdırdığın marşta “dünya tanır” diyorsun ama dünyada da iz bırakamadın. “Oğlum” dediğin FETÖ’cü Ahmet Balık dışında kimse seni anmıyor, hatırlamıyor.

Türkiye’de dışişleri bakanı, başbakanlık yapmış biri olarak Cem Küçük’ün tutuklanması kadar olsun gündemde kalamaman üzücü olsa da bunun kanıtı bence…

Küçük Cem …

Bir CIA ajanı olsaydınız Türkiye’de kitabınızın çevirisini kime yaptırırdınız? Hanry Barkey, tıpkı Osman Kavala gibi 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturmada hakkında yakalama kararı olan bir Yahudi.

Henri Jak Barkey, İzmirli Musevi bir ailenin çocuğu olarak 1954 yılında İstanbul'da doğdu. ABD ve Türkiye vatandaşlığı bulunmaktadır. Doktorasını Pennsylvania Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünde tamamlayan… Bak İzmir diyorum… Pensilvanya diyorum… CIA ajanı diyorum… 15 Temmuz darbe girişiminde Osman Kavala gibi rol aldı diyorum…

Peki bu ajanın kitabını kim çevirdi? Cem Küçük…

Medyada Cem Küçük’le derdi olan veya olmayan hiç kimse bu konuda ağzını açmıyor! CIA korkusundan mıdır nedir… Hepsi üç maymunu oynuyor. Neyse devam edelim…

Graham Fuller… Eski CIA Ulusal İstihbarat Konseyi Başkan Yardımcısı. CIA’nın Ortadoğu istasyonlarında ve bilin bakalım hangi ülkede görev yapmış? Türkiye’de tabii ki…

Graham Fuller, Türkiye’yi takıntı haline getirmiş bir CIA ajanı! O kadar ki kızının adını Ankara koymuş! Samantha Ankara Fuller! Fuller o kadar görev adamı bir CIA ajanıdır ki kızı Samantha Ankara’yı, Boston Maratonu saldırısını düzenleyen Çeçen asıllı Tsarnaev kardeşlerin amcası Ruslan Tsarnaev ile evlendirmişti! Yani burada terör eylemleri ile CIA bağlantısı var mı yok mu varın siz düşünün!

Cem Küçük, Fuller’in kitabını da çevirmiş…

Zonguldak’ta ışık evlerinde büyütülmüş olduğundan bunda şaşılacak bir şey yok.

Ha bir de Adnan Oktar’ın kitaplarını da editlemiş ve Oktar’ın “yedirtmeyiz” dediği biri…

Geçelim…

15 Temmuz’un zeminini hazırlayan, Ergenekon ve Balyoz davaları sürecidir. Bu davalarla Türk silahlı kuvvetlerine F tipi operasyon düzenlenmiştir.

Peki bu TSK kumpasına odun taşıyanlar kimlerdi? Mehmet Baransu ve Şamil Tayyar!

Mehmet Baransu içeride, Şamil Tayyar dışarıda!

Eeee? Cem küçük TGRT’de kiminle program yapıyordu? Şamil Tayar’la!

Şimdi TGRT bu isimleri neden istihdam etti acaba? İsmi LGBT skandallarıyla gündeme gelen birilerine kaset kumpası kurulmuş olabilir mi?

Şantajla montajla kumanda edilen iş insanlarının kulağına küpe olsun! Yahu er ya da geç ortada bir şantaj varsa, illa ki ortaya çıkıyor. O halde esiri olmaya ne gerek var?

Her gün öleceğinize bir kere ölün, adam gibi ölün de ite kopuğa oyuncak olmayın!

TGRT’YE

Biliyordunuz… Bile bile alan açtınız. Adalet Bakanı Akın Gürlek bunu bilmiyor mu? Bu milletin Milli İstihbaratı kurumda pişpirik mi oynuyor sanıyorsunuz? İçişleri Bakanlığı göz mü yumdu yani?

Koskoca bir TV kanalı olarak 15 Temmuz güzellemesi yapacaksın, bunları kanala yuvalayacaksın bu ne yaman çelişki!

Ergenekon, Balyoz kumpasında içeride şehit olan, şantajlarla intihar ettirilen onca askerin yüzüne nasıl bakıyorsunuz?

Tek kelimeyle yazıklar olsun diyorum.